Bir şapkadan tavşan çıkarmadıkları kaldı

Bir şapkadan tavşan çıkarmadıkları kaldı
Bir şapkadan tavşan çıkarmadıkları kaldı
8 Eylül'de İstanbul'da konser vermeye hazırlanan Red Hot Chili Peppers'ın St. Petersburg konserini yerinde izledik. Türkiyeli hayranları önden buyursun
Haber: ERAY AYTİMUR - erayaytimur@yahoo.com / Arşivi

Dünyanın en güzel ve melek insanlarından biri, Halil Ergün’ün evinde ikonam Seyyal Taner gelinceye dek yıldız çiçeklerini, şebboyları, coşup taşmış semizotlarını ve beyazlı beyazsız kumruları seyretmekten son derece mutluydum. Lakin saadet dolu o dakikalarımın ana fikri “Çabuk Aylin Aslım’ı ara” mesajıyla bir anda değişiverdi. Öğrendim ki, Turk Tuborg Carlsberg’in etkinlik, sponsorluk ve iletişim ‘Ecesi’ Ece Duyar’ın organizasyonuyla yaklaşık 16 saat sonra St.Petersburg’a Red Hot Chili Peppers izlemeye gidiyormuşum, 19 Temmuz sabahı yola koyulduk. St. Petersburg’daki Tuborg Greenfest’e gidiyorduk. Masal kitaplarından fırlamış şehirde RHCP’ı önce ve önde izleyecektik. Fakat ülkemizin güzelim bir festivali yasakların çelmesine henüz takılmışken ortalama bir festival ruhunu başka bir ülkede tecrübe etmek sanki biraz da umut kırıcıydı.
Neyse, Petrovsky Stadı’na geldik. Şehrin bu en büyük stadı futbol müsabakalarının yanı sıra konserleriyle de revaçta. 2005’ten beri düzenlenen Tuborg festivalleri kapsamında Metallica, Linkin Park, The Rasmus, Jamiroquai, Fat Boy Slim, PINK,30 Seconds To Mars ve daha pek çok ekibe sahne olmuş. RHCP konseri öncesinde ise Rastafarian bisikletçiler, rengârenge boyanan saçlar, yeşil duvaklı gelinlerin iştirak ettiği ‘mahsusçuktan’ nikâh törenleri, horsefeetler ile yerden yüksek erkekler, patenli yeşil- beyaz sülün kızlar, adım başını mesken tutmuş haşlanmış mısırcılar, gitarlı Vikingler, baloncuk çıkaran polislerle şenlenmişti Petrovsky çevresi. İçki satışı saat 17.30’da başladı ve konserin başladığı 20.40’a kadar kimse kimseye bulaşmadan kafa çekti, eğlendi. Ortalık bira kutusu mezarlığına dönmedi. Tuvalet kuyruklarında rezalet çıkmadı. Biz Türkiyeliler için enteresandır tabii, yanı başımızdaki kanala ne çöp ne tuvalet muamelesi yapıldı. Her şey sinir bozucu şekilde yolundaydı.
İçeri geçtik. Saha içindeki mahşeri kalabalığa karşın tribünler yeterince dolu değildi. Ama pembe çoraplı Flea’nın darbeli matkap misali bas partisiyle coşku dozu tepelere fırlayınca ’Monarchy of Roses’ ve ‘Around The World’ ile gösteri başladı. ‘Dani California’, ‘Otherside’, ’Factory of Faith’ derken RHCP vokallerinin aranılan ismi, bıyıklı bir kişi olan Anthony Kiedis de iyi, hoştu ama seyirciyle muhatap olmadı pek.
Âşık atışmasına daldılar adeta, ‘Can’t Stop’ ve ‘Soul to Squeeze’ ile başlayıp ‘Look Around’ ile devam ettiler. Bu arada Josh Klinghoffer’in eli pek güzel gitar tutsa da grubun John Frusciante aroması bir daha geri gelmez herhalde. Tutuk mu yoksa çekingen mi desem bilemedim, Klinghoffer RHCP bağlamına halihazırda uzak gibiydi. ‘The Adventures of Rain Dance Maggie’, ‘Universally Speaking’, ‘Suck My Kiss’, ‘Under The Bridge’den sonra ise beklenen kıyamet koptu, çünkü ‘Californication’ başladı. Öpüşen çiftlerin, çığlıkların ve tabletli çekimlerin sayısı kademeli biçimde artıp ‘By The Way’de son bulunca biz de hatırlamış olduk, aslında tüm yeni parçaların eskiler daha çok çalınsın-sevilsin diye yapıldığını.
Bir tek saniyeyi bile boş bırakmadıkları 90 dakikanın ardından ‘Spasiba-Teşekkürler’ diyerek inen RHCP yaklaşık 11 dakika sonra, ısrarlı alkışlar eşliğinde sahneye geri döndü. Bu konserin bence yıldızları olan Chad Smith ve Mauro Refosco’nun uzatmalarda şapkadan tavşan çıkarmadıkları kaldı. ‘Snow’, ‘Ethiopia’, ‘Give It Away’ ve kapanış doğaçlamasının eşliğinde ekrandaki görüntüler, mikrofon ve monitörler çatlayıp patlamaya başlayınca Flea’nin ‘Canlı müziği destekleyin’ talkını ardından bir RHCP konseri daha acısıyla tatlısıyla sona erdi.
8 Eylül ’de Santralistanbul’da canlı müziği kimin ne kadar destekleyeceği kaygım ve ben ‘Beyaz Geceler’in bitimsiz aydınlığında bize yakışır bir şekilde dağılırken dünyanın neresinde olursa olsun, müziğin özgürlüğüne hizmet eden tüm kişi ve kurumları RHCP hatırası yeşil süngerler ile selamladık, hem de en metaliğinden.