Biz sanatı değerlendiriyoruz, solculuğu değil ki

Biz sanatı değerlendiriyoruz, solculuğu değil ki
Biz sanatı değerlendiriyoruz, solculuğu değil ki

Altın Portakal jüri üyeliği görevini 32 yıllık bir gecikmeyle yerine getirecek olan 79 yaşındaki Tonguç Yaşar, Beyoğlu ndaki atölyesinde tek başına çizgi film üretiyor. Fotoğraf: MUHSİN AKGÜN

Sansür nedeniyle iptal edilen 1979 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin jüri üyesi ünlü karikatürist Tonguç Yaşar, 'O zamanki başbakan Ecevit arkadaşımızdı. Ona telgraf çektik. Yanıt gelmedi. Topluca istifa ettik' diyor
Haber: NAZAN ÖZCAN - nazan.ozcan@radikal.com.tr / Arşivi

“Seçiçi kurul üyesi olarak bizler, kültür, sanat, bilim ve düşünce ürünlerinin yaratılmasında ve topluma sunulmasında her türlü sansüre karşı olduğumuzdan ve tüm filmleri değerlendirme olanağı bulamadığımızdan uzun metrajlı filmler dalında yapılan yarışmaya katılan yapıtları değerlendirmemek kararını oybirliğiyle aldık. Yürütülen sansür işlemlerini şiddetle kınıyor ve protesto ediyoruz.”
2 Eylül 1979 tarihli bu açıklamanın altında 16. Antalya Altın Portakal Film Festivali ulusal jürisinin imzası vardı. Yani Emre Kongar, Kami Suveren, Tonguç Yaşar, Süreyya Duru, Hale Soygazi, Özdemir Nutku, Abdülkadir Gündüz ve Vecdi Sayar’ın. Kararın sebebi ise yarışmaya katılan Yavuz Pağda’nın ‘Yolcular’, Yavuz Özkan’ın ‘Demiryol’ ve Ömer Kavur’un ‘Yusuf ile Kenan’ filmlerinin Film Denetleme Kurulu’nca yasaklanmasıydı.
Altın Portakal bu yıl Geç Gelen Altın Portakal Ödülleri başlığı altında o kara dönemi aydınlatma kararı aldı. Sansüre uğramış bu üç filmin yanı sıra o yıl festivale katılan ‘Seninle Son Defa’ (Feyzi Tuna), ‘Töre’ (Ümit Efekan), ‘Altın Şehir’ (Orhan Aksoy), ‘Kanal’ (Erden Kıral), ‘Vatandaş Rıza’ (Cüneyt Arkın), ‘İsyan’ (Orhan Aksoy), ‘Sensiz Yaşayamam’ (Metin Erksan), ‘Kara Kafa’ (Korhan Yurtsever), ‘Bebek’ (İhsan Yüce) 1979 jürisinin hayatta kalan üyeleri tarafından değerlendirilip ödüller verilecek. Aynı şekilde 12 Eylül askeri darbesi nedeniyle yapılamayan 1980 Altın Portakal’da yarışamayan filmler de o yılki jüri tarafından değerlendirilecek.
1979 yılı jürisinde yer alan isimlerden biri dönemin ünlü karikatüristi Tonguç Yaşar... Bugün Yaşar 79 yaşında ve Beyoğlu’ndaki ofisinde mesleğe yeni başlamış bir çizerin heyecanı ve enerjisiyle çizgi film üretiyor... Tek başına...
Tonguç Yaşar, 32 yıllık bir gecikmeyle de olsa yarışmanın nihayet yapılabilecek olmasından son derece mutlu: “O dönemi tekrar tekrar hatırlatmak lazım, çünkü çok karanlıktı. Gençlerin, kültürlerin bölünmüşlüğü... Sağ tarafın estetiği yoktu ve o sol tarafın estetiğine karşı, kültüre karşı açılmış bir savaştı.”
“Biz Antalya’ya gittiğimizde zaten siyasi gerilim vardı havada. Ecevit başbakan ama koalisyonda. Ülkücüler her yerde maraz çıkaran tipler. Sanatçılara da kızıyorlar, çünkü kendilerinden sanatçı çıkmıyor” diye anlatmaya başlıyor Yaşar. Perşembenin gelişi çarşambadan belli olur derler. Onlarınki de aslında ilk günden belli olmuş. Seçici kurul olarak İzmir, Ankara ve İstanbul’dan gelip Konyaaltı’nda Plaj Motel’e yerleştikten sonra akşam yemeğinde Ankara’dan ilk haber düşmüş. Yavuz Pağda’nın ‘Yolcular’ını sansür kurulu kabul etmemiş. “Ne yapacağız şimdi dedik. Böyle bir şeyi kabul etmeyelim dedik. Oylama yaptık. Sansür kabul edilmedi. Bir iki ay önce sansür kuruluna yeni tipler gelmişti. Yeni bir sinema sansür kanunu da çıkmıştı. Tabii ki koalisyon partilerinin anlaşmazlığından kaynaklanıyordu” diye anlatmaya devam ediyor Yaşar.
Ertesi sabah Yavuz Özkan’ın ‘Demiryol’u ile Ömer Kavur’un ‘Yusuf ile Kenan’ı için de ‘Bazı bölümler çıkarılarak gösterime girebilir’ deniyor. Bu arada jüri, dönemin başbakanı Ecevit’e telgraf çekiyor. “Ecevit’i hepimiz tanıyoruz, o da hepimizi tanıyor. Ben onun dergisine karikatür yapıyorum. Yönetmenleri de tanıyor, aydın bir adam. İstifa kararını vermeden önce ondan cevap bekledik. Cevap gelmeyince istifa edelim dedik.”
Seçici kurul tekrar toplanılıyor. “Daha biz toplantı yapmadan Yavuz Özkan ve Ömer Kavur bize telgraf gönderdiler: Biz filmlerimizden hiçbir parçanın kesilmesini kabul etmiyoruz, eğer böyle yapılırsa filmlerimizi çekeriz. Resmileştirdi çocuklar, biz de rahatladık. Toplantıyı yaptık, bu bir sansürdür ve biz kabul etmiyoruz dedik. Biz de sansür kurulu gibi hareket edemeyiz.”
Ve Altın Portakal’ın yürütme kuruluna bir dilekçe yazıp istifa ediyorlar topluca. “O sırada sağ-sol tartışmaları var ama sanat bunun dışında kalır. Eğer o filmde bir propaganda varsa, sen de karşı propaganda yapan bir film çek. Sol yaratıcılığını öne çıkarıyorsa, sen de sağ yaratıcılığını çıkar öne. Faşist bir film yap ve şaheser olsun, kimse bir şey diyemesin, neden olmasın? Sanat gözüyle bakacaksın yani. Sinema olarak kötü olduktan sonra solcu olmasının ne önemi var? Biz sanatı değerlendiriyoruz, solculuğunu değerlendirmiyoruz ki...” diye anlatıyor Yaşar.
Jüri durumu protesto ediyor. Ama gerçekten zor şartlar altında: “Konyaaltı’nda, tepelerden, geceleri silahlar patlatıyorlardı, korkutuyorlardı yani”. 79’un jürisi kısa filmleri değerlendirip uzun film yarışmasına girmiyor bile. Ve o günden bugüne filmler de pek ortalıklarda gözükmüyor.
Yaşar, 79’da değerlendirmeye fırsat bile bulamadıkları filmleri 2011’de tekrar izlemiş. “Yasaklanan filmlerin üçünü de seyrettim. Bu filmlerin hepsi işçi sınıfı ağırlıklı. Yavuz Özkan’ınki tamamen demiryolu işçileriyle ilgili. Ömer Kavur’un filminde yoksulluk var. ‘Yolcular’da da işçi sınıfı ve örgütlenme var. Aslında Yavuz Özkan’nın filmi daha çatışmalı, sağcılarla vuruşuyorlar bayağı. Yani aslında en ses çıkarılması gereken film oyken, Pağda’nın filminin hepsini yasaklamışlar. O çocuğun filmi sinema dili olarak, diğer ikisinden yumuşak! Diğer ikisi sert muhalefet yapıyor. Nasıl karar vermişler anlamadım!” diye anlatıyor. Aslında belki anlayacak bir şey de yok ortada. ‘Yassah kardeşim’cilerin aklı bu.

‘Mizah dergilerinin hepsi aynı’
79 yaşındaki Yaşar, Beyoğlu’ndaki atölyesinde hâlâ TRT’ye çizgi filmler yapıyor. Türkiye ’de çizgi filmin gelişmemesini ‘zahmetli ve zor’ olmasına bağlıyor. Bir usta olarak şimdi çizilenler hakkında bir fikri de var elbette. “Biz mümkün olduğunca yazısız çiziyorduk, 60’larda, biz resme yakındık. Şimdi baktığınızda eski Amerikan çizgi tarzı. Eskiden hiç olmazsa biz resmi yapılıp altına yazıyorduk, şimdi yazı yazılıp altına bir tane adam çiziyorlar. Kolay kazanma dönemi olduğu için, herkes zengin olmak istiyor, sanatçı olmak istemiyorlar. Mizah dergilerinin hepsi aynı dergi, çizgilerin hepsi aynı çizgi.” İtirazı olan beri gelsin!

Tonguç Yaşar, Amentü gemisini nasıl yürüttü
1979’un Altın Portakal seçici kurulunda yer alan karikatürist Tonguç Yaşar, 1932 İstanbul doğumlu. “Çok küçük yaşlarda, resimli romanlar çok okurdum, çok meraklıydım” diye anlatıyor. Resme doğru giden çizimler, bir süre sonra karikatüre dönüyor. Ortaokulda Akbaba, Amca Bey derken, resimli romandan karikatüre geçiyor: “Çizgim gelişti ama espri bulmak lazım. Edebi bir olay. Okuya okuya, artık kendi kendime karikatürler çizmeye ve bir yerlere göndermeye başladım.”
Önceleri o vakitlerin Zaman gazetesinde siyasi günlük karikatürler çiziyor. Sonrasında Akbaba, Çocuk Haftası’nda döktürüyor. Sonra Dolmuş, TEF, Taş Karikatür, Ulus gazetesi, Yön ve yine o dönemin Vatan gazetesi...
60’larda sinemalarda reklam filmleri furyası başlıyor. Yaşar da dışında kalmıyor. “Ben Pazar Postası’na karikatürler çiziyordum. Almanya’dan biri gelmişti. Sinema reklamlarını başlatan adamdı. Reklam sektörü sinemalarda gelişince, Ali Ulvi ve Bedri Koraman’la anlaştı, bana geldiler reklam yapacağız, dediler, sen de katıl. İşte sinemaya çizgi filmler yapmaya başladık o zaman.” 

Annecy’e seçilmişti
1970’lerin başında o dönem ulusal/uluslararası pek çok ödül kazanan ‘Amentü Gemisi Nasıl Yürüdü’yü yapıyor. Senaryosunu dönemin büyük sanat eleştirmeni Sezer Tansuğ’un yazdığı ‘Amentü Gemisi Nasıl Yürüdü?’, hâlâ seyredilesi çizgi filmlerden biri. “Arap harflerinin kullanılması kaligrafi olararak o zamanlar da tartışılıyordu, o günlerde daha çok önemseniyordu, sanat gözüyle bakılıyordu. Estetik olarak bakıyordu herkes. Geleneği var çünkü. Hattatlara saygı duruşuydu benim için” diye anlatıyor Yaşar.
1972’de Adana Altın Koza’da jüri özel ödülü kazanan ‘Amentü Gemisi Nasıl Yürüdü?’, 1973’te ise 30 ülkeden 600 filmin başvurduğu, 9. Annecy Çizgi Film Festivali’ne katılmaya hak kazanan ilk Türk çizgi filmi oldu. Şimdiye kadar yaptığı 16 çizgi filmden onlarca ödülü var. ‘Yaşa Donkişot’, ‘Kaplumbağa ile Tavşan’, ‘Balina ile Mandalina’ Yaşar’ın TRT’ye yaptığı ödül alan filmlerinden birkaçı.