Bir teknede üç dev adam birden

Soygun filmlerinin belirli bir gelişimi, işleyişi vardır. İlk bölümde zorunlu olarak soygun hazırlıklarını bütün ayrıntılarıyla izleriz.
Haber: Sevin OKYAY / Arşivi

KOMPLO
THE SCORE
Yönetmen: Frank Oz
Senaryo: Daniel E. Taylor, Kario Salem
Oyuncular: Robert De Niro, Marlon Brando, Edward Norton, Angela Bassett

Soygun filmlerinin belirli bir gelişimi, işleyişi vardır. İlk bölümde zorunlu olarak soygun hazırlıklarını bütün ayrıntılarıyla izleriz. Karakterleri bir ölçüde tanırız, sonra esas olayın heyecanı baskın çıkar. Üçü de kendi kuşaklarının en iyisi sayılan üç aktörü: Marlon Brando, Robert de Niro ve Edward Norton'u bir araya getiren 'Komplo' da (The Score) bir soygun filmi.
Frank Oz, işin hareket kısmına pek aldırmamış. Daha çok, soyguncuların karakterlerini ön plana çıkarmış, onların iletişimlerini vurgulamaya çalışmış. Oyuncularının ustalığı, en büyük silahı. Ne var ki, eline geçen fırsatı bir anlamda yitirmiş sayılır. Çünkü karakterleri arasındaki iletişimi hissetsek de, oyuncularının alışverişi umulan düzeye varamıyor. Biz bir daha Brando, De Niro ve Norton'u ne zaman bir arada görürüz? Ne yazık ki 'Komplo', örneğin 'Heat'teki Pacino-De Niro-Kilmer etkileşimini yakalayamıyor. Bir soygun filmi olarak da klişelerden ibaret.
Buna karşılık, çağının teknolojisine ulaşmış bir soygun filminden söz ediyoruz. Oyuncuları da tek tek iyi. Gerçi Norton, biraz da karakterinin ikilemi nedeniyle ('Primal Fear'daki gibi ikili, aldatmacalı bir karakteri oynuyor) biraz 'abartılı' ve heveskâr kalmış ama, gittikçe gelişen cüssesinin ardından zaman zaman (özellikle gölgede kaldığı sıralar) 'İhtiras Tramvayı'ndaki o unutulmaz delikanlının kıvılcımlarını püskürten Brando karizmatik, son yıllardaki ekonomik oyunculuğunu sürdüren De Niro da bence mükemmel.
Nick (De Niro), bir caz kulübü sahibi, aynı zamanda usta bir kasa soyguncusu. Son bir voli vurup işi bırakmak niyetinde. Son yılların bütün soygun filmi kahramanları gibi. Ona iş veren şahıs Max'in (Brando)
ısrarıyla Montreal Gümrük Deposu'ndaki son derece değerli, mücevherle kaplı altın bir asayı çalmaya razı oluyor. Böylece büyük bir para vurup, hostes sevgilisinin (ziyan olmuş bir Angela Bassett) isteğini yerine getirecek, soygun işlerini bırakıp onunla evlenecek. Ama bu işte, gümrük deposunda çalışan ve beyin özürlü numarası yapan Jack'le (Norton) işbirliği yapması gerekecek. Böylece iki temel kuralını ihlal edecek: Kendi şehrinde çalışma ve tek başına çalış.
Evet, her şey klişeler üzerine kurulu (ama ayrıntılar farklı ve özenli), her şey de bir mil öteden belli oluyor. Gene de, 'Komplo', sakin bir gerilim izlemek isteyenleri temiz işçiliğiyle etkileyecek. Rob Hahn, atmosfer yaratan nefis görüntüleriyle filme katkıda bulunuyor. Özellikle Nick'in caz kulübü ve evi tasarım açısından da harika. Jack'e ister istemez hak veriyoruz: Karşımızda zevk sahibi bir adam var. Ayrıca Nick, işini iyi bilen, hırsa kapılmayan, dürüst bir kişi, yani tam bir profesyonel.
Ruhu okşayan müzik
Filmin müziği de ruh okşuyor. Doğrusu Howard Shore'dan, Miles Davis tınılı trompetlerle böyle bir müzik beklemezdim. Son yıllarda pek ticari olmuş gibi bir hali vardı. Meraklısına belirtelim: Nick'in kulübünde Cassandra Wilson ve Mose Allison'ı da izleyeceksiniz. Robert De Niro, kimine pek 'ekonomik' görünmüş olsa da, Nick'in ruhuna girerek, abartısız tarafından bir Metot oyunculuğu sunmuş. 'Komplo', sakin bir soygun görmek isteyenler için biçilmiş kaftan. Zaten, birbirlerine pek ulaşamamış olsalar bile, oyuncuları için de görmeye değer. Ayrıca, 'Hacker'ı oynayan Jamie Harrold'a ve Nick'in koruması, Kanada Kızılderilisi aktör Gary Farmer'a ('Dead Man'in Nobody'si) dikkat...