'Bütün mübadillerin hikâyesi'

'Bütün mübadillerin hikâyesi'
'Bütün mübadillerin hikâyesi'

Eleni dan Mektuplar 25 Şubat 20.30 da Maya Sahnesi nde.

Tiyatro Boğaziçi'nin yeni oyunu 'Eleni'den Mektuplar', mübadillerin hikâyesini anlatıyor. Oyunculardan Pelin Batu, "Rolü kabul ederken, ailemin de Balkanlar'dan gelen mübadil bir aile olmasından etkilendim" diyor

BGST Tiyatro Boğaziçi, 6-7 Eylül’e tanıklık eden bir hikâyenin kahramanlarını ‘Eleni’den Mektuplar’ oyununda buluşturuyor. Eleni’yi Zeynep Okan’la dönüşümlü canlandıran Pelin Batu’nun da rol aldığı oyun, bir ıssız adaya düşüp acılarını da hatırlayan iki kardeşin hikâyesi üzerine kurulu. Eleni’den Mektuplar nasıl şekillendi?
Metin Göksel: BGST Tiyatro Boğaziçi’nin bir projesi. İlk olarak Sevilay Saral’dan ortaya çıktı. “İki kardeşin ıssız bir adaya düşmesiyle başlayan ve annelerinin Rum olmasıyla ilgili bir hikâye yazmak istiyorum” diyordu. Sevilay’ın böyle bir tema seçmesi çok tesadüfi değil. BGST içinde kültürel çoğulcu tiyatro gündemi ayrıca takip edilen bir gündem. Metin ortaya çıktıktan sonra karşılıklı bir süreç gelişmeye başladı. Bir noktadan itibaren reji görevi nedeniyle ben devreye girdim. 

Geçmişle bugün arasında gidip gelen bir hikâye bu, değil mi?
Metin Göksel: İki kardeşin baş başa kaldığı bir ortamda, biz ona ‘ıssız ada’ diyoruz, hem kendilerini, hem geçmişlerini keşfetme hikâyesi. Bugün baktığımızda herkes kendi kimliğini, geçmişini, yarınını arayıp duruyor. Herhalde onun bir yansıması oldu bize. 

Dönemsel olarak ne zamana denk geliyor anne Eleni’nin hikâyesi?
Pelin Batu: Aslında 6-7 Eylül’de yaşanan trajedinin altını çiziyoruz ama dediğimiz gibi bir adada geçen bir hikâye. Ben bunu kabul ederken, ailemin de Balkanlardan gelen mübadil bir aile olmasından etkilendim. Anneannemin hikâyesi beni çok sarsıyordu. 6-7 Eylül’de yaşanan utanç verici süreci anlatıyoruz ama Arnavutluk’tan gelenler de Trakya’dan gidenler de Bulgaristan’dan gelenler de benzer trajedilere maruz kalmış… 

Anlatımlara mı dayandınız, tarihsel bilgileri mi kullandınız?
Duygu Dalyanoğlu: Sevilay aynı zamanda tarihçi. Bu hikâye birebir gerçek değil ama Eleni İzmirli ve orada yaşayan kadınların hikâyelerinden yola çıkarak şekillenmiş bir karakter.
Metin Göksel: Oyuna eşlik eden Türkiye ’deki Rumlarla ilgili bir sunum da arkadaşlar tarafından hazırlanıyor. Turneye o sunumu da beraberimizde götüreceğiz. Maya Sahnesi’ndeki gösterimlerde konunun uzmanı biriyle söyleşi yapma düşüncemiz de var. 

Mübadelenin yaşandığı şehirlere gitmek niyeti var mı?
Metin Göksel: O da fikirlerimiz arasında. Mesela 1 Eylül Dünya Barış günü için bir teklif geldi. Niyet zaten farklı ortamlarda sunabilmek… 

Rum cemaatinden yardım aldınız mı?
Pelin Batu: Yazım sürecinde, telaffuz sürecinde yardımcı oldular. Cafe Aman İstanbul , eski Rum müziklerini canlandıran bir grup. Bu oyunda söylediğim şarkıda onlardan yardım aldım. Stelyo Berber bana telaffuz konusunda yardımcı oldu. Bugünlerde bütün bu sorunların, tartışmaların ortaya çıkması tesadüf değil. Bütün bu acıları artık içimizde tutamayacak bir hale geldik. Biz de bu tartışmaları müziklerimize, oyunlarımıza yansıtıyoruz. 

Oyun ne kadar sürüyor?
Metin Göksel: Dört sahne, Zeynep Pelin’le değişimli olarak oynayacak. Beş vakitten oluşuyor. Ezanla yaşanıyor geçişler. Müziklerde bize Kardeş Türküler’den Bilal ve Ferhat yardımcı oldu. Sahnede bütün oyuncular şarkı söylüyor. Onları da Feryal Öney çalıştırdı. Bir iki dans figürü de çalışıldı.