Birbirine yakışan leziz film çiftleri

Birbirine yakışan leziz film çiftleri
Birbirine yakışan leziz film çiftleri

Itsi Bitsi

Kahveyle çikolata, çayla simit, Fred ile Ginger, Frodo ile Sauron, Mavi ve Beyaz ve Kırmızı misali festival programından birbirine yakışan leziz film çiftleri:

Itsi Bitsi - B-Filmi:
Itsi Bitsi, sevdiğin kadın uğruna Danimarka’dan yola çıkıp dünyayı dört dönen bir müzisyeni, sonunda karşı kültürün Nordik simgelerinden biri (Steppeulvene rock grubu) olana dek izliyor. B-Filmi ise adıyla müsemma, karşı kültürün kucağı olan Batı Berlin’de 1979-1898 yılları arasında şehvet ve müziğin izini sürüyor. Aslında bu iki film bir noktada daha kesişiyor: Her ikisi de tarihin kayıt düştüğü bazı olayları müzik-sanat ekseninden sinemaya aktarıyor.

Hayatımın Şarkısı - Ülkesiz Şarkılar:
Ailesinin karşı çıkmasına karşın şarkı söylemeyi seçen bir genç kız (Fransa’da). Kadınların erkekler karşısında şarkı söylemesinin yasak olduğu bir ülkede (İran’da) kadın solistlerle resmi bir konser organizasyonu yapmak için kolları sıvayanlar. Kadınlar, karar alanlar başkaları, şarkı söylemek, özgürlük…

Maskeli 5’ler - İyi, Kötü ve Çirkin:
Kült sinemacı Yılmaz Atadeniz avantür filmleriyle birlikte Türkiye’nin ilk kovboy filmlerinden de sorumlu. Maskeli 5’ler, hem Yeşilçam’ın ender Western’lerinden hem de bu 5 kahraman kovboydan birini bu yıl Sinema Onur Ödülü alan Süleyman Turan canlandırıyor. Meksika’da (evet Türkiye sınırları dahilinde değil) geçen bu filmin karşısına maşizmo’nun zirvesi, kovboy filmlerinin doruğu İyi, Kötü ve Çirkin’in gelmesi çok normal. Bunlara bir de neo-Western ekleyebiliriz bu yıl: Mads Mikkelsen’li Eva Green’li İntikam. Eğer çeşitlilik isterseniz, kadın kahramanlı western de var festivalde: Yolcu / Homesman.

Bana Bak Philip - Harika Çocuk - Altın Çağ
Yazdığı ikinci romanın baskıya girmesini bekleyen New York’lu sıkıntılı yazar Philip; babasının gölgesinden çıkıp kendini bulurken dehasının cezasını çeken Leopardi; “tek istediğim huzur içinde yazmak” dese de 1930’larda kadın, dahi ve başına buyruk olmanın acısıyla baş başa kalan Xiao Hong…

Caligari’den Hitler’e - B Filmi:
Arada epey bir süreyi atlasa da Caligari ile Alman dışavurumculuğundan girip B Filmi ile karşıkültür, punk ve rock’tan çıkabilirsiniz. Hem Alman sinemasının gelişimine hem de daha geniş bağlamda Alman toplumunun dönüşümüne tanık olmak için iyi bir çift.

Onu sinemada izlemenin keyfi paha biçilemez

Vahşi Hayat - Doğada Tek Başına:

Çocuklarını karısından kaçıran bir adamla işinden gücünden sıkılan, kafa dinlemek isteyen bir adamın kaçış mekânı aynı: Doğanın kucağı. Aradaki fark, biri iki günlüğüne kaçıyor, biri 11 yıllığına ortadan kayboluyor.

Cem Erciyes yazdı. "Biraz eğlence her zaman iyidir"

Yılanların Öcü - Kentin Üzerindeki Eller:

Kentsel dönüşümde yerel yönetimlerin acımasız ve umursamaz ve hatta çıkarcı olmalarının evrensel bir gerçek olduğunu geçmişten gelen bu iki klasik bir kez daha kanıtlıyor. Birinde Anadolu’da muhtar ile köyün ileri gelenleri başkasının arazisine ev yapmaya kalkıyor; diğerinde politikacılarla inşaat şirketi sahipleri rant için kentsel dönüşüm başlatıyorlar.

Alternatif dünya turuna haır mısınız

Bataklık - Küçük Serseri:

Suç peşinde dedektifler. Birinde sürgün gibi Endülüs bataklıklarına yollanıyorlar ve elbette ellerinde çok az ipucu var. Diğerinde ise beceriksiz, asabi ve tabii ipuçsuz dedektifle yardımcısı Normandiya’da ölü ineklerle cinayet çözmeye çalışıyorlar.

irlanda'da bir İngiliz asker

Özgürlük Tepesi - Japon Nişanlım:

Ortak öğe Japonlar olsa da benzer kahramanlar da var. Birinde Japonya’dan Kore’ye giden dil öğretmeni aşkını mektuplarda arıyor. Diğerinde ise Belçikalı kadın öğretmen Tokyo’ya gidip öğrencisine âşık oluyor.