Burak'ı erotik tasvir ettik çünkü...

Burak'ı erotik tasvir ettik çünkü...
Burak'ı erotik tasvir ettik çünkü...
Radikal yazarı Fatih Özgüven'in "Sanki 'Issız Adam'ın açık sözlü bir kadın bakışıyla çekilmişi" dediği 'Deniz Seviyesi'yle 21. Adana Altın Koza Film Festivali'nden yönetmen, erkek (Ahmet Rıfat Şungar) ve kadın oyuncu (Damla Sönmez) dahil 6 ödülle dönen genç yönetmen ikili Nisan Dağ ve Esra Saydam, "Filmde Burak, Damla için 'arzunun kayıp nesnesi'. Burak'ın erotik şekilde tasvir edilmesi aslında yapmak istediğimiz bir şeydi" diyor.

- Öncelikle ödüllerle başlayalım. Adana Altın Koza Film Festivali’nden en iyi yönetmen dahil toplam 6 ödülle döndünüz. Sizin için nasıl bir deneyimdi?
Nisan Dağ: Oldukça keyifliydi. Hiç unutmayacağımız bir gün oldu. Bizim için başından beri ekip ruhu çok önemliydi ve bu yüzden birçok ekip üyemizin de ödül alması bizi ayrıca sevindirdi.

- Bildiğimiz kadarıyla bir Amerika geçmişiniz var. Nasıl tanıştınız ve nasıl beraber çalışmaya karar verdiniz?
Esra Saydam:
İkimiz de New York’ta Columbia Üniversitesi’nde film üzerine yüksek lisans yaptık, okulda tanıştık. Arkadaş olduktan sonra şükran gününde bütün Amerikalılar ailelerinin yanına gittiğinde biz de Cape Cod diye yazlık bir şehre beraberce kışın kafa dinlemeye ve senaryolar üzerinde çalışmaya gittik. Beraber film yapma fikri de ilk o zaman ortaya çıktı.
Nisan Dağ: Ben New York’a giderken kendi kendime söz vermiştim, orada Türkiye ’den kimseyle fazla sosyalleşmeyip farklı kültürden insanlarla vakit geçireceğim diye. Esra bunun tek istisnası oldu.
Esra Saydam: Nisan’ın filme olan tutkusu ve onu film yapmaya iten duyguları ve güdüleri benimkine o kadar benziyordu ki beraber bir şeyler yaratma istediği aniden doğdu. Sonrasını da biliyorsunuz.

- Genelde iki kişinin beraber film çekmesi zor oluyor derler. İki kişi olarak film yapmak sizin için nasıl bir deneyimdi?
Nisan D:
Bizim Coen ya da Dardenne Kardeşler gibi kan bağımız yok, hatta ikimiz çok farklı insanlarız, daha önce yaptığımız kısa filmlere bakarsanız da bu çok net görülüyor.
Esra S: Ama biz güçlerimizi birleştirdik, voltran oluşturduk adeta! Ne demişler bir elin nesi var, iki elin sesi var…


-Filmin başrol oyuncuları Damla Sönmez ve Ahmet Rıfat Şungar da festivalde en iyi kadın ve erkek oyuncu ödüllerini kazandılar. Siz nasıl filmin castını oluşturdunuz ve nasıl beraber çalışmaya karar verdiniz oyuncularla?
Esra S: Bizim için oyuncular, aynı yönetmenler gibi, hikaye anlatıcılar. Bu yüzden biz oyuncularımızı filme senaryo henüz geliştirme aşamasındayken dahil etmeyi çok önemsedik. Üç Maymun’daki doğal performansından çok etkilenmiş olduğumuz bir oyuncuydu Rıfat. Kendisi ile çekimlerden 1,5 yıl önce el sıkıştık. Bornova Bornova’da da Damla Sönmez’in oyunculuğunu çok özel bulduk. Damla ile Rıfat arasındaki kimya uyumunu görmek için yaptığımız deneme çekimleri bizi çok heyecanlandırdı ve sonrasında Damla da bize çekimlerden 1 yıl önce katılmış oldu. Senaryo çalışmalarımıza aklımızda Damla, Rıfat ve Kevin’ı oynayan Jacob ile devam ettik ve karakterler adeta ete kemiğe büründü.

- Adana Film Festivali’nde soru cevap bölümünde filmin hikayesinde size ait otobiyografik öğeler olduğunu söylediniz. Senaryoyu oluştururken ne kadar kendi hayatlarınızdan alıntılar yaptınız?
Nisan D: Film kısmen otobiyografik ama kısmen de değil. Yer yer kendi yaşantılarımızdan esinlenip filme dahil ettiğimiz anılarımız oldu.
Esra S: Yani, doğruya doğru bizde de bir ‘Damla’lık var fakat Damla kendine has bir karakter.

- Film görüntü yönetimi, müzik ve kurgusuyla da çok öne çıkıyor. Ön hazırlık döneminde bunlarla ilgili özel çalışmalar yaptınız mı? Referans aldığınız yönetmenler ya da filmler oldu mu?
Nisan D:
Çekimlerden önce 1 senelik bir ön hazırlık dönemimiz oldu. Bu dönemin başlarında görüntü yönetmenimiz John Wakayama Carey ve Rıfat ile Ayvalık’taki çekim mekanlarımızda test çekimleri yaptık ve bir teaser çektik. Kreatif anlamda işbirliği yaptığımız tüm departman başları ile paylaştığımız bir ‘lookbook’ yani bir tür pusula hazırladık. Kostüm, saç, makyaj, sanat, kadrajlar, ışık, duygusal ton, karakterler ve renk skalalarına dair detaylı referansların olduğu kabarık bir dosya oldu. Daha önce kısa filmimde beraber çalıştığım bestecimiz Kyle ile de çekim öncesinde çalışmaya başladık, biz filmi çekerken Kye bize şarkılar yolluyordu. Bu yüzden filmin müzikleri ve sahnelerinin arasındaki harmonik bağın çok kuvvetli olduğunu düşünüyoruz.
Esra S: Kurgu için de Özcan Vardar ilk tercihimizdi çünkü 'Tepe’nin Ardı' filminin kurgusunda birden fazla karakterin hikayesini çok kuvvetli bir şekilde harmanlayarak filme çok güzel bir ritim vermişti. İlham aldığımız filmler arasında da, doğaçlamalarıyla yoğun duygular yaşatan 'Blue Valentine', sihirli bir kasaba atmosferi yaratan 'All The Real Girls', sivri kadın karakteriyle 'Young Adult, 'A Monkey on My Shoulder', 'Mysterious Skin' ve tabii ki Polanski’nin 'Knife In The Water’ı var. 


Esra Saydam (solda) ve Nisan Dağ.
- Festivalde ana karakteriniz Damla’ya fazla yüklendiğinizi söyleyenler oldu. Erkek karakterlere daha yumuşak yaklaşırken kadın karaktere bu kadar yüklenme sebebiniz neydi?
Esra S: Shakespeare de Lady Macbeth’e çok yüklenmiş. Bunun çok sorgulanmamasının nedeni Shakespeare’in erkek olması mıdır? Damla’ya kadın olduğu için değil ana karakterimiz olduğu için yükleniyoruz tıpkı kendimize yüklendiğimiz gibi.

- Fatih Özgüven filmle ilgili yazısında “Deniz Seviyesi erkekler konusundaki başka yerinde tespitleriyle de beraber, sanki meşhur Issız Adam’ın açık sözlü bir kadın bakışıyla çekilmişi” yorumunu yapmıştı. Genelde sinemamızda kadın karakterler erotik bir nesne olarak gösterilirken, sizin filminizde özellikle Ahmet Rıfat Şungar’ın oynadığı Burak karakterinin verilişi bununla dikkat çekiyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Nisan D:
Yönetmenler olarak en büyük önceliğimiz her zaman hikayeye hizmet etmek oldu. Deniz Seviyesi’nde, Burak karakteri ana karakter Damla için ‘arzunun kayıp nesnesidir.’ Burak’ın erotik bir şekilde tasvir edilmesi aslında yapmak istediğimiz bir şeydi. Fatih Özgüven’in de bunu görmüş olması bizi mutlu etti.

- Film bundan sonra yolculuğuna nasıl devam edecek? Sırada hangi festivaller var?Nisan D: Film bundan sonra yolculuğuna Uçak ile devam edecek. (Gülüyorlar…) Uçak ile çünkü önümüzde iki tane Avrupa Festivali var. Birisi bu haftasonu Londra’da gerçekleşen 22. Raindance Film Festivali. Raindance Avrupa’nın en prestijli bağımsız film festivali, bir nevi Avrupa’nın Sundance’i yani.
Esra S: Sonra da Varşova Film Festivali’ne gidiyoruz, orada da ‘Competition 1-2’ bölümünde 14 film ile yarışacağız. Bunun dışında Amerika’dan ve Uzak Doğu’dan beklediğimiz haberler de var. Film 7 Kasım’da Başka Sinema ile vizyona girecek.