Biraz bu dünyalı biraz öte dünyalı

Biraz bu dünyalı biraz öte dünyalı
Biraz bu dünyalı biraz öte dünyalı
Oscarlı oyuncu Cate Blanchett, bu hafta Joe Wright'ın 'Hanna'sında zamane cadısı olarak arzı endam ediyor. Malum; cadı, elf ya da kraliçe hiç fark etmez, büyülü karakterler Blanchett'tan sorulur
Haber: SENEM AYTAÇ - senem@altyazi.net / Arşivi

Cate Blanchett, 1998’de Elizabeth rolüyle perdede arz-ı endam ettiğinde yeteneğinin boyutlarını da göstermişti. Sonrasında hızla, ‘Yetenekli Bay Ripley’, ‘Erkeğin Gözyaşları’, ‘Haydut’ gibi filmlerde yeteneğinin kraliçe rolüne has olmadığını kanıtladı Avustralyalı oyuncu. Yeni yeni oluşmaya başlayan perde personasına Kraliçe Elizabeth’den de güçlü bir damga vuracak bir rolle, ‘Yüzüklerin Efendisi’nin efsunlu elf kraliçesi Galadriel ile karşımıza çıktı daha sonra. Dünya tarihinin sert kraliçesinden, Orta Dünya’nın zarif, uçucu elfine dönüşen Blanchett’in bundan sonraki oyunculuk yolculuğu da, giderek daha da hayranlık uyandırıcı bir biçimde farklı karakterler ve dünyalar arasında gidip gelmeye başladı. Bu yolculuğu çeşitlendiren, sadece Blanchett’in kılık değiştirebilme, farklı aksanlarla konuşabilme gibi yetenekleri değildi. Aynı zamanda büyük bütçeli Hollywood filmleri ile Amerikan bağımsız sineması, sinema ile tiyatro arasında geçişkenliği de Blanchett’ın yolculuğunu zenginleştiriyordu. 

Bölünmüş persona
Blanchett’in puslu sesi, sanki kısık bakan gözleri ve çıkık elmacık kemikleriyle keskinleşen yüz hatları, belki Galadriel’in seyirci üzerinde bıraktığı kalıcı bir büyülü halle de birleşince, ona her daim yarı öte dünyalı bir karakter hissi veriyor. Tom Tykwer’in ‘Cennet’inin Philipa’sı da böyle bir karakterdi. Jarmusch’un ‘Kahve ve Sigarası’nın ‘Kuzenler’ epizotu ise, ünlü bir oyuncu olan Cate ile “ezik” kuzeni Shelley’yi aynı anda canlandıran Blanchett’in kılıktan kılığa girebilmesinin ve bölünmüş personasının bir karikatürü gibiydi neredeyse. ‘Göklerin Hakimi’nde Katharine Hepburn’e ses ve beden verirken; ‘Beni Orada Arama’da kariyerinin en büyük süprizini gerçekleştirdi Blanchett. Bob Dylan’ın altı farklı versiyonundan Dylan’a en çok benzeyenini o canlandırdı.
Bu sıralar ‘Hobbit’in çekimleri için Galadriel rolüne geri dönmüş olsa da, belli ki çeşitlenerek zenginleşmeye devam edecek olan kariyerinin bugün geldiği noktada, bu hafta vizyona giren Hanna’da ise modern bir ‘kötü cadı’ olarak karşımızda. Tahmin edilebileceği gibi bu zamanların kötü cadısı bir CIA ajanı. Hanna’nın peşinde, sanki bir cadı olduğunu gizlemek istercesine kafasında peruk gibi duran kızıl saçları ve yeşil, kötü cadı ayakkabılarıyla Blanchett yine biraz bu dünyalı biraz öte dünyalı bir karakteri canlandırıyor.