Bischoff'un Türkiyesi

Yaşar Kemal'in kitaplarını Almancaya çeviren ve bu çevirileriyle birçok ödül kazanan Cornelius Bischoff, geçen hafta Türkiye'deydi.
Haber: MÜJDE YAZICI / Arşivi

İSTANBUL - Yaşar Kemal'in kitaplarını Almancaya çeviren ve bu çevirileriyle birçok ödül kazanan Cornelius Bischoff, geçen hafta Türkiye'deydi. Bischoff, Türk asıllı Alman Eren Özyol'un Alman televizyonu için çektiği '500 Yıl Alman-Türk İlişkileri' isimli belgeseli için Türkiye'ye geldi. Uzun soluklu bir araştırmaya dayanan bu belgeselde Türk edebiyatına çevirileriyle katkıda bulunması dolayısıyla Bischoff da Yaşar Kemal'in evinde gerçekleşen belgeselde önemli bir 'rol aldı'. Bischoff'la Türkiye ile nasıl 'tanıştığı' ve Türkiye'de yaşadıkları hakkında konuştuk.
Nazi Almanyası'ndan kaçış
"12 yaşındaydım, hemen Almanya'ya döneceğiz zannediyordum" diyor Cornelius Bischoff... Her şeyi 'bir oyun' gibi algıladığı yaşta, apar topar Türkiye'ye yapılan mülteci akınına katılan ailesinin içinde bulunduğu zorlu durumdan bihaber gelmiş İstanbul'a. Ailesinin geliş sebebi ise aşikâr: Nazi Almanyası'nda Yahudi olmak! Babası sendikacı olan Bischoff'un halası Prusya zamanında Sosyal Demokrat Partisi milletvekiliymiş. Bischoff'un anneannesi ise 500 yıl önce İspanya'dan sürgün edilen Yahudilerden.
Köklerinde, o dönem Naziler için 'olunmaması' gereken her şeye sahip olan Bischoff ailesinin Almanya'dan Türkiye'ye geliş öyküsü ise hayli ilginç. Bischoff, "Annemin 'kanının bozuk' olduğunu bilmiyorlardı" diyor ve ekliyor: "Babam Nazilere bir numara yaptı. Türkiye'ye geliş sebebi olarak 'İstanbul'da eşimin miras meselesi var' dedi. Ama öyle izin verdiler, yoksa hayatta gelemezdik. Anneannem Paris'teydi. Önce babam İstanbul'a geldi. Biz annemle Paris'e, Paris'ten Marsilya'ya gittik. Oradan da İstanbul'a geldik."
"O dönem İstanbul enternasyonal bir şehirdi" diyor Bischoff. Yani zorluk çekmemişler. Ortaokulu İstanbul'da okuyan Bischoff, burada Orhan Peker'le tanışıyor. Peker'in ölümüne dek sürecek dostluklarının temeli o dönemde atılıyor. Ama Bischoff'lar 1944'te formalite icabı İstanbul'dan Çorum'a gönderilmiş: "Biz Almandık ya, Nazi, anti-Nazi farkına bakmadan sürgün ettiler bizi. Peker de bana 'Artık düşmanız' diye espri yapmıştı." Bir yıl Çorum'da kaldıktan sonra tekrar İstanbul'a dönüyor Bischoff ailesi. Cornelius Bischoff, St. Michel'i bitirip üniversite okumak için Türk Olgunluk Diplaması alıyor. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne başlıyor, ama bölümü Hamburg'da bitiriyor.
Peker'le ilişkileri hiç kopmuyor. "Peker'in yazarlığı, liriği çok iyiydi. Bana mektup yazardı ve edebi mektuplardı bunlar" diyor Bichhoff. Zaten bu mektuplar daha sonra Ferit Edgü tarafından görüldü ve 'Cornelius'a Mektuplar' ismiyle Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı.
'Bu gençte iş var'
1955 yılında Cornelius Bischoff, Orhan Peker'e 'Türkiye'de yayımlanan yeni iyi bir kitap var mı?' diye sormuş. Peker, Yaşar Kemal'in 'Teneke' kitabınının içine 'Bu genç hikâyecide iş var' yazmış ve Bischoff'a göndermiş. Cornelius Bischoff'un Yaşar Kemal'le tanışması böyle olmuş. Daha sonra Yaşar Kemal'in birçok kitabını Almanca'ya çeviren ve bu çevirileriyle Almanya'da ve Türkiye'de ödüller kazanan Bischoff, Peker'in gönderdiği 'Teneke' kitabını hâlâ saklıyor: "Çok sonradan Peker'in o notunun üstüne Yaşar Kemal'e imzalattım aynı kitabı. İroni burada işte."
1928 Hamburg doğumlu Bischoff, "Çevirilerim dolayısıyla Alman gazetelerinde benimle ilgili yazılar çıkıyor. Bu yazılardan etkilenip beni devamlı arıyorlar" diyor. Hatta Almanya-Türk Birliği çeviriler için Bischoff'a ödül verdiğinde Alman gazetesi 'Tebrik olsun' diye başlık atmış. Bischoff, "Tebrik ederim yazamamışlar. Sözlükten bakmış, yanlış yazmışlar" diyor. Aslında Cornelius Bischoff'un anlatacak bunlar gibi yüzlerce hikâyesi var. Bischoff, 76 yaşında ve o kadar 'genç' ki! Umalım ki '500 Yıl Türk-Alman İlişkileri' belgeseli bizim televizyonlarda da gösterilsin!