Böyle olur zamanımızın 'Love Story'si...

Böyle olur zamanımızın 'Love Story'si...
Böyle olur zamanımızın 'Love Story'si...
"'Aynı Yıldızın Altında', klasik bir kanser filmi değil. Öykünün başardığı en önemli yanı güldürmeyi ve ağlatmayı dozunda ve gerçekçi çizgiler eşliğinde sunması. Şimdiki zamanın 'Love Story'si de böyle olur demek gerekiyor galiba..." Uğur Vardan'ın Hürriyet Cumartesi'de yayımlanan eleştirisini sunuyoruz.
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

AYNI YILDIZ ALTINDA (not: 3/5)
Orijinal adı: The Fault in Our Stars
Yönetmen: Josh Boone
Oyuncular: Shailene Woodley, Ansel Elgort, Nat Wolff, Laura Dern

Kanser gibi hâlâ deva bulunamamış bir hastalık üzerinden yapılan her türlü film, yazılan her türlü kitap bizi acı bir noktaya getirmek durumunda, bundan kaçış yok. Sinema bu derdin şahikasını sanırım 70’lerin klasiği ‘Love Story’de verdi. Elbette aradan çok sular aktı, o eski form sürekli değişti; hastalık ve hastalığa yakalanmış bireyler üzerine çok sayıda film izledik. John Green’in çok satmış romanından uyarlanan ‘Aynı Yıldızın Altında’ (‘The Fault in Our Stars’), iki ana kahramanını da aynı hastalıktan mustarip gençlerden seçiyor. 16 yaşındaki Hazel Grace Lanchester, annesinin zorlamasıyla gittiği grup terapi seansında arkadaşı için oraya gelen ve aynı dertten dolayı bacağı kesilen 19 yaşındaki Augustus Waters’la tanışıyor. İki genç birbirlerine ilgi duyuyorlar ve hem dert hem de gönül ortağı oluyorlar.
Josh Boone’nin yönettiği ‘Aynı Yıldızın Altında’, klasik bir kanser filmi değil. Metaforlarla, umutlarla dolu iki insanın bu büyük acı altında bile birbirlerine destek oluşlarını, ölüme doğru adım atarken bile geride bir iz bırakmaya çalışmalarını anlatıyor. Öykünün başardığı en önemli yanı güldürmeyi ve ağlatmayı dozunda ve gerçekçi çizgiler eşliğinde sunması olsa gerek. İkili, çok sevdikleri kitap olan ‘Bitmeyen Çile’nin yazarı Peter Van Houten’la internet üzerinden yazışıyor ve kendileri için çok önemli bir figüre dönüşen bu kişilikle tanışmak için yaşadığı Amsterdam’a uzanıyorlar. Lakin burada klasik bir yazar tipolojisinden çok farklı bir tiplemeyle karşılaşıyorlar. Filmin Amsterdam bölümü turistik kadrajlar eşliğinde olsa da gayet nefes açıcı. Özellikle Anne Frank’ın müzesini ziyaret bölümü kayda değer.
Oyunculuklara gelince... Hazel’da ‘The Descendents’ ve ‘Divergent’la tanıdığımız Shailene Woodley, Augustus’ta da ‘Divergent’ın yanı sıra yeni dönem ‘Carrie’sinden hatırladığımız Ansel Elgort’u iziyoruz. İkili son derece uyumlu bir çift olmuşlar, öyküyü aksatmadan ve kendine özgü derinliklerinde boğulmadan yansıtıyorlar. Hazel’ın annesinde Laura Dern, babasında ise Sam Trammel var karşımızda. Dern tamam da baba sanki rolüne tam oturmamış gibi... Tuhaf yazar Van Houten’da Willem Dafoe ise kısa ama etkileyici bir iz bırakıyor...
Sonuç? “Ölümden kaçış yok lakin mesele bu diyarı hangi yaşta terk ederseniz edin bir iz bırakmak” türü bir mesajı olan ‘Aynı Yıldızın Altında’, kendini izlettirmeyi başaran, duygusal tonları ölçülü, komik ve gönüllere seslenen bir film olmuş. Evet, ‘Love Story’ bir klasik ama yaşı ve dönemi itibariyle artık ‘demode’, şimdiki zamanın ‘Love Story’si de böyle olur demek gerekiyor galiba...


    ETİKETLER:

    Sinema

    ,

    İnternet

    ,

    Van

    ,

    kanser

    ,

    kitap

    ,

    Komik

    ,

    klasik

    ,

    Amsterdam

    ,

    yazar

    ,

    film

    ,

    dolu

    ,

    genç

    ,

    derece