'Bu gençlere kıymayın efendiler'

'Bu gençlere kıymayın efendiler'
'Bu gençlere kıymayın efendiler'

Konser biletleri, Taksim Mephisto Kitabevi, Kadıköy Seyhan Müzik veya Kadıköy Caferağa Spor Salonu nun kapısından alınabilir.

Kardeş Türküler, Onur Akın, Bandista, Bajar, Entu, İsmail Hakkı Demircioğlu ve şair Mehmet Özer, Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma Konseri için bir araya geliyor. Konserin geliri, cezaevindeki tutuklu öğrencilere aktarılacak...
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi

CHP milletvekili Hüseyin Aygün’ün hazırladığı rapora göre Türkiye ’de tutuklu öğrenci sayısı 500 civarında. Ancak devam etmekte olan tutuklamalar neticesinde bu sayının 600’e yaklaştığı düşünülüyor. Öğrenci Gençlik Sendikası (Genç-Sen), sözkonusu tutuklu öğrencilere destek için ‘Öğrenciler Kampüse, Üniversiteler Hapsedilemez!’ şiarıyla bir konser düzenliyor. Kardeş Türküler, Onur Akın, Bandista, Bajar, Entu, İsmail Hakkı Demircioğlu ve şair Mehmet Özer’in katılacağı Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma Konseri, bu akşam 19.00’da Kadıköy Caferağa Spor Salonu’nda. Konser vesile oldu, sanatçılara tutuklu öğrencileri sorduk... 

‘Herkes bir gün hapisliği tadacak’
“YÖK karşıtı protestolardan, Newroz kutlamalarına, pankart açmaktan, poşu takmaktan ve anlaşılmayan birçok sebepten dolayı öğrenciler kampüslerde geçireceği aylarını, yıllarını hapiste geçiriyor. Öğrencilerden, hocalardan, sanatçılardan, aktivistlerden oluşan bir kesim bu gençlere destek olmak için elinden geleni yapıyor ama çoğunluk bu duruma alışmaya başladı” diyor Kardeş Türküler. Etkinliğe katılarak tutuklu öğrencilere moral vermek istediklerini söyleyen grup, herkesin kendi dilince, kendi bildiğince ses çıkarması gerektiğini söylüyor ve ekliyor: “Yoksa bu memlekette yaşayan herkes bir gün hapisliği tadacak. Neden içerde olduğunu bile bilmeden belki de”...
“500’ü aşkın tutuklu öğrencinin olması, haksızlıklara karşı cesurca sesini yükseltebilen, düşünen bir nesilden korkan sistemlerin, zorbalıkla korkutarak başa çıkma çabasından öte bir davranış değildir” diyen Entu grubu da bu konserde! “Entu, Hemşince ‘karşı’ anlamına gelir ve Entu bu korku tüneline de karşıdır” diyen grup üyeleri, eğlenmek ve eğlendirmek için orada olacak: “Eğer bu durum karşısında ağlarsak, üzülürsek, mutsuz olup umutsuzluğa düşersek, korkuyu salanların zaferlerini kutluyor oluruz. Ama dans edersek, eğlenirsek, sanki onlarla dalga geçmiş oluruz”.
Onur Akın ise demokrasi kültürünü yeterince içselleştirmemenin, tahammülsüzlüğün bir örneği olarak görüyor bu tutuklamaları. İktidarlar değişse de yöntemin değişmediğini, sistemin muhalif gençliğe karşı aynı işlediğini söyleyen Akın, gerçek demokrasi ve özgürlüğün hâlâ bir hayal olduğu görüşünde. “Muhalif gençliğin her türlü baskı, sorun ve hak arama mücadelesinde demokratik yollarla örgütlenmelerini destekliyorum. En masum, en demokratik talepleri ve protestoları en sert şekilde bastırılıyor, cezaevlerine atılıyor, eğitimleri engellenip hayatları gasp ediliyor. Gençlerimiz bunu hak etmiyor, bu yüzden de her demokrat duyarlı sanatçı gibi yanlarındayım” diyen Akın, “Bu gençlere kıymayın efendiler” diye sesleniyor... “Gençlerin yeri hapishaneler değil okul sıralarıdır diyorsanız tutuklu öğrencilerimize sahip çıkın ve bu konsere mutlaka destek verin!” 

‘Her gecenin sabahı var’
İsmail Hakkı Demircioğlu da ülkemizin geçen zaman içinde uygar, gelişmiş, insana yaraşır, herkesin eğitimini sağlayan, özgür düşünceye önem veren bir yöne doğru gitmesi gerekirken gençliğin bilimsel ve insancıl taleplerine faşizan bir tepki verilir hale geldiğini söylüyor. Adaletsizliklere karşı çıkmak ve haksızlığa uğramış herkese destek vermek için bu konserde yer aldığını belirten Demircioğlu, “Her gecenin sabahı var. Bunlar da gelir geçer” diye bitiriyor sözlerini.
Öğrencilerin, özgürlüğün sokakta olduğunu hatırlatan vicdanlarımız, soran ve itiraz eden yanımız olduğunu söyleyen şair Mehmet Özer ise “İktidar, öğrencilerin bir gelecek istemesine tahammül edemiyor. Giderek artıyor saldırganlığı” diyor. Öğrencileri görmezden gelir, onlara yüz çevirirsem nasıl bakarım yarının aynasına diye soran Özer, “Sadece kendimize insanım diyebilmek için onların sesi soluğu olmalıyız” diye ekliyor...