Biz piyasaya değil halka bakarız

Biz piyasaya değil halka bakarız
Biz piyasaya değil halka bakarız

Fotoğraf: MUHSİN AKGÜN

15 Nisan'da Bakırköy'de bir konser vermeye hazırlanan Grup Yorum elemanlarıyla buluştuk. Cezaevindeki üyeleri Seçkin Aydoğan, sürgündeki üyeleri İhsan Cibelik'in kulaklarını çınlatarak, 27 yıllın muhasebesini yaptık
Haber: AYÇA ÖRER - ayca.orer@radikal.com.tr / Arşivi

12 Eylül yeniden yargılanıyor ve Grup Yorum 12 Eylül’ün acılarını aktarmaya başlayarak yola çıkan bir grup. Ama 27 yıl içinde pek bir şey değişmedi sizin için.
Bütün 12 Eylül uygulamalarının ortadan kaldırılması gerek. 12 Eylül’den çok daha baskıcı bir sistem uyguluyor AKP iktidarı. Şimdi F tipleri açıldı, en katı, en koyu şekilde uygulanıyor. 12 Eylül’den çok daha fazla insan öldü cezaevinde. Son on yılda oldu bu. Bu yüzden böyle bir iktidar 12 Eylül’den hesap soramaz. Biz bugünün mücadele, direniş türkülerini söylüyoruz. Sponsorlar olmasa da Türkiye ’nin en büyük konserlerini gerçekleştirecek güce sahibiz. Çünkü halkın duygularının temsilidir Grup Yorum konserleri. 

25. yıl İnönü konseriniz çok büyük ses getirdi. Türkiye’den muhalif, sol kimliği ön planda olan bir grubun öyle bir kitleye hitap etmesi beklenmiyordu…
Konsere katılanlar o günü unutamadıklarını ifade ediyor. Çok umutsuz olanlar da “Demek ki varmışız” demeye başladılar. 25. yıl konseri “Yalnız değiliz, tek başımıza hiç değiliz, bir halkın parçasıyız” hissini yaşattı. Herhangi bir müzik grubunun starlarını izlemek için gelmedi, biz orada bir halk korosu oluşturduk. 55 bin kişiydik. 

Ve hemen arkasından operasyon yapıldı ve Grup Yorum üyeleri, İdil Kültür Merkezi çalışanları tutuklandı. İronik değil mi?
Normal. Bitmeyecek. İktidara karşı mücadelesini sürdüren bir grubuz biz. Bugün gecekondu yıkımları gündemde, “Yıktırmayacağız, halkın yanında olacağız” diyoruz. Bunu bangır bangır söyleyen bir grup elbette baskılara maruz kalacak. Arkadaşlarımız Seçkin Aydoğan tutuklu, Bahar Kurt yeni tahliye oldu, İhsan Cibelik de yurtdışında sürgünde. 

Grup Yorum’un kuruluşundan beri hep bir üyesi cezaevindeydi diyebilir miyiz?
Evet. Her dönem bir tutuklumuz oldu. Hapishaneler aynı zamanda bizim kolektivizmimiz içinde yer aldı. Orada yüzlerce devrimci devrim için üretiyor, yaratıcılığını ortaya koyuyor. Eserler ortaya çıkıyor. Yorum elemanları dışında,en az bizim kadar emek harcıyor hapishanedeki özgür tutsaklar. Beste, şarkı sözü, diğer üretimler...Yorum’la birlikte, Yorum’un parçası olarak çalışıyorlar. 

Starlık müessesesinin Grup Yorum bünyesinde tutmamasının nedeni ne?
Biz düşüncelerimizle bir araya geldik. Grup Yorum örgütlü bir grup. Kolektivizmin, ortakça yaşamın hüküm sürdüğü bir yerde, bir ‘star’dan bahsedemeyiz. Bizde bireyler, kendi enerjisiyle, yaratıcılığıyla, emeğiyle, hakkıyla var tabii, fakat bireyler öne çıkan, temel olan değildir. Üretimlerimizi ele alırsak, mesela orada da bir bestenin nasıl ortak bir şekilde örüldüğünü görürüz. Grup Yorum halkın içinde, halk gibi yaşıyor. Devrimci mücadelenin bir parçasıdır her bir çalışan. O nedenle kendimize özel bir yaşam kurmak için gelmedik bu gruba. 

Bu kadar popülerliğiniz varken gözaltılarınızda hiç ilginç bir şey yaşamıyor musunuz?
Bir seferde Cemo’yu söylerken polis radyonun sesini kıstı. Bir gözaltımız Zeki Müren’in öldüğü güne denk gelmişti, o gün, “Zeki Müren öldü sanatçıya saygımız var” diyerek dövmediler. Kendi telefonlarına bizim türkülerimizi kaydedenler oluyor. Samsun’da düzenlediğimiz konserde bize değil, konseri organize edenlere dava açıldı. Pertek Belediye Başkanı’na da açıldı konserimize geldiği için. Mesela en son baskında bütün arşivimize polis el koydu. Arşivimizin önemli bir kısmı polisin elinde artık. 

Müzikal birikimin dışında bir de inat gerekiyor yani Grup Yorum üyesi olmak için?
İnanç diyelim. Herkes Grup Yorum üyesi olabilir. Öğrenciler geliyor, insanları yetiştiriyoruz. O yüzden ilk günkü sesimizi koruyor, geliştiriyoruz. 

Solist değişikliklerinin dinleyici açısından getirdiği bir farklılık olmuyor mu? Hilmi Yarayıcı’nın Cemo’su çok beğenilen bir yorumdur mesela…
Şarkıyı yorumlamanın hissetmekle ilgili olduğunu düşünüyoruz. Cemo yorumlandığı zaman onu yorumlayan Hilmi Yarayıcı o hisle onu söylüyor. Şu anda da o kültürün içinde olan, halkla beraber düşünüp hisseden biri de Cemo’yu aynı rahatlıkla söyleyebilir. 

Sizden ayrılan isimlerin bir kısmı piyasada çalışmaya devam etti…
Evet ama dar bir çevrede kalıyor. Grup Yorum’da çalışan insanların ismi pek bilinmez ama etkisi çok büyüktür. Ayrılanlar kendi başına bir şey yapmaya çalışır ama sistem insanlara para kazanmak için ticaret adamı olmayı dayatıyor. Piyasa için sanat yapmaya başladığınız zaman onların suyuna gitmeniz gerekir. Grup Yorum’sa “Piyasada tutar mı?” diye düşünmez. Halka umut verip verememesine bakar. 

Sahnelerinizde başka isimlere de yer veriyorsunuz…
Doğru, paylaşıyoruz. İki tane turne yaptık ‘Amerika Defol’ ve ‘Ortak Düşman Amerika’ diye. ‘Hepimiz Tecritteyiz’de de diğer sanatçılarla ortak bir çalışma yaptık. Sanatçı dostlarımızı da davet ediyoruz konserlerimize. Yaşananlar hepimizin sorunu. Mahir Çayan’lardan bugüne 42 yıldır Türkiye’de anti-emperyalist bir damar var. Onları da çağrımıza ses vermeye çağırıyoruz. Bu sene 15 Nisan’da yapacağımız konserde de sanatçı dostlarımız olacak. Aylin Aslım, Zülfü Livaneli, Nihat Behram, Aynur Doğan ve Hüseyin Turan sahnede yerlerini alacak. Aynı duygularla orada güçlü bir koro oluşturmayı hedefliyoruz yine. 

Albüm nasıl gidiyor?
Konserleri çalışırken, albüm çalışmalarını da birlikte götürüyoruz. Kayıtları da yapmaya devam ettik. Konserden sonra da albüm çalışmalarına devam edeceğiz. Bakırköy konserinden sonra 13 Mayıs’ta Antakya’da konserimiz olacak Suriye halkıyla dayanışmak için. Albümün çıkış tarihi belli değil ama bu yıl çıkarmak istiyoruz biz de.