Bridget Jones içimizden biri

Çalışan, kentli, bekâr kadınların kahramanı Bridget Jones bu cuma Türkiyeli kader arkadaşlarıyla ikinci kez sinema salonunda buluşacak. Helen Fielding'in yarattığı 'Bridget Jones', gazete sütunundan romana, oradan da sinemaya taşındı.

PARİS - Çalışan, kentli, bekâr kadınların kahramanı Bridget Jones bu cuma Türkiyeli kader arkadaşlarıyla ikinci kez sinema salonunda buluşacak. Helen Fielding'in yarattığı 'Bridget Jones', gazete sütunundan romana, oradan da sinemaya taşındı. Her defasında daha çok hayran, âşık kazanan Bridget yine hayal kırıklıklarından mustarip. İkinci film 'Bridget Jones: Mantığın Sınırı'nda yeni bir iş ve yeni hayaller aramaya koyuluyor. Fransız internet sitesi cinemovies'in Rene Zellweger, Hugh Grant, Helen Fielding ve yönetmen Beeban Kidron ile yaptığı söyleşi, yaratıcı ekibin Bridget'la ilişkisini araştırıyor.
Sizin için Bridget Jones karakteri ne ifade ediyor?
Beeban Kidron: Bu karaktere tek kelimeyle tapıyorum çünkü biz kadınların hemen hepsinde Brigdet'dan bir parça mevcut. O, birçok insanın, kadının gizli gizli düşündüklerini açık açık söylüyor, hepimizin anlamsız korkularını ve hayat karşısındaki karmaşık ruh hallerini paylaşıyor.
Renee Zellweger: Benim için her şeyden önce onda çok güzel bir doğallık, saflık var. Hiçbir zaman nasıl davrandığını düşünmüyor, örneğin merdivenleri çıkıyor ama adımlarını insanların o sırada onu izlediklerini düşünerek atmıyor. Onun bu çocuksu tarafı çok hoşuma gidiyor bu yüzden kitabı okuduğumda onu kendime çok yakın hissettim.
Kadınlar kendilerini Bridget karakteriyle çok özdeşleştiriyorlar. Günümüzün kadınları onda kendilerini temsil eden ne gibi özellikler buluyorlar?
Hugh Grant: Ben, Batı Londra'da oturuyorum ve neredeyse tanıdığım bütün kadınlar Bridget Jones gibi. Hepsi biraz bunalım ve hepsinin gerçekte oldukları ve olmak istedikleri arasında bir problemleri var.
Helen Fielding: Onu insanların gözünde çekici kılan, magazin dergilerinin sürekli genç, zayıf ve başarılı kadınlardan bahsederken onun iyilik, dürüstlük, cömertlik gibi değerleriyle öne çıkması. Bridget Jones'u Bridget Jones yapan budur.
Birinci Bridget Jones'u yazdıktan sonra toplumda bekâr kavramı biraz evrime uğradı mı?
Helen Fielding: Ben yazmaya koyulduğum zamanlarda bir kadın olarak 30 yaşındaysanız ve hâlâ evlenmemişseniz bu cidden korkunç bir durumdu. Eğer bugün bana neden evlenmediğim sorulsa bu, umrumda bile olmaz ve soruyu soran kişiye ben de dönüp seks hayatının nasıl gittiğini sorarım. Bugün artık bekârım derken rahatsızlık duyulmuyor. Ben yazmaya başladıktan sonra başka romancılar da bu olaydan bahsetmeye başladılar. Bekâr kadınları yeniden güçlendiren bir düşünce akımı oluştu.
Bu kadar ünlü bir karakter üzerine çalışmayı kabul ettiğinizde gözünüze en zor gözüken neydi?
Beeban Kidron: Bu filmi yapmak için Helen'le bağlantıya geçtiğimde Bridget Jones karakterine kamuoyunun büyük bir sevgi beslediğini biliyordum. Benim problemim önce kamuoyunun bu sevgisini muhafaza edip sonra daha da artırmaktı.
Renee Zellweger: İtiraf etmeliyim ki başta biraz tereddüt ettim. Eğlenceli olacağından emindim ama sorun bu değildi. En basit ifadeyle bu karakteri çok seviyordum ve onu korumak, onun bozulmamışlığını muhafaza etmek çok ağır bir sorumluluktu. Bridget benim için Tanrı'nın bir lütfuydu, birçok insanın gönlünde taht kurmuştu ve ben bunu tehlikeye atmayı göze alamıyordum.
Bridget'ın yeni maceralarına nasıl yaklaştınız?
Renee Zellweger: Evrim geçirmiş bir karakteri yeniden ziyaret etme şansı çok seyrektir. Bu yeni Bridget belli noktalarda çok olgunlaşmıştı, daha az saftı, daha fazla hayat deneyimi vardı ama her zaman birçok hatayla tıka basa doluydu. Bir ilişkisini devam ettirmenin zorluğu bana çok çekici geldi. İdealize ettiğiniz sevgiliyi buluyorsunuz ama günden güne hiçbir şeyin beklediğiniz gibi gitmediğini görüyorsunuz.
Beeban Kidron: Hugh Grant, bence Cleaver rolünde çok başarılıydı. Önceki filmlerde oynadığı sevimli, iyi erkek karakterlerinin tam anlamıyla zıttındaydı. O, bu sefer kadınlar tarafından arzu edilen kötü erkek rolündeydi. Bridget'ın dediği gibi o, evlenmek istenen değil yatmak istenen bir erkektir. (Kültür Sanat)
Bir medya projesi
Bridget Jones ikonunun doğuşu 1995'e kadar uzanıyor. 'The Independent'ın başyazarı Charles Leadbeaterd yeni fikir peşindeyken genç ve çalışan kadınların ilgisini çekecek bir köşe fikrini buldu. Eşi, ona Helen Fielding'i önerdi. Fielding, 10 yıl boyunca bir televizyon kanalında çalışmış, bir roman yazmıştı ve o sıralarda da gazetenin pazar eki için pek dikkat çekmeyen yazılar hazırlıyordu. Fielding'in kitabında isimsiz genç bir kadın karakter vardı. Leadbeaterd bunu okuduğunda 'İşte aradığım bu!' dedi. İlk buluşmalarına Fielding yarattığı yeni projeyle geldi 'Bridget Jones'. Sütuna konulacak fotoğraf için gazetenin yazıişleri sekreteri Susannah Lewis gazete binasının yakınındaki bir bara gidip elinde sigarayla arkadan bir fotoğraf çektirdi. 1995 kışında hayata geçen sütun kısa sürede büyük beğeni kazandı. Mektuplar sel gibi akıyor, ciddi evlenme teklifleri dahi geliyordu. Fielding sütunu kitaba taşıdı, kitap 35 ülkede 10 milyon sattı. 1997'de son sütununu yazdı ve film şirketiyle anlaştı. Kısa sürede 5 milyon satacak ikinci kitap ise 1997'de geldi.