Bunlar şarkıcıdır, ünlülerdir ha!

Bunlar şarkıcıdır, ünlülerdir ha!
Bunlar şarkıcıdır, ünlülerdir ha!

Kenny Neal, Mitch Woods ve saz arkadaşları Diyarbakır da çok eğlendi.

Sokaklarda dövmeli, poşulu siyahi Bluescular, sahnede 9/8'lik davul solo... 21. Efes Blues Festivali, Diyarbakır'dan başka türlü geçti.
Haber: UMUT EROĞLU / Arşivi

21’inci Efes Pilsen Blues Festivali, cuma akşamı Diyarbakır ’ın havasını baştan sona değiştirdi. Blues ve Diyarbakır akla hemen “Nasıl yani?” sorusunu getiren, sıradışı bir ikili. Ancak Diyarbakırlılar için Blues Festivali yıl boyunca düzenlenen sayılı etkinlik bambaşka bir anlama sahip. Sokaklarda konuşulan, esnaftan devlet memuruna, sade vatandaştan ordunun subaylarına kadar çok insanın ilgi ve merakla beklediği, herkesi buluşturan bir etkinlik... 

Oryantal blues
Şehir merkezine Blues eğlencesini ilk getiren, müzisyenlerle yapılan çarşı turu tabii ki. Meşhur dar sokaklardan geçip meydana varıldığında curcuna başlıyor. Hip hop’çuları andıran bol kıyafetleriyle kadınlı erkekli 10’dan fazla siyah ve birkaç beyaz Amerikalı, toplu halde ilgi odağı oluyor. Halk kocaman gülümsemeler ve meraklı bakışlarla karşılıyor, sohbet etmek ve fotoğraf çekmek isteyenler için gezi defalarca duraklıyor. Ne olup bittiğini birbirine soranların aldığı cevap neredeyse  aynı: “Bunlar şarkıcıdır, çok ünlülerdir ha!”.
Gezinin olmazsa olmazı: “Poşu deneyimi”. Bu dünyaca ünlü aksesuvar, bu kez kültürel buluşmanın sembolü. Müzisyenler, başlarına sarılan poşulara hemen alışıyor ve kafile daha da ilgi çekici bir hal alıyor. Çıkışta Ulu Camii’nin önünde kalabalık bir grup çocuk, heyecan çığlıkları atmaya başlıyor. Ne olup bittiğini anlamadan, duvarın önünden ekibimize doğru bağıra çağıra koştuklarını görüyoruz. Sarılmalar, öpüşmeler ve kahkahalarla görenleri şaşırtan bir buluşma anı yaşanıyor. Siyahlara özgün el ve yumruk vurmalı selamlaşmalar yapılıyor. Tüm kelimeler olmasa bile bütün hislerin anlaşıldığı küçük sohbetler yaşanıyor.Neredeyse hep çatışmaların ortasında görmeye alıştığımız Diyarbakırlı çocukların mutluluk ve sevinç halleri yansıyor bu kez kamera objektiflerine.  
Konserde sahne alan ilk isim, Samuel James. Dövmeleri ve atletik yapısıyla klasik Blues’culara pek benzemeyen genç müzisyen, yeni gelen kalabalığı ısıtıyor. Ön sıralar James ile eğlenirken, dışarıdakiler sahnenin daha da hareketlenmesini bekliyor. Mitch Woods ve orkestrası, sıraları geldiğinde beklenen coşkuyu ateşliyor. Yaşlı ve karizmatik davulcuları sonlara doğru bizim 9/8’lik göbek havasını andıran bir soloya geçiyor ve müzisyenler, Ortadoğu melodilerine benzer bir müziği, blues havasında çalıyor. Seyirci adeta kendinden geçiyor ve ayağa kalkan Woods, iki eli havada göbek atmaya benzer figürlerle seyircinin dansına yön veriyor.
Ardından sekiz kişilik orkestrasıyla sahne alan Kenny Neal, heyecanı daha da yukarı taşıyor ve bis’lerle bir buçuk saat sahnede kalıyor. Gecenin ardından muhabbetle konser havasını sürdüren Diyarbakırlı gençler, Blues’cuları bir kez daha kocaman alkışlarla uğurluyor

“Kendimi yıldız gibi hissettim”

Turnenin ilgi çekici karakterlerinden Samuel James, piyano, banjo, gitar ve mızıka çalıyor. Prensibi sahnede her zaman tek başına çalmak...

Neden teksiniz sahnede?
Grup çalarken dinleyici müzisyenlerin ilişkisini izler. Ben hikâyeler anlatıyorum ve sahnedeyken seyircinin sadece benimle ilişkide olmasını istiyorum. Aslında blues’cu da demiyorum kendime. Slide gitar çaldığım ve siyah olduğum için öyle düşünüyorlar. Birkaç blues şarkısı çalıyorum ama onun dışındakiler benim hikâyelerim.
Nasıl hikâyeler bunlar?
Halk kahramanları üzerine... Irkçılığa karşı savaşan birini, Çinli bir demiryolu işçisini, toprağını savunan bir adamı anlatıyorum. Bazen de komik hikayeler... Charlie Patton gibi tek bir adam sahnede seyirciyi sürüklerdi, eski Blues’u değil ama tek adamın gücünü geri getirmek istiyorum.
Türkiye’den konser teklifi aldığınızda ne düşündünüz?
Hemen kabul ettim. Dünyanın bu tarafında çalma şansım hiç olmamıştı. Bir de kız arkadaşım Amerika’da profesyonel oryantal dansçısıdır. Şu anda gelemediği için beni çok kıskanıyor.
Diyarbakır’ı ve seyircisini nasıl buldunuz?
Beni en çok bu şehir etkiledi. Diğer şehirlerde turist gibiydik. Burada ise ilgi çok yoğundu, herkes dönüp bakıyordu ve kendimi yıldız gibi hissettim. Seyircinin de en ateşli seyircilerden olduğunu söyleyebilirim.


    ETİKETLER:

    Türkiye

    ,

    Diyarbakır

    ,

    Ortadoğu

    ,

    Beyaz