Çağdaş sanatın büyük kaybı

Çağdaş sanatın büyük kaybı
Çağdaş sanatın büyük kaybı

Bir İstanbul şığı olan Serge Spitzer in molecular(ISTANBUL) başlıklı yerleştirmesi uluslararası basından da hayli ilgi görmüştü.

Hasköy'deki eski Mayor Sinagogu'nda sergilenen 'molecular(ISTANBUL)' yerleştirmesine de imza atan çağdaş sanatın büyük ismi Serge Spitzer, hayata veda etti
Haber: ESRA NİLGÜN MİRZE / Arşivi

Amerikalı sanatçı Sergi Spitzer, 1950 yılında Bükreş’te doğmuştu, New York’ta yaşamaktaydı. Kuşağının önde gelen sanatçılarından biri olan Spitzer’in yapıtları MOMA’dan Folkwang Museum’a, Henri Moore Institute’dan Palais de Tokyo’ya kadar uzanan pek çok önemli sanat kurumunda ve müzede sergilendi, sayısız özel ve müze koleksiyonunda yer aldı.
Serge Spitzer, Harald Szeemann, Rene Block, Rudi Fuchs, Udo Kittelmann, David Elliott gibi çok önemli küratörlerle çalıştı, Documenta, Kassel, İstanbul , Venedik bienallerine katıldı. Avrupa’nın çeşitli kentlerinde anıtsal yapıtlar bıraktı.
Spitzer’in İstanbulla tanışıklığı 1995’te İstanbul Bienali’nin küratörü Réne Block’un davetiyle başladı. Bienalde yer alan eseri, bugün ARTER’in koleksiyonunda yer alan, Aya İrini Müzesi’nin kubbesinin hemen altına, neredeyse gizleyerek yerleştirdiği altın ipliklerle dokunmuş bir halıydı.
O günden bu yana sürdü dostluğumuz... Serge Spitzer, bir İstanbul âşığıydı. Zaman zaman çok sevdiği bu kente gelir, biz İstanbulluların bile keşfedemediği yeni mekânlar, yeni tatlar keşfederdi. New York’ta, Berlin’de, Sydney’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde Türkçe konuştuğunu duyduğunda hemen o insanlarla konuşmaya başlar, hatta hemen telefonu açıp benimle konuştururdu...
AB’nin önde gelen sanat kurumlarıyla kalıcı işbirliği sağlamak amacıyla bir sanat merkezi kurma hayalimi 2009 yılının haziran ayında, işte böyle bir İstanbul ziyareti sırasında anlatmıştım Spitzer’e... Mekân olarak Hasköy’deki eski Mayor Sinagogu’nu düşündüğümü söylediğimde, o inanılmaz enerjisiyle hemen gidip mekânı görmek istedi. Ve hemen o anda oluşturdu ‘molecular(ISTANBUL)’ projesini... “Büyülü bir mekân burası, İstanbul için bir iş yapmak isterdim” dediğinde, hiç düşünmeksizin “Haydi” dedim, yapalım... Ve biz, iki arkadaş, hiç kimseden ve hiçbir kuruluştan destek almaksızın, sadece Musevi Cemaati’nin onayıyla kolları sıvadık. Eylül ayında ‘molecular(ISTANBUL)’ yerleştirmesinin açılışını, sanatçının her zamanki gizemli yaklaşımıyla neredeyse gizlice yapmıştık. Yine de ‘molecular(ISTANBUL)’, hem ulusal hem de uluslararası basının en seçkin yayın organlarında yerini buldu. 2009 yılı sonunda kapatmayı düşündüğümüz sergi, dünyadan öylesine büyük ilgi görmüştü ki 2012’ye kadar uzattık.
Sanat eleştirmeni Roger Bowen, yazısında “Keşke İstanbul kenti sahip çıksa, keşke Mayor Sinagogu olduğu gibi korunsa ve Serge Spitzer’in ‘molecular(ISTANBUL)’u sonsuza kadar İstanbul’a armağan edilmiş eşsiz bir yapıt olarak kalsa” diyordu.
Evet, keşke, keşke, bu dünya çapındaki sanatçının yapıtı sonsuza kadar ilham verdiği kentte, İstanbul’da kalabilseydi. Onun İstanbul’a armağan ettiği bu olağanüstü yerleştirmesi Haliç’in gizli bir kıyısından, Hasköy’den bakabilseydi İstanbul’a...
Serge Spitzer, en son lansmanı, Art Basel’de yapılan ‘molecular(ISTANBUL)’ kitabının oluşumu sırasında gelebildi İstanbul’a, 2010 yılının temmuz ayında ve dostlarıyla, en çok da serginin hazırlığı sırasında çok yakın dost olduğu Hasköylülerle buluştu. Ağustosta ise yedi yıl önce yenmeyi başardığı hastalığı tekrarladı... Ama hep yarattı, hep çalıştı, hiç hastalanmamışçasına ‘molecular(ISTANBUL)’ için projeler yapmayı sürdürdü.
Kendini biraz iyi hisseder hissetmez İstanbul seyahatini planladı. Londra’da 3 Ekim’de açılacak sergisinden önce İstanbul’a gelmek, dostlarıyla buluşmak, Hasköy’deki moleküllerine yeni bir yer bulmak dileğindeydi. Frankfurt Havaalanı’na kadar gelebildi... Doktorlarının çağrısı üzerine New York’a geri dönmek zorunda kaldı... Geri döndükten iki gün sonra kaybettik Spitzer’i... Sanat dünyası çok önemli bir sanatçıyı kaybetti... İstanbul bir dostunu...