Bitmeyen müziğin 'Organize Kaos'u

Biz bu satırları yazdığımız sıralarda birileri hâlâ üzerinde uçmakta oldukları dans pistine...
Haber: TÜMAY YAZICI / Arşivi
EVRİM ALTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - Biz bu satırları yazdığımız sıralarda birileri hâlâ üzerinde uçmakta oldukları dans pistine 'inmeyi' reddediyordu!
Çünkü -evlerindeki musluklardan şarıl şarıl 'Kırmızı Boğalar' mı (Reklama girer diye böylesi daha iyi) akıyordu bilinmez- 48 saat boyunca enerjisi hiç tükenmeyen yaklaşık 1500 kişi, dün ve önceki akşam Rumelifeneri Vosvos Koyu'nda 'Organized
Chaos' partisinin tadını soğuk ve sıcak terler içinde çıkardı.
Önce bir araca bindik. Etraf karardı. Sonra sarsıntılar başladı. Aracımızla partinin peşindeydik. Radyoda soğukkanlı olmamızı gerektiren şeyler çalıyordu. Yol o kadar
ıssızdı ki, birbirimizle dalga geçmeye başladık.
Sonra labirent oyunu başladı. Üzerinde 'Organized Chaos' yazılı kaç levha saydığımızı hatırlamıyoruz. Neyse ki tepede ay vardı ve 'bi durum' olduğunda dönebilecek aydınlığa sahiptik. Bir ara fotoğrafçımız Muhsin'in kestirme yol önerisini duyduk. Malum, parti bize gittikçe yaklaşıyordu. Onun teklifiyle, sola saptık. Çünkü üçümüz de solaktık!
Karşımıza deniz çıkınca vazgeçtik ve sarsıntılı dakikalardan sonra 'kulüp muhiti'ne yakın bir yerde karanlık takım elbiseli centilmenlerce aracımızdan nazikçe (hakikaten) indi rildik.
Kulübe üyelik için enerji şart
Geceyi etrafı keşfetmekle başlatmak, klasik ama faydalı bir yoldu. Yeşilliklerle dolu bir sahile getirilmiştik. Basın masasına uğradıktan sonra adeta yeni birer kimliğe kavuşmuş gibi olduk ve bu yabancı ortam birden hakiki bir partiye dönüştü: Bize her şey sınırsız ve ücretsizdi. Ama her şey! Lakin kıskanmayın. Çünkü bu özel hakkın ne olduğunu anladığımız anda çoktan dönüşe geçmiştik. Geçmek zorundaydık. Okuyorsunuz işte...
Vosvos Koyu'nda kocaman ve ayık gözler, dev yastıklar arasında birbirini 'kesiyordu'. Dev bir sahne vardı. İlk başlarda (Bu arada saatimiz kaç acaba? 23.00? O kadar oldu mu? Mersi...) spot ışıklarının dansıyla yetinmek zorunda kaldı. Sanki bir sürü prenses, bir sürü prensle aniden karşılaşmıştı da, kimse kimi seçeceğine bir türlü karar veremiyordu. Tabii bu manzara beyler için daha da vahim bir haldeydi ya, neyse...
Gecenin başından beri 'pistte bekleyen' bir genç vardı mesela; H2000 +1'de de mi pistteydi neydi sahi? Zavallıcık sabaha kadar ellerine Japon yapıştırıcısı bulaşmış da çıkarmak istermiş gibi sabaha kadar çırpınıp durdu. Ama geliş nedenlerinden vazgeçmeyen yüzlerce insan, Rafael Ximenez'in
'turntable'ıyla servis yaptığı 'trib'ine yakıcı dans figürlerini afiyetle banarak geceyi ateşledi.
George Morel, Fast Eddie, Leon Alexander,
Evren+Evren ve diğer kıymetli arkadaşları da performansları için tebrik ediyoruz. Lakin 'club'a yeni kaydolduğumuzdan mı
yoksa DJ'lerdeki bir aksaklıktan mıdır nedir bilinmez, kitleyi non-stop tepindirten
'dım tıs'ları biz yakalayamadık.
Saat üçe-dörde doğru, onca dopinge ve ritme rağmen hepimiz bir 'Alaeddin Sardalyası' vaziyetinde balık uykusundaydık. Ve gece, eski ısısını ancak dakikalar, pardon yarım saat, itiraf ediyoruz, tam beş buçuk saat sonra yeniden yakalayabildi.
Güneşi ateşle karşıladılar
Bizce Harem, 45 dakikalık fıkırtı mı dersiniz yoksa fokurtu mu bilemeyiz ama performansıyla, gecede o ana kadar en parlak olan şeyi, 'ay'ı bile geride bıraktı. Darbukayı trans halinde tıngırdatan ve DJ'lerle aslanlar gibi mücadele eden grup sahneden indiğinde gün ağarmaya başlamıştı.
Sabaha doğru önce sahildeki şemsiyeler, sonra içindekiler birbirlerinin yanına sokulmaya başladı. Bungee jumping meraklıları düşüşlerine düşlerinde devam ederken, kimi romantik ve titreyen gençler de ateşler yakarak tepenin ardından doğan güneşe selam vermeyi ihmal etmedi.
İyi ama pistte 'uçuşan' yüzlerce kişi ve binlerce vatlık sesin niçin hâlâ uykusu yoktu? Pek akıl erdiremedik.
Gökten onlarca DJ düştü. Biri club müziğinden
hiçbir şey anlamayanlara, biri hayatı boyunca hiçbir 'club'a dahil olamamışlara, kalanı da siz okurlarımızın başına...