Çağdaş insanın tragedyası

Çağdaş insanın tragedyası
Çağdaş insanın tragedyası

Dünya prömiyeri geçen hafta Atina da yapılan Stüdyo Oyuncuları nın 10 Adımda Unutmak ı (Anti-Prometheus) yarın ve pazartesi Harbiye Muhsin Ertuğrul da.

'10 Adımda Unutmak'ta (Anti Prometheus) Prometheus efsanesini tersten okuyan Şahika Tekand, 'Dünyanın değiştirilemez olduğuna fena halde inandık. Ben de vicdanının sesini dinlememeye çalışan insanı anlatmayı seçtim' diyor
Haber: GÖNÜL KOCA / Arşivi

İSTANBUL - Tanrısal düzene kafa tutmuş, insanı yaratmış, insanlığa ateşi; yani yaratıcılığı, bilimi, sanatı, uygarlığı armağan etmiş, Zeus tarafından cezalandırılmış, zincire vurulmuş mitolojik bir kahraman Prometheus.
Onu Zeus’un işkencesinden, Zeus’un oğlu Herakles kurtarmış ama Prometheus, “Zeus tahtından düşmedikçe benim işkencelerimin sonu yoktur” diyerek de insanlığa özgürlüğün yolunu göstermiş.
Ve Prometheus’un öyküsü Eski Yunan’ın üç büyük tragedya yazarından biri olan Aiskhylos tarafından kaleme alınmış, günümüze kadar da değişik yorumlarla sahneye taşınmış.
Şimdilerdeyse üç ülkeden, üç büyük tiyatro grubu, üç farklı yorumla sahneliyor Prometheus’u: Türkiye’den Şahika Tekand yönetimindeki Studio Oyuncuları ‘10 Adımda Unutmak’ı (Anti-Prometheus), Yunanistan’dan Theodoros Terzopoulos yönetimindeki Attis Tiyatrosu ‘Zincire ‘Vurulmuş Prometheus’u sahneliyor, Almanya’dan Athina Rachel Tsangari yönetimindeki Rimini Protokol de ‘Prometheus Atina’da’yı belgesel olarak yorumluyor. Ve bu üç ülkeden oyuncular, oyunu Türkçe, Yunanca ve Almanca sahneleniyor.
‘Promethiade’ başlığıyla hayata geçirilen projenin fikir babası ise Theodoros Terzopoulos. İstanbul ve Ruhr 2010 Ajansları ile Atina Epidaurus ve Hellenic Festival’in ortak projesi ‘Promethiade’ kapsamında, Studio Oyuncuları’nın oyunu 7 Temmuz’da, Attis Tiyatrosu’nun oyunu ise 9 Temmuz’da Atina’da dünya prömiyeri yaptı. Türkiye’de ise ilk olarak 18-19 Temmuz’da Studio Oyuncuları’nın yorumu izlenecek. 

İnandığımız şey uğruna
Şahika Tekand oyunu günümüze taşıyarak, bireysel küçük dünyasına sıkışmış, hayata müdahale etme yeteneğini ve büyük umutlarını, uzun vadeli projelerini küçük kazanımlara feda etmiş, çağdaş insanın trageayasını yazmış. Çünkü Tekand’a göre; “Prometheus’u hatırladığımızda hatırlamamız gereken şey; sonu ne olursa olsun göze alıp inandığımız şey uğruna kendimizi feda edebilme yeteneğimizi yeniden hatırlamak. Fakat bizim unutmaya çalıştığımız, Prometheus’u unutma nedenimiz ve bugünkü tragedyamızın kaynağı bu. Sistemin yaydığı, dünyanın değiştirilemez olduğu safsatasına, fena halde inandık, en azından son 40 yıldır. Ben de bu karakter üzerine, geçmişi unutmaya, vicdanının sesini dinlememeye çalışan insanı anlatan ‘Anti-Prometheus’ üzerine yoğunlaştım.”
Ve oyunu sahneye taşırken de her zaman olduğu gibi ışıkları kullanmış Tekand. Dekor olarak da sandalyeleri. Işıkları bu sefer biraz farklı ve oyuncular için de sürpriz bir şekilde kullandığını söyleyen Tekand başlıyor oyunla ilgili ayrıntıları anlatamaya; “Üç bölümden oluşuyor; kendisine ait olmayan bir yükü taşıyanlar, sonra bu yükten kurtulanlar, sonra da bu yükün sahibi haline gelenler.
Bu üçlü planın içinde iki katman var aslında, sahne işçilerinin oyuncuya dönüşmesi bir katman, ama esas olarak da önce çalışan sınıftayken sonra sınıf atlayan sonra da mülk sahibi haline gelen orta sınıf insanının bir çeşit sahne üzerinde gerçek zamanda değişimi. Asıl sürprizi de şu, mülklerinden kurtulmamak üzere çalışan orta sınıf insanı, kendi zorluğunu sistem içinde kendisi yaratıyor. Sistemin insanla, adeta kedinin fareyle oynaması gibi, oynaması seyredeceğimiz şey. Sandalye çok önemli bir simge tabiiki pozisyonu, yer sahibi olmayı bire bir gösteren çok basit bir malzeme. O basit malzemeden de elde edebildiğim kadar zengin bir sonuç elde etmeye çalıştım. Aynı zamanda Prometheus’un bağlandığı kayaya da bir gönderme. Onu tanrılar kayaya zincirlediler, bizim orta sınıf insanımız bile isteye kendilerini sandalyeye bağlıyorlar.”

Seneye de oynayacak
Oyun Türk ve Alman oyuncularla Türkçe ve Almanca sahneleniyor ama Şahika Tekand, oyunu sadece Türkçe olarak yeniden çalışıp 2011’de İstanbul Şehir Tiyatroları repertuarında izleyicilerle buluşması için çalışmaların sürdüğünü de belirtiyor. Ve son olarak Türkiye prömiyerinden önce izleyicilere şunları söylüyor; “2010 fırtınası içinde elimizden geldiğince yüksek düzeyde bir iş çıkarmaya çalıştık.”
Atina’daki prömiyerin ardından Hellenic Festival’in en iyi birkaç prodüksiyonundan biri övgüsünü alan ‘10 Adımda Unutmak (Anti - Prometheus)’, 18 ve 19 Temmuz saat 21.00’de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde izlenebilir.

Terzopoulos ilham verdi
Şahika Tekand, Prometheus’u günümüze taşıdı. 
FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN


Şahika Tekand’ın ikinci kez tiyatroya başlamasında  Terzopoulos etkili olmuş: “Dürüsttü, sahne üzerinde çok dürüsttü ve tiyatroyu, tiyatro olarak değerli kılan bir yolu vardı. Sene 1989-90. Studio’yu açmıştım ama bir tiyatro topluluğum yoktu, performans grubum vardı. Terzopoulos’un ‘Bakkhalar’ını seyrettiğimde ben asıl olarak tiyatroyu neden seçtiğimi bir kere daha fark ettim. Ve eve dönüp ilk oyunum ‘Gergedanlaşma’nın tekstini yazmaya başladım o gece. Terzopoulos’un öyle hoş bir yeri vardır benim hayatımda. Sonra da çok hoş bir meslektaş dostluğumuz oldu.”