Bu kuşak mutlu edecek

Efe, hem başarısının büyüklüğünün hem de yolunun uzunluğunun bilincinde:
Birçok arkadaşım, dünyanın çok önemli okullarında eğitimini sürdürüyor. Türkiye'nin geleceğini çok iyi görüyorum.
Üç büyük B; Bach, Brahms, Beethoven ve modern bestecilerden Messien, Kodallı
ile Adnan Saygun favorilerim.
Haber: EVRİM ALTUĞ / Arşivi

NEW YORK - Efe Baltacıgil'in daha önce de 'tozunu yuttuğu' Carnegie Hall konseri öncesi, kendisiyle klasik müziği yaşama ve
üretme serüveni üzerine söyleştik.
'Carnegie Hall'a yükselişinde şansın mı, eğitiminin mi yoksa yeteneğinin mi ağırlığı olduğunu düşünüyorsun?
Dört yıl önce Amerika'ya geldim. 1998-1999 eğitim döneminde Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuvarı'ndan mezun oldum. Burada, New York'ta master yapmaya başladım. Ve ardından Philadelphia Curtis Institute'a girmeye hak kazandım. Ancak buraya girmek gerçekten çok zor. Çünkü çok yüksek bir seviye var. Dolayısıyla buradaki müzisyenler çok iyi olduktan sonra insanın gelişmesi de oldukça hızlanıyor.
Geçtiğimiz yaz ağustos ayında Isaac Stern'in düzenlediği bir 'workshop'a katılmıştım. Ve kendisiyle çok keyifli birkaç ders yaptık. Bu çalışma boyunca kabul edilen diğer ekiplerle birlikte müzik yaptıktan sonra Carnegie Hall'da bir konser verdik. Bu konser de ağustos başında oldu. Ardından Stern'in ölüm haberi geldi. Organizatörler beni arayarak böyle bir anma konseri olduğunu söylediler ve ben de kabul ettim.
Isaac Stern'i anma konserinde hangi kadro ve repertuar olacak?
Bizim çalacağımız konserde 'Mozart Piano Trio' ve 'Brahms Sextet' gibi oda müziği toplulukları bulunuyor. Ben de konsere
'Brahms Sextet' kadrosu dahilinde ilk bölümüyle, 'si bemol majör'de katılıyorum.
Yo-Yo Ma'yla aynı sahne...
Çok keyifli! Benim için harika bir duygu. Beraber çalacağız, beni çağırdılar,
'workshop'tan beni tanıyorlardı. Hatta bir konserden sonra Yo-Yo Ma'yı ayak üstü tebrik bile etmiş, onunla aynı sahneyi paylaşmıştım. Ama o eserde ben ve o ayrı bölümlerde yer alıyorduk. Geçen sene yine Carnegie Hall'da verilen o konserde ben, Isaac Stern'in 80. yaşgünü vesilesiyle Curtis Orkestrası içinde bulunuyordum. Yo-Yo Ma ise Saint Saens'ın 'Kuğu'sunu seslendirmişti. Yo-Yo Ma, elini attığı her tür müziği seslendirebiliyor. Hatta CD haline getirdiği ve burada çok beğenilen Amerikan folk müziğini bile başarıyla icra edebilen bir sanatçı. Kendisine büyük hayranlık duyuyorum.
Gelecek için planların ne?
Türkiye'den bir sürü arkadaşım şu anda yurtdışındaki önemli müzik okullarında, örneğin Berlin ve Hannover'de önemli müzik adamlarıyla çalışıyor. Benim için Türkiye'nin geleceği çok iyi görünüyor. Müzik yapmak için hiçbir zorluk çekildiğini düşünmüyorum. Türkiye'de klasik müziğin geleceği bana göre hayli parlak. Yeni orkestralar ümit veriyor. Yaş ortalamasının gittikçe gençleşmesiyle onların da çok daha iyi seviyeye geleceğini tahmin ediyorum.
İstanbul, Ankara ve İzmir'de 2002 yılında vereceğim konserler var. Haziran ayında Borusan Oda Orkestrası ile çalacağım. Yapabildiğim kadar solo konserlerimi sürdüreceğim. Dvorak ve Elgar çalacağım. Solo konserlerin yanı sıra oda müziği de acayip keyifli. Amerika'da oda müziği çok seviliyor. Oda müziğinin Türkiye'de de popüler bir hale gelmesini diliyorum. Yapabildiğim kadarıyla müzik yapabilmek istiyorum.
Baban Yaz Baltacıgil, vaktiyle Bülent Ortaçgil ile birlikte düzenlemeler de yaptı. Senin diğer müzik türleriyle üretime dayalı bir paylaşımın var mı?
Babamın Bülent Ortaçgil'i gibi, benim de dört beş yıl önce Türkiye'de bir arkadaşım vardı. Kendisiyle beraber Bodrum'un Gümüşlük köyünde çalıyorduk. O yüzden başladığım bu müziğe burada da kemancı ve kontrbas çalan bir arkadaşımla New York'ta da devam ediyorum. Emprovizasyona dayalı bir müzik yapıyoruz denebilir. Notalara zorunlu kalmadan harika bir deşarj müziği, çok keyifli bir müzik türü ortaya koyuyoruz. Yaptığımız müziği de ara ara kaydediyoruz. Ama yaptığımız müzik 'Apocalyptica' gibi değil.
Çaldığın 'favori' besteciler?
Üç büyük 'B': Brahms, Bach, Beethoven. Modern bestecilerden ise Messien, Kodallı ve A. Saygun.