Çağdaş bir 'Yaşar-yaşamaz' hikâyesi

Çağdaş bir 'Yaşar-yaşamaz' hikâyesi
Çağdaş bir 'Yaşar-yaşamaz' hikâyesi

Oyunda Bahtiyar Engin, Levent Üzümcü, Cem Davran ve Erkan Can (soldan sağa) rol alıyor.

'Alevli Günler'. Türkiye'de 'farklı' olanın yalnızlığına işaret eden bir oyun. Öldükten sonra 'yakılmak' isteyen profesörün arkadaşları, son dileğini yerine getirmek için çabalar durur... Oyunda, tanınmış isimler rol alıyor
Haber: GÖNÜL KOCA / Arşivi

İSTANBUL - Sahnede üç adam. 40’lı yaşlarda. Çocukluktan beri arkadaşlar. Kılık kıyafetleriyle, muhabbetleriyle, yaşadıklarıyla sıradan insanlar. Zamanla farklı tercihleri olmuş mesleki açıdan. Biri kasap Hayri (Bahtiyar Engin), biri muhasebeci Mensur (Levent Üzümcü), biri de Türk Kültürü profesörü Tarık (Cem Davran). Hayri ve Mensur evli, Tarık ise bekâr, daha doğrusu dul. Taş çatlasın 2.5 yıl süren bir evlilik yaşamış.
Bu üç kafadarı, Oyun Yaz projesi kapsamında yazdığı ‘Alevli Günler’ adlı oyunla hayata getiren, Irmak Bahçeci. Cem Davran, Erkan Can, Levent Üzümcü, Bahtiyar Engin ile Tuğçe Kıltaç’ın rol aldığı ve İstanbul Halk Tiyatrosu yapımı oyunun yönetmeniyse Yıldıray Şahinler. 
Bu üç arkadaşın sosyal hayatı zaman zaman Tarık’ın, şaman maskeleriyle dolu evinde, hiç sönmeyen ‘kutsal ateş’in yanı başında kurdukları rakı masasıyla sınırlı. Ve karılarını, yalnızlıklarını, mutluluklarını, mutsuzluklarını meze yapıp eğlenen ve hüzünlenen üç kafadar bir gün üzücü bir durumla karşı karşıya kalıyor. Profesör kanser! Vasiyetiyse öldükten sonra yakılmak. Çünkü o bir şaman.  

Bitmek bilmez bürokrasi
Asıl mesele de bundan sonra başlıyor. Arkadaşlarının birkaç ay içinde öleceğine mi yoksa öldükten sonra onun son isteğini yerine getiremeyeceklerine mi üzüleceğini bilemeyen Hayri ile Mensur, profesörle birlikte bir mücadeleye girişiyor. Diyanet işlerine mi gitmiyorlar, nüfus müdürlüklerine mi yoksa ölmek üzere olan bir adamın durumundan faydalanıp para koparmaya çalışan avukatlar (Tuğçe Kıltaç) aracılığıyla mahkemelere mi... Başvurdukları her yerde türlü komediler yaşayan bu üç kafadar kendi deyimleriyle izleyiciye “Çağdaş bir ‘Yaşar-yaşamaz’ hikâyesi” sunuyorlar. Tüm bu koşuşturmada Erkan Can bazen elinde şişleri yün ören bir nüfus müdüresi bazen ise temiz yüzlü takım elbiseli Diyanet İşleri görevlisi olarak izleyicinin karşısına çıkıyor ve tabii ki salonu kırıp geçiriyor. 

Sürükleyici bir oyun
‘Alevli Günler’ izleyicinin dikkatini her an canlı tutabilen bir oyun. Türkiye’de farklı olana yönelik tavrı teşhir eden, farklı olanın yalnızlığına işaret ederken bir yandan da gerçek dostluğun önemini vurgulayan bir oyun. Oyunu ‘yakılmak isteyen bir şamanın resmi kurumlar nezdinde nasıl ‘deliye’ dönüşebildiğini hikayesi’ diye özetlemek de mümkün.
Sonuçta kullandığı ilaçlar ve saplandığı bürokratik batak nedeniyle iyice güçsüz düşen profesör ‘pes’ diyor ve vasiyetini değiştirip, yakılmaktan vazgeçiyor. Kendisi vazgeçtiği gibi arkadaşlarının da vazgeçmesini istiyor ve Mensur’u Hayri’ye emanet edip ‘gömülüyor’. Ama arkadaşları vazgeçmiyor... Her gün kulağımıza çalınan aşina espirileri, şakaları oyunculuklarıyla süsleyip sanki ilk kez söylenen sözlermiş gibi izleyiciyi kahkahaya boğan, ayakta alkışlatan ve düşündüren ‘Alevli Günler’, 6 Mart’ta Muammer Karaca Tiyatrosu’nda, 12 ve 19 Mart’ta ise Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde izlenebilir. Tel: 0212 252 59 35, 0212 661 38 94