Bu efsane gerçek

Bu efsane gerçek
Bu efsane gerçek

En çok Grammy ödüllü erkek sanatçı Stevie Wonder, biri Yaşam Boyu Başarı olmak üzere tam 25 kez Grammy ödülü alarak aşılması zor olan bu unvana ulaştı. Müzisyenin bir Oscar ödülü (Woman In Red I Just Called To Say I Love You) ve pek çok özel ödülü bulunuyor.

Dünyanın 'sekizinci harikası' diye anılan Stevie Wonder, Garanti Caz Yeşili etkinlikleri kapsamında yarın akşam Maçka Küçükçiftlik Park'ta sahne alıyor. Bu fırsatı kaçırmayın
Haber: UMUT EROĞLU / Arşivi

Yarın Maçka’dan İstanbul ’a kocaman bir gülümseme yayılacak... Dünyanın yaşayan sayılı müzik harikalarından Stevie Wonder, İKSV Garanti Caz Yeşili etkinlikleri kapsamında Küçükçiftlik Park’ta sahne alacak. Stevie Wonder, çok uzun yıllardır müzik sahnesinde; 1960’ların başından, ayakları piyano taburesinden yere henüz değdiği günlerden beri.
Müzikle iç içe yaşayıp soul, r&b, funk ve caz türlerine ilgi duyan ve Stevie Wonder’ı sevmeyen kimse yoktur. İşin güzel yanı, onu sevmek için bunlara ilgi duymak gerekmiyor. Hatta onu tanımak, -pek mümkün değil ya- ismini duymuş olmak bile gerekmiyor. Çünkü Stevie Wonder, bugün Kanye West’ten Snoop Dogg’a, geçmişte Michael Jackson’dan Whitney Houston’a popüler müziğin devlerini etkilemiş bir müzisyen. Günümüzün r&b ve pop müziğinin yapıtaşları onun 1970’li yılları kasıp kavuran albümleriyle şekillendi. Synthesizer’lar, daha önce hiç duyulmamış sesler, şaşırtıcı düzenlemeler ve bol sürprizli melodiler onun marifetiyle müzisyenlere ilham verdi. Kanye West’in 2005’te sarf ettiği sözleri manidar: “Şu sıra piyasada olan müziklerle yarışmaya çalışmıyorum. Gerçekten ‘Innervisions’ ve ‘Songs In The Key of Life’ ile yarışmaya çalışıyorum.”

Müzik harikası
Wonder için ‘müzik harikası’ yakıştırması tabii ilk kez bu yazıda yapılmıyor. Erken yıllarında akıl hocası ve prodüktörü olan Motown üstadı Clarence Paul, küçük Stevie’ye Wonder (harika) ismini nasıl yakıştırdığını “Ona dünyanın sekizinci harikası demekten kendimizi alamıyorduk” sözleriyle anlatıyor. Henüz 4 yaşındayken mızıkası, oyuncak davulu ve piyanosuyla harikalar yaratan bir ufaklıktan söz ediyor ne de olsa...
Gözlerinin arka kısmındaki damarlar henüz ön tarafa erişemeden, 6 hafta erken doğuyor Stevland Hardaway Morris. Gözleri ışığa yetişemiyor belki ama kulakları hiç duyulmamış seslere, kalbi sevgi ve heyecan dolu melodilere ulaşıyor bir ömür boyu. 4 yaşında babasını terk eden annesiyle birlikte Detroit’e taşınıyor ve ilerleyen yıllarda yeteneğini keşfeden Ronnie White tarafından Motown’a takdim ediliyor. Ustası Clarence Paul’ün ona Stevie Wonder ismini yakıştırdığı ilk yıllarda Küçük Stevie Wonder olarak anılıyor. 11 yaşında ilk single’ını, 13 yaşında ise ilk hit’ini patlatıyor: Fingertips. Vokalde, bongoda ve mızıkada yer alan Wonder’a genç Marvin Gaye davulda eşlik ediyor. ‘I Was Made to Love Her‘, ’For Once in My Life‘ ve ‘Signed, Sealed, Delivered I’m Yours‘ gibi hitlerle 20’li yaşlarına gelirken hatırı sayılır başarıların sahibi oluyor. Çoğu müzisyen için müziğin heyecanı o hep hayalini kurduğu anlaşmayı yapana kadar sürer, ‘bir işin içinde’ olduğunu fark edene dek. Wonder ise Motown ile kontratı sona erdiğinde iki bağımsız albüm çıkarıyor ve bunların başarısı sayesinde Motown ile kontratı dilediği biçimde yenileyebiliyor.
70’ler, Wonder efsanesinin müzik tarihine yazılmaya başladığı dönem. ‘Talking Book’ albümündeki meşhur ‘Superstition’, sürükleyici ve ritmik klavye melodisiyle hafızalara kazınıyor. Bu şarkı, türler arası boyut atlayarak rock radyolarında da çalınmasını sağlıyor. Kanye West’in bahsettiği 76 çıkışlı ‘Songs In The Key of Life’, sıradışı yapısı ve hit’leriyle hem Wonder’ın hem de tüm pop müzik tarihinin en başarılı albümlerinden biri olarak kayda geçiyor. ‘Gangsta’s Paradise’ yorumuyla bilinen ‘Pasttime Paradise’, ‘Sir Duke’, ‘As’, ‘Isn’t She Lovely’ gibi büyük şarkılar bu albümde yer alıyor.

Politik bir rol de üstlendi
Birkaç yıllık aradan sonra 80’lerde sıkı bir dönüş yapıyor Stevie Wonder. Bu kez aşk şarkılarının yanı sıra politik ve felsefi farkındalığa bürünen sözleri ve eylemleriyle alıyor sahnedeki yerini. 80 tarihli ‘Hotter Than July’, ilk platin plak başarısını getiriyor. ‘Happy Birthday’ isimli single’ını Amerika’nın efsanevi siyah hakları savunucusu Martin Luther King’e ithaf ediyor. Parça, King’in doğumgününün ulusal tatil olarak kutlanması yönündeki kampanyanın da en güçlü aracına dönüşüyor. ‘I Just Called to Say I Love You’, ‘Part-time Lover’ gibi hit’ler ardı ardına geliyor. Bu, piyasadaki bütün büyük isimlerin Wonder’la ortak projelerin tadını çıkardığı dönem; Bruce Springsteen, Chaka Khan, Eurythmics, Julio Iglesias ve tabii ki Michael Jackson’la düetler yaparken Stevie Wonder bir Amerikan ikonuna dönüşüyor.
90’lı yıllarda Wonder daha uzun aralıklarla da olsa yeni müzikler üretmeyi sürdürdü. Spike Lee’nin iki filminin soundtrack’ine katkıda bulundu ve bir KISS cover albümünde yer aldı. Berlin Duvarı’nın yıkılması gibi olaylara da kayıtsız kalmayarak politik rolünü devam ettirdi.
2000’li yıllardan bu yana Stevie Wonder aldığı uluslararası onur ödülleri ve barış elçiliği gibi görevleriyle adından söz ettiriyor. İhtişamlı açılışlarda, olimpik seremonilerde sahne alıyor... Stevie Wonder konseri cuma akşamı programınızda yoksa bile en azından bu gerçek efsaneyi hissetmek için kapıya uğrayın, o sıra yolunuzu Maçka’dan geçirin. Eski günlerden çok iyi bildiğiniz bir parçaya denk gelebilir, durup dururken dans etmek isteyebilirsiniz....

Mozart 20. yüzyılda yaşasaydı kesinlikle Wonder olurdu
Görgün Taner (İKSV Genel Müdürü): Superstition… Benim için Stevie Wonder’la tanışma şarkısıdır. Led Zeppelin veya Deep Purple’dan kafamı kaldırdığım günlerde, böyle bir müzik de var dediğim şarkı. Sonra biraz gerilere gittim, Stevie Wonder’ı daha çok tanıdım. Tanıdıkça sevdim.
Elİf Güvenen (Garantİ Bankası Kurumsal Marka Yönetİmİ ve Pazarlama İletişimi Birim Müdürü): Caz müziğine verdiğimiz destek kapsamında en büyük hayallerimden birisi de Stevie Wonder’ı Türkiye ’deki müzikseverlerle buluşturmaktı. Şimdi bunu Garanti Caz Yeşili’nin 15. yılında gerçekleştiriyor olmak ayrı bir heyecan kaynağı… Sadece yeteneği, ödülleri ve unutulmaz şarkılarıyla değil, sosyal konulara duyarlılığıyla da hayata ve müzik dünyasına değer katan Stevie Wonder’ı ağırlayacak olmamız Garanti ve benim için büyük önem taşıyor. Soul, Funk, R&B, Disco müzik tarzlarına yön veren ve John Legend, Erykah Badu gibi genç müzisyenlere de ilham kaynağı olan Stevie Wonder’ın, bu kez İstanbul’a ilham kaynağı olacağını düşünüyorum…
Dirk Vermeiren (Yapımcı): Kaçırılmayacak bir konser. Stevie Wonder, popüler müziğin son 50 yıldaki en önemli figürlerinden biri. Çalışmalarında değişik müzik türleri ve gelenekleri arasında köprü kuruyor, popüleri daha elitist olanla, soul’u cazla, funk’ı gospel’la, ağır R&B’yi hep bir ağızdan söylenecek ballad’larla bir araya getiriyor. Tüm bunları da kendi özgün Stevie Wonder markasıyla buluşturuyor. Eğer Wolfgang Amadeus Mozart 20’nci yüzyıl Detroit’inde yaşasaydı, Stevie Wonder olarak dünyaya gelmiş olurdu.
Kerem Görsev (Müzisyen): İlk Stevie Wonder dinlediğimde 1974 yılıydı. My Cherie Amour parçasını çok sevdim. İçinde caz kokuları hissetmiştim. 1972-1976 yıllarındaki kayıtları beni en etkileyen albümlerdir. Benim dünyada en yakın hissettiğim Bill Evans & Stevie Wonder ikilisidir. Her ikisinin çok farklı müzikal yapısı vardır. Heyecan içindeyim.