Bu dizi Hillary Clinton'u başkan yapar mı?

Bu dizi Hillary Clinton'u başkan yapar mı?
Bu dizi Hillary Clinton'u başkan yapar mı?
Türkiye'de FOXLIFE kanalında yayınlanan Madam Secretary, eski CIA'ci Elizabeth Faulkner McCord'un Dışişleri Bakanlığı'na yükselmesini anlatıyor. Dizinin baş karakteri ise şu sıralarda demokratların başkan adaylığı konusunda hızla yol alan Hillary Clinton'a benzetiliyor. Diziyi ve bu benzerliği yapımcı Lori McCreary ile konuştuk.
Haber: AHU ÖZYURT / Arşivi

ABD Dışişleri Bakanı Vincent Marsh’ın uçağı Venezuella’nın Başkenti Caracas’a gitmek üzereyken düşer, ABD Başkanı onun yerine geçmesi için CIA’deki eski öğrencisi Elizabeth Faulkner McCord’a teklif götürür. Virginia’da bir Üniversitede öğretim görevlisi olan McCord bir anda kendisini diplomasi koridorları ve Beyaz Saray’ın güç mücadelesi içinde bulur”

Geçen yıldan bu yana ABD’de CBS’te, bu sene Türkiye ’de FOXLIFE kanalında yayınlanan Madam Secretary’nin başlangıç hikayesi böyle. Tea Leoni’nin başrolü oynadığı dizide Suriye’den fidye karşılığı ABD’li gençlerin kurtarılmasını da izledik, Venezuella’daki banka hesaplarının peşine düşüp İran Devrim Muhafızları ile muhattap olmaydı da. Dizinin yapımcısı Lori McCreary ile geçtiğimiz haftalarda telefonla konuştuk. West Wing, Scandal, House of Cards derken ABD siyasetinin bu yeni parlayan yıldız dizisini masaya yatırdık.

Madam Secretary’nin yapımcılığını Lori McCreary ve Morgan Freeman üstleniyor.

 

Amerikalı izleyicilerin pek de siyasete sıcak bakmadığı bu dönemde yeni bir politika ve Washington dizisi nereden çıktı? Nasıl geldi aklınıza?

Ortağım Morgan Freeman ile televizyon için birşey yapmaya karar vermiştik. Biz aslında sinema sektöründen geliyoruz ve orada anlatacaklarımızın artık kısıtlı bir noktaya geldiğini düşünmeye başlamıştık. CBS’e gittik ve biraz beyin fırtınası yaptık. Düşündük ki uzun üretebileceğimiz, neredeyse birkaç yıl birlikte yaşayabileceğimiz bir hikaye yaratmalıyız. Bunun için de bir karakter bulmak gerekiyordu.

Hillary Clinton da gereken ilhamı verdi, öyle mi?

Oturduk TV başına seyretmeye başladık ki Senato’daki Bingazi saldırısı oturumu var. Elçiliğe yapılan saldırının ardından Hillary Clinton bütün cephelerden ateş altındaydı. İlk kıvılcımı o çaktı diyebiliriz ama sonrası için siyasetteki bütün kadın yöneticilerden ilham aldık. Madeline Albright, Condoleeza Rice, Susan Rice hepsinin önemli hikayeleri vardı.

Hikayeyi nasıl oturtuyorsunuz peki, sadece siyaset olmaması için?

Farkediyorsanız üç ayrı aksı var her bölümün. Birincisi uluslararası politika, ki kriz konuları buradan çıkıyor genelde, ikincisi ofis içi olaylar, Beyaz Saray, ya da Elizabeth’in ekibinin iç dinamikleri, üçüncüsü de Bayan Bakan’ın ev hali, eşi, çocukları ile ilişkileri.

Homeland’den bu yana en fazla merak edilen konu acaba dizinizde Türkiye’ye de yer vermeyi düşünüyor musunuz? Kriz olarak nitelediğiniz pek çok konu, mesela İran, Suriye bunların pek çoğu Türkiye çevresinde gelişiyor sonuçta.

Elbette, birkaç sezon daha devam edersek, ki CBS’le bir sezon daha uzatma kararı aldık, Türkiye’yi de hikayelere ekleyebilir miyiz bakacağız. Ama dizimizin yazarı ve prodüktörü Barbara Hall biliyorsunuz, Homeland’i de o yapmıştı. Biraz onun kararına ve kurgusuna bırakıyoruz. Yani aktüel krizleri hemen diziye enjekte etmiyoruz. Onun zihnindeki kurguya saygı duyuyoruz.

Siyasi bir diziyi izleyici nasıl karşıladı böyle bir dönemde? Başkan ile Kongre’nin arasının bu denli açık olduğu, dış politikanın çok sert tartışıldığı bir dönemde?

Amerikan halkı yöneticilerine genel olarak pek inanmaz ve güvenmez ama Dışişleri Bakanlığı ilginç bir biçimde siyasetüstü olarak görülür. Günlük kavgalardan çok fazla etkilenmez ve gerektiğinde yönetime muhalif bazı şeyler de yapabilir. Elizabeth’in de bazen burnunun dikine gittiğini ve yönetimle ters düştüğünü görebiliyoruz. Bence Amerikan halkı bu dengeyi görmeyi istiyor. Bir yönetimin içinde karşı seslerin de varlığı önemli.

Kadın Dışişleri Bakanı figürü için bir farklılık düşündünüz mü?

Bütün dizilerdekilere baktık elbette ama izleyicide şöyle bir kanı var. Kadın siyasette ya da ofisteyse ev hayatını da işe taşır. Biz Madam Secretary’yi yaparken özellikle bunu ayırmaya dikkat ettik. Erkek rol modelleri nasıl evdeki krizleri işe taşımıyorsa Elizabeth de taşımıyor. İşteki de eve gelmiyor. Her şey yerli yerinde kalıyor.