Bu albümü vicdanı rahat olanlar dinlesin

Mete Özgencil yaklaşık yedi yıldır şarkı sözü yazarı, besteci, klip yönetmeni, süpervizör olarak Türk pop müzik piyasasının içinde.
Haber: TÜMAY YAZICI / Arşivi

İSTANBUL - Mete Özgencil yaklaşık yedi yıldır şarkı sözü yazarı, besteci, klip yönetmeni, süpervizör olarak Türk pop müzik piyasasının içinde. Bu özelliklerine bir yenisini ekleyerek kendi albümünü de çıkardı. Kendisi söylüyor, söz ve müzik de ona ait. Kim mi çalıyor? Kimse çalmıyor! Albüm bilgisayarla yapılmış.
Albüm projesinin ne kadar az insanla yapılırsa o kadar sağlıklı olacağına inanan Özgencil, albümünde bu nedenle canlı enstrümanlar yerine bilgisayarı seçmiş: "Bu, bir direklerarası şov değil. 25 kişi yan yana dizilelim, herkes becerisini göstersin değil. Bu, bir sirk değil. 39 yaşındayım ve artık kanun, ud, dümbelek, gitar sesi duymaktan bıktım." Özgencil'in Devrim Karaoğlu ile yaptığı albüm, Tarkan'ı da müzik piyasasına kazandıran İstanbul Plak'tan çıktı.
Neden albüm yapmak için bu kadar beklediniz?
Herkes doğduğu andan itibaren şarkıcı olmak istemeyebilir. Başka işlerin bir insanın ilgisini çekmesi saçma geliyor bu ülkede. Çünkü kasedinizi yapacaksınız. Standartlarınız yükselecek. O zaman enayi olmanız lazım bu yaşa kadar beklediniz diye.
Bir röportajınızda, şarkı söylemeyi sevdiğinizi ama onu kaydedip insanlara sunmaktan utandığınızı söylemiştiniz...
Utanmayacağım şekilde olana kadar bekledim. Utanmayacağıma inandığım zaman da girdim stüdyoda kayıtlara başladım. Dinlediğimde utanmadım. Kesinlikle. Belki daha sonra bir şekilde beni utandırırlar ama şimdi utandırmıyorlar.
'Utanmak' derken tam olarak neyi kastediyorsunuz?
Çok düşünülmemiş sözlerin, çok ince elenip sık dokunmamış şarkı sözlerinin insanların kulağına, sonra da diline takılmasına yol açtığı için eğer bunda hatalıysanız bir süre sonra utanmanız gerekir. Bu söylediğim aynen kendim için de geçerli.
Kimler utanmalı mesela?
Dünya üzerinde tükettiğimiz sürede birtakım şeyler öğreniyoruz. Sanatçılarsa daha fazla şey öğrenmek zorundalar. Bugüne kadar pop müzikte hep insanların bireysel aşklarını duydum. Hayat üzerine çok az bilgi aldım. Çok az hayatımı kolaylaştırdı bunlar. Böyle bakıldığında albümlerinde bireysel ilişkilerini pazarlayanların utanması gerekir.
Albümünüzde yer alan şarkıların sözleri tıpkı 'Ben aşkı 100 metre öteden tanırım' gibi gayet yalın ve doğrudan.
Aslında ben aşkı 300 metre öteden tanırım ama popa uyarlamak durumunda kaldım. Bu albümün başı ve sonu, kendi içinde görünmez bir izleği var. Bu, benim için bir yolculuk. 'Hem huzurluyum hem huzursuz' dediğim bir girişten, 'Gel öğret ve git' dediğim bir sona gidiyorum albümde.
Birinci elden beni sevdirecek 'Ah canım' gibi şefkat tuzaklarına, vicdan sömürmelerine girmedim. Bundan mümkün olduğunca nağmeler, tınılar ve sözcüklerle kaçmaya çalıştım.
Sözlerin şiirin kapalılığına düşsün istemedim. Çünkü ayan beyan gerçek bir hayat yaşıyoruz. İsteyen bunu karıştırsın metaforlar, simgeler, benzetmelerle. Benim istediğim artık açık açık konuşmak. Açık açık konuşalım ki çabuk anlaşalım. Bu sözler arkasında düşünen ya da derdi olan bir insan olup olmayacağını kanıtlayacak.
Albümünüzde hiç 'canlı enstrüman' kullanılmamış. Neden?
Çünkü müzisyenler müziği üretemezler; icra ederler. Müziği, resmi.. dünyada sanatçılar yapabilir. Frekansların, seslerin bir günahı yok.
Özellikle enstrümanlar canlı çalınmadı bu albümümde. Öznel projeler ne kadar az insanla yapılır ise o kadar sağlıklı olur. Çünkü bu, bir direklerarası şov değil. 25 kişi yan yana dizilelim, herkes becerisini göstersin değil. Bu, bir sirk değil. Bu, bir his.
Bu albüm Türk popuna sound açısından neler kazandıracak?
39 yaşındayım ve artık kanun, ud, dümbelek, gitar sesi duymaktan bıktım. Biz (Devrim Karaoğlu ile) bu sesleri özellikle yok saydık. Bu albümü tamamen bilgisayarda yaptık. Bilgisayarda yapılması demek seslerin, frekansların istediğiniz kadar kontrolünüzde olması demek. Home stüdyoların arttığı günümüzde artık insanlar kendi şarkılarını kendi istedikleri gibi yapmayı tercih edecekler.
Türkiye'de bir marangoz zihniyeti var: Yok, o olmaz, bu olmaz. Bütün 'olmaz'lardan yorulmadan o proje hiç olmaz. 'Canlı enstrüman' dediğinizde... Ne istediğinizi bir başka insana vereceksiniz, o çalacak. O başka insanın özellikleri, yetenekleri sizi istediğiniz yerden uzaklaştırabilir.
Kimler dinleyecek bu albümü?
Bu albümün içinde hakikaten şaka yok. Vicdanı rahat olmayanlar kapağını bile açmasınlar. Gerçek olmadan yazılmış hiçbir şey yok. Acaba yok. Fiction yok. Bu kadar zaman içinde ne öğrendiysem bunları şarkı olarak görüyorum artık. Ama 'yeterinden' biraz fazla koymuş olabilirim.
Canı çok yanmış, hayatında artık yalan kaldıramayacak insanların hemen anlayacağı bir albüm. Bazılarıysa hiçbir zaman anlamayacaklar, anlamak istemeyecekler. Çünkü anlarlarsa biraz rahatsız olacaklar.
Albümün tirajı konusunda bir kaygınız var mı?
Hayır. Hangi projeyi yaparsam yapayım hiç böyle bir şey düşünmedim. Çünkü bu, işin iyice travestiye dönmesini sağlar. Korkmaya gerek yok. Çünkü bu bilgidir. Bilgi bilgidir.
Tiraj olursa sevindirir, olmazsa düşündürür. Üzüntü yaratmaz. Çünkü bu zaten bire bir kendi hayatınız. Buna bir başkasının ihtiyacı olduğunu düşünmeniz baştan saçma.
Peki, hiç konser vermeyi düşünüyor musunuz?
Hayır, düşünmüyorum. Şarkıcılığa pabuç kaptırmak istemiyorum. Bunu bir müzikal olarak düşünüyorum. Müzikal anlamında sahneye bir görsel şov koyarak olabilir. O yüzden konser organizasyonu, televizyonda canlı yayınlara çıkıp şarkı söylemek gibi şeylere kalkışmaya hiç niyetim yok.
Böyle şeyler için müziği sünnet etmek istemiyorum. Çünkü o zaman sünnet değil, hadım oluyor. Şimdi albüm, sonra belki müzikal, sonra da belki film. Ama hep belki...