Bu sergide tatlı şaşkınlıklar ve unutulmaz selfiler var

Bu sergide tatlı şaşkınlıklar ve unutulmaz selfiler var
Bu sergide tatlı şaşkınlıklar ve unutulmaz selfiler var
Arter'de süren Göçebe Bakış adlı sergiyi yaklaşık 60 bin kişi gezdi. Serginin cazibesi, pinpon oynamaya, piyano çalmaya, teneke taçlar takmaya davet eden interaktif sanat eserlerinden kaynaklanıyor. İşte bunları yapmadan Arter'den çıkmayın listesi...
Haber: CEM ERCİYES / Arşivi

Güneydoğu Asya sözünün hangi coğrafyayı kapsadığını bilen acaba kaç Türkiyeli vardır? Yani hangi ülkelere Gündeydoğu Asya ülkeleri diyoruz? Soruyu hemen cevaplayayım, Endonezya, Tayland, Filipinler, Singapur, Myanmar, Kamboçya, Vietnam ve Malezya… Tamam şimdi aklınızda bir şeyler şekillenmeye başladı. Modern zamanlarda okuduğumuz pek çok savaş, işgal, direniş, ölüm, devrim, diktatörlük, darbe hikayesinin geçtiği ülkeler bunlar. Ya da uzak ve unutulmuş uygarlıkların ormanların içinde bıraktığı gizemli anıtların coğrafyası…
Bu dertli coğrafyanın çağdaş sanatçıları şu sıralar İstiklal Caddesi’nin en popüler çağdaş sanat mekanı Arter’de Türkiyeli izleyiciyle buluşuyor. Küratörlüğünü Ioala Lenzi’nin yaptığı sergi, tıpkı bu ülkeler gibi alabildiğine renkli ve politik. Göçebe Bakış adlı sergide 36 sanatçının 40’tan fazla yapıtı var. Tamamı bu coğrafyadaki gelenek-modernlik, birey-devlet, demokrasi-totalitarizm çatışmasına odaklanan kuvvetli işler. Bir yanıyla ait oldukları kültürlerin renkli dünyasını gösteriyor, uzak coğrafyanın insanlarına yönelik merak duygumuzdan beslenen bir çekicilik içeriyorlar. Diğer yandan hepsi de eleştirel. Üstelik bu eleştiriyi hiç sözü dolaştırmadan doğrudan dile getiriyor, kolayca anlaşılan, açıkça görülen metaforlar yaratıyorlar. Bütün bu özellikleriyle bana Türkiye güncel sanatının 90’lı yıllardaki ruhunu hatırlattılar. Kendimi yirmi yıl önceki küratörlü sergilerden, genç etkinliklerden birinde gibi hissettim.
Tapınak kavramını eleştiren o büyük porselen vazolar, gündelik hayattan yapayalnız fotoğraflar (Yersiz), üzeri yazılı okul sıraları (Tarih Dersi), insanı röntgencilik arzusuyla yüzleştiren buzdolapları (Gizli İlişki), ürkütücü masklar (Politik Palyaçolar) ve sanatçı Jakkai Siributr’un imzasını taşıyan şatafatlı üniformalar bu sergiyi gezmek için çok güzel birer sebep.
Nitekim açıldığı 18 Eylül’den bu yana Göçebe Bakış’ı 57 bin kişi gezdi. Bence bu kadar insanı o galeriye çeken ve mutlu ayrılmasını sağlayan esas işler inter-aktif olanlar. Göçebe Bakış, sadece seyretmeyi değil çağdaş sanat yapıtlarının bir parçası olmayı da vadediyor. Çok sayıda işi izleyici de deneyip işin aslı biraz da ‘eğleniyor’. İşte sizde tatlı şaşkınlıklar, unutulmaz selfieler bırakacak Göçebe Bakış işleri. Ya da başka bir tabirle ‘bunları yapmadan Arter’den çıkmayın’ listesi. (Sergi 4 Ocak’a kadar açık)

 Fotoğraf: Murat Germen

1-YUVARLAK MASADA PİNPON
Arter’in çekim alanı, caddeye nazır vitrininde bu kez bir pinpon masası var. Ama yuvarlak. Singapurlu sanatçı Lee Wen’in bu işi izleyiciyi ezber bozan eğlenceli bir performansa davet ediyor. Çok sayıda kişinin aynı anda bütün kuralların dışında pin pon oynamasına imkan veren simit gibi bir masa bu. Derinliği biraz dar, dolayısıyla smaçlara uygun değil, ama topun masa dışına çıkması da pek mümkün olmadığından huzurlu top sektirmelerle vakit geçirilebiliyor. Tabii merkezde duranın kaçacak yeri yok, adeta sonsuza kadar top karşılamak zorunda... İşin gizli mesajı kimlik ve kültür meselelerine hem içeriden hem dışarıdan bakabilmek.



2- EL YAPIMI PİYANOYLA BİR RESİTALFilipinli Alvin Reamillo, sergi alanına kuyruklu bir piyano yerleştirmiş. Bu uluslararası ticaretin etkisiyle ülkesinde yok olan yerel piyano imalatına bir ağıt gibi. Kendi babası da piyano üreten sanatçı, eski ustalarla bir araya gelip sergi alanındaki enstrümanı yapmış. ‘Nicanor Abelardo Kuyruklu Piyano Projesi’ adlı iş, bu imalatın videosu ve neticesinden oluşuyor. Oturup hem videoyu seyredip hem de piyanoyu tıngırdatmak serbest. Ben iyi bir performansa denk gelmedim. Daha ziyade hayatında ilk kez piyanoya dokunanların tatlı heyecanı hakimdi. Ama biraz piyano çalmayı bilen biri sergi alanında gerçek bir resital bile verebilir. Türkiye’den Filipinler’e selam niyetine.

 Fotoğraf: Aras Selim Bankoğlu

3 – HİÇ ‘SARİ’ BAĞLADINIZ MI?Eğer cevabınız ‘hayır’sa, Arter’e gidin. Tabii geleneksel çiçek motifleri, batik desenleri yerine çağdaş meselelerle ilgili figürlere razı olmak kaydıyla. Yine de güzeller, merak etmeyin. Endonezyalı sanatçı Restu Ratnanigtyas, Aktarım adlı işinde modernleşmeyle yüz yüze gelen Cavalı’ların yaşadığı kültürel devrimi biraz olsun hissetmemizi istiyor. O kumaşlara dokunup, kuşanıp bellere sarileri sarıp bu kültürel şoku birkaç dakikalığına hissetmek gerçekten mümkün. 



4 – MERMİ KOVANLARINDAN TERLİKLER
Filipinli Josephine Turalba bizim için yeni terlikler tasarlamış. Biraz nalınlara benzeyen, Asya esintili bu terliklerin ürkütücü olduğunu baştan söyleyeyim. Çünkü hepsinin tabanları çeşitli ebatlarda boş mermi kovanlarından oluşuyor. Bu kovanların nasıl ve kime karşı boşaltıldığı üzerine kafa yorarken ayağınıza geçirip gezinmek epey tedirgin edici. Bütün bunlara kafa yormasanız, ayakkabıları çıkartmaya üşenmeseniz bile terlikler ayağınıza batıp sizi ülkenin kötü kaderi için düşünmeye mecbur bırakacak, bundan emin olun. Bir tüyo: Sanatçı, bu terlikleri pek seven batılı sömürgeciler hakkında kafa yormamızı istiyor.



5 – AYNADAN İÇERİ BAK VE ŞAŞIR
Hayır bu bir lunapark aynası değil. Sade, küçük bir çalışma odasına giriyorsunuz ve duvardaki aynada odanın yansımasını görüyorsunuz. Ama bir sorun var, siz bu yansımanın içinde yoksunuz. Hatta o da ne, yansımada bir başkasının görüntüsü beliriyor. Birbirinize kaçamak şaşkın bakışlar atıyorsunuz ve aynı anda anlıyorsunuz ki bu bir yansıma değil. Aslında birbirine bakan iki oda söz konusu. Yani ikisi de gerçek. Vertical Submarine adlı Singapurlu sanatçı grubu ‘Aynalar ve Birleşme’ adlı bu işlerinde ülkenin dil politikalarına yönelik bir eleştiri geliştiriyor. Zekice ve kesinlikle şaşırtıcı.



6- KIRIK 45’LİKLERDEN YENİ ŞARKILAROdada ikiye bölünmüş kırık plaklar ve iki tane pikap var. Endonezya’nın 60 ve 70’li yıllarından pop şarkıların olduğu plakları gönlünüze göre birleştirip çalıyorsunuz ve eşi benzeri olmayan bir müzik elde ediyorsunuz. İki yarım plağı öylece birleştirip çalabilmek gerçekten eğlenceli. Üstelik birbirine karışan şarkılardan sanki yeni bir müzik çıkıyor gibi. Sanatçı Duto Hardono, küreselleşmenin dayattığı tek tip kültüre karşı, herkesin kendi keyfine göre rastlantısal zevkler öneriyor.



7 – EĞRİ BANKLARDA DOĞRU OTURUNTabii mümkünse. Taylandlı Tawachai Puntusawasdi’nin İstanbul’a özel ürettiği bir iş bu. Adı Vapur Bankları. İstanbul’da yapılıdkları için gayet tanıdık bir halleri var. Ama yamuk yumuk bu bankların tabii ki tuhaf bir hali de var. Oturmak mümkün, ama rahat değil. Tıpkı modern İstanbul hayatımız gibi, bildik, çekici, ama çileli…



8 – TENEKE KRAL OLUN
Isabel ve Alfredo Aquilizan artık tenekelerden çeşit çeşit kral taçları yapmış. Renkli ve eğlenceli. Ama tehlikeli ve tedirgin edici. Bu taçlardan istediğinizi alıp takabilir, yandaki aynada kendinizi seyredebilir ve tabii ki bir selfi çekebilirsiniz. Ama daha elinize alır almaz ‘acaba bir yerimi keser mi?’ diye sizi tedirgin eden taçların, başınızda da o kadar rahat durmayacağını baştan bilin. Ama korkmayın, çünkü ‘Müşterek Servet: Başka Bir Ülke Projesi’ adlı bu işin hiçbir tehlikesi yok. Hatta herkesi kral olmaktan vaz geçirmek gibi bir faydası bile olduğu söylenebilir.



9- DENİZ KESTANELERİNİN SESİNİ DİNLEYİN
Bir zamanlar içinde birer deniz kestanesi barındıran kuru kabuklar birleşip bugünün savunmasız bireylerine kendileriyle baş başa kalacakları bir kubbeye dönüşüyor. Koruma ve savunmasızlık, içerisi ve dışarısı gibi konulara kafa yoran Endonezyalı Mella Jaarsma’nın bu işi, birbirine ters giyilen ceketlerle bağlı iki kubbeden oluşuyor. İçine girip dünyayı deniz kestanelerinin arasından izleyebilir, çift olarak girip el ele tutuşarak kendi yalnız ve özel dünyanızı yaratabilir, ya da ‘deli miyiz biz ne yapıyoruz burada?’ deyip tekrar İstiklal caddesinin kalabalığına kendinizi atabilirsiniz.