Bizi yazan 'Tosun'

Sanatçılar Hüseyin Bahri Alptekin ve Nur Koçak ile Gülsün Karamustafa'nın yapıtları, Hasan Bülent Kahraman'ın tasarımını gerçekleştirdiği 'Ortak/Hayat Bilgisi' adlı karma sergiyle sanatseverlere sunuluyor.
Haber: EVRİM ALTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - Sanatçılar Hüseyin Bahri Alptekin ve Nur Koçak ile Gülsün Karamustafa'nın yapıtları, Hasan Bülent Kahraman'ın tasarımını gerçekleştirdiği 'Ortak/Hayat Bilgisi' adlı karma sergiyle sanatseverlere sunuluyor. Sergi Alptekin'in 'Love Face' adlı yerleştirme çalışması, Karamustafa'nın duvar halısı ve 'Kavanozda Venüs' gibi postmodern sanat çalışmalarının yanı sıra, Koçak'ın gündelik erkek egemen kültürünü ele aldığı 'mutluluk resimlerimiz'i kapsıyor.
Sergiden hareketle popüler kültür kavramı üzerine konuştuğumuz Kahraman, özellikle kavramın içerdiği 'anonim olma hali'nin korunması gerektiğine değinirken, bu durumun sağlanmaması halinde ortaya faşizan ve dogmatik oluşumların çıkabileceği uyarısında bulunuyor.
'Ortak/Hayat Bilgisi' sergisi gündelik kültürün temsil edilmesi üzerine. Açık ki bir yerlerde 'bambaşka bir Türkiye' yaşıyor.
Gözümüzü istediğimiz kadar kapatalım, bugün Anadolu'da üretilen bir kültür var. Ama varoşlarda da üretilen bir kültür var. Coca-Cola'dan, Hollywood'dan, 'soap operalar'dan ve günlük televizyon dizilerden besleniyor.
Kısaca televizyon, bugün belki insanlar arasındaki gerçek iletişimi sağlayan tek 'esperanto' halinde karşımıza çıkıyor. Öyle bir noktadayız ki, o kültürün içinde bütün dünya yaşıyor.
Yani 'Baudrillard'ın 'Sembolik değiş tokuş' teorisini, pratikte televizyon yerine getiriyor' diyebilir miyiz...
Kesin olarak öyle. Bugün televizyonun
'Türkçe' oluşu da bence o kadar önemli değil. Çünkü görsel iletişim çağı, zaten sembollerin kendi kendilerini açıkladığı ve kendi kendilerini dayattığı bir çağdır. Bugün televizyonlar sessiz yayın yapıyor olsalardı dahi, imgeler kendi imparatorluklarını kurabileceklerdi.
Popüler kültüre bir üretim alanı, bir söylem, bir simgeler düzeni ve üretim alanı ve zihniyet kategorisi olarak bakılmalıdır. Ama bu, popüler kültürü oluşturan zihniyet ve bu kültür üzerinden 'hedeflenen' birçok niyetin meşrulaştırılmasını gerektirmez. Tersine, o noktada ahlaki bir seçicilik içinde olmak gerekir.
Popüler kültürün içerdiği bir tehlike varsa,
o da 'kötü ya da niteliksiz olanın sızabilirliği ve kitleselleşmesi'dir. Çünkü bu kültürü tüketen kesimler çoğunlukla, her türlü olayı yüzeysel ve duygusal yaklaşımlarıyla ele almayı yeğler. Ama büyük kentlerin 19'uncu yüzyıldan beri ürettiği kültür de kendi içinde filtreler barındırır.
Örnek mi? Nişantaşı'ndaki kebapçılarda kebaplar, lahmacunlar, soğansız ve sarmısaksız pişer. Gidin deneyin. O anlamda bu sergide elbette popüler kültürü değil, seçkin kültürü üretiyoruz. Yoksa tersini iddia etsek bu gülünç olur. Yüksek kültür, bugün popüler kültürün imge ve simgelerini çoğaltan bir özelliği de barındırır.
Aynı 'hamburger' ve 'dürüm' arasındaki ezeli mücadele gibi...
Bildiğimiz dürüm evvela şehirlerarası otobüs garajlarında, tatil yerlerinde kendini gösterdi. Şimdi dürümü burgerciler çıkarıyor, buyur bakalım! Dolayısıyla popüler kültür, 'Tosun' kültürüdür. Özelliği, anonimitesidir. Soru şudur: Bu sahiplenilmeli midir? Bu kültür, müstehcenliğe, çıplaklığa, başka alanlara nüfuz edebilme gibi 'sınırsız bir etki'ye sahiptir. İlle de bir tercih söz konusu ise, sokağın ürettiği kültür, kapitalist tüketim kültürüne yeğlenmek durumundadır.
'Ortak/Hayat Bilgisi' sergisi 4 Mayıs'a kadar Kasa Galeri'de. Tel: 0212 292 49 39


    ETİKETLER:

    Türkiye

    ,

    İstanbul

    ,

    Hollywood

    ,

    Anadolu