Çakıl taşlarından teneke heykellere Picasso!

Çakıl taşlarından teneke heykellere Picasso!
Çakıl taşlarından teneke heykellere Picasso!

Şapkalı Kadın, iki farklı versiyon

Paris Picasso Müzesi büyük ressamı heykelleriyle ağırlıyor. Bazısı ressamın atölyesinden çıktığından beri ilk kez bir araya gelen 250'ye yakın eser, geçenlerde New York Modern Sanat Müzesi'nde sonlanan aynı konulu serginin devamı...
Haber: ASLI ULUSOY-PANNUTİ - asli@siradisiparisrehberi.com / Arşivi

RADİKAL - Uzun süren restorasyon çalışmalarından sonra yeniden açılan Paris Picasso Müzesi’nin önü yerli ve yabancı gazeteci kaynıyordu o sabah. Öyle ya, Paris’in görkemli Sale Mâlikanesi uluslararası çapta bir sergiye ev sahipliği yapıyordu bu kez: ‘Picasso. Heykeller’ Kübizmin öncüsünü bütün dünya resimleriyle bilirdi bilmesine ama onları andıran çok sayıda heykele de imza attığını kaç kişi biliyordu ki?
“Paris’teki modern sanat müzesi Centre Pompidou’da, 2000’de açılan retrospektif sergisinden bu yana en büyük Picasso heykelleri sergisi bu” diye başlıyor söze, sergi komiseri Virginie Perdrisot. “Serginin bir özelliği de sanatçının çalışmalarındaki ‘çoğulcu’ yaklaşımı vurgulaması.” Yani aynı model ya da konuyu heykel, resim veya desen olarak işleyen, yaptığı çalışmayı döküm, kalıp ya da boyutlarını büyütme yöntemiyle tekrar üreten sanatçının eserlerinin farklı versiyonları yan yana getirilmiş. Bazı eserlerin ilk kez bir araya gelmesi, bazısınınsa ilk kez görücüye çıkması da serginin iddialı taraflarından. Mesela sanatçının ‘Absent bardakları’ başlıklı altı parçalık serisi 1914’te, Picasso’nun atölyesinden çıktığından beri ilk kez bir arada!

Hamile Kadın 

Bu sergi aslında New York Modern Sanat Müzesi’nde (MoMA) Paris Picasso Müzesi’nin desteğiyle açılan ve Şubat 2016’da sonlanan serginin bir devamı. Paris’te 28 Ağustos’a kadar sürecek sergide MoMA’nın yanı sıra çeşitli müzelerden ve özel koleksiyonlardan parçalar bir araya getirilmiş. Paris’in gösterişli Sale Mâlikanesi’nin şeref merdiveni, Jüpiter Salonu başta olmak üzere birbirinden şık mekânları Picasso’nun kronolojik olarak dizilen eserleriyle bambaşka bir kimliğe bürünmüş sanki. Serginin, insanı çarpan ‘Hamile kadın’ heykeliyle açılması da bu kronolojik düzenden kaynaklanıyor. Picasso’nun 1900’lerin başında yani ‘Hamile kadın’ çalışmasını yaptığı dönemde başlayan heykel macerası, 1960’lardaki orijinalinden ‘büyütülmüş’, ‘anıtlaştırılmış’ eserlerleriyle sonlanıyor.
Pablo Picasso, 'Bahçedeki Kadın' heykeliyle/Photo © RMN-Grand Palais/Mathieu Rabeau © Succession Picasso 2016

Bahçedeki Kadın

Picasso’nun çapkın biri olduğunu dönemin yayınlarında hakkında çıkan haberlerden biliyorduk ama bunca ‘Kadın başı’ çalışmasının her birinin aslında heykeli yaptığı dönemde birlikte yaşadığı, hepsi birbirinden farklı kadınların portresi olduğunu bilmiyorduk doğrusu. Başta sevgilisi Fernande Olivier, Marie-Therese Walter ile dönemin fotoğrafçısı Dora Maar olmak üzere çok sayıda kadın, sanatçının heykel konusu olmuş. 1930 tarihli ‘Erkek başı’ çalışması ise zamanın sanat dergilerini, Brassai gibi büyük fotoğrafçıları hayli meşgul etmiş. Malikanenin şapelinde sadece bu heykele, karşısında da dönemin yayınlarında heykele ilişkin yer alan makale ile fotoğraflara yer verilmiş.

Okuyan Kadın

Sanatçının aynı eserinin çeşitli versiyonlarını bir arada görmek bu serginin ‘kozlarından’ muhakkak. ‘Bahçedeki kadın’ heykelinin demirden ve bronzdan hazırlanmış iki örneği gibi.. Yine iki farklı maddeyle hazırlanmış, biri boyanmış diğeri renksiz bırakılmış ‘Okuyan kadın’ heykellerinin hemen yan duvarda asılı ve aynı renklerden oluşan resim versiyonunu görmekse gerçek bir sürpriz! Bu arada belirtelim: Yaptığı heykelleri boyamak sanatçının özel tutkularından biriymiş. ‘Bahçedeki kadın’ çalışmasının sözünü ettiğimiz iki versiyonu ise, 1932’de Paris’te açılan ‘Picasso’ sergisi dışında ilk kez bu sergide bir araya gelmiş. Meraklısına: ‘Bahçedeki kadın’ın, Apollon’un arzusundan kurtulmaya çalışan Daphne’nin nasıl defne yaprağına dönüştüğünü sembolize ettiği anlatılır.

Picasso sadece özel alandaki çalışmalarıyla değil, halka açık, kamusal alandaki eserleriyle de biliniyor. 1918’de ölen şair Guillaume Apollinaire’in anısına, sipariş üzerine demiri lehimleyerek hazırladığı heykel serisi de sergideki örneklerden. Apollinaire Komitesi tarafından ‘anlaşılamadığı için’ reddedilen küçük boyutlu bu seriden bir heykelin büyütülmüş hali, Picasso Müzesi’nin 1985’teki açılışında malikanenin bahçesine yerleştirilmiş, hâlâ da orada..

Sale Mâlikanesi ve bahçedeki kadın heykelleri.

Tenekeyi katlayıp boyayarak desen, resim ve heykeli birleştiren Picasso’nun ‘sevimlilik’ duygusu veren heykellerinden oluşan bir bölümse 1966’da, Paris’in prestijli sarayı Petit Palais’de bu eserlerle açılan sergiye gönderme olarak, tamamen aynı düzenle hazırlanmış. Picasso teneke eserleri için, “Önce kağıdı katlayarak başlıyorum işe, sonra kesip tekrar katlıyorum, bu kez yaptığımı daha sağlam bir madde olan tenekeye uyarlıyorum” diyor, bir konuşmasında. Eserlerin kağıttan tenekeye geçiş aşamalarının çeşitli örneklerle gösterildiği sergideki ‘Çocuklu kadın’ ile ‘Şapkalı kadın’ bu tekniğe iyi birer örnek.

Çocuklu Kadın 

Böylesine büyük bir ressamın heykel yaparken esinlendiği sanatçılar olup olmadığını soruyor bir gazeteci.. “Picasso’nun başlangıçta yaptığı bazı eserlerde (Türkiye’de çoğu zaman ‘Düşünen adam’ heykeliyle bilinen) Rodin’in,  ahşap üzerine yaptığı heykellerde ise Gauguin’in etkisi tartışılmaz” diyor Virginie Perdrisot. Sonra da ekliyor: “Bununla birlikte kübizmden itibaren yepyeni sanat kategorileri yaratan, kolajları, rölyef tablolarıyla resimle heykel arası eserler veren, kendi çağdaşlarını besleyen bu büyük ustanın girişimi öylesine yenilikçi ki, diğer sanatçıların doğrudan etkisini söylemek zor üzerinde.”
Rodin demişken.. Picasso hiç mermer heykeller yapmış mı? “Hayır. Picasso’da özel bir ‘hız’ zevki vardı, her şeyin çabucak olmasını isterdi. Mermer ise zahmetli bir işti. Zaten sanatçı bazı konuşmalarında söylüyor, ‘Nasıl olur da insan mermer kütlesinden bir figür hayal edebilir!’ diye..”

Akdeniz kıyısında topladığı taşlar üzerine yaptığı çalışmalardan biri.

Kimi zaman çakıl taşlarının üzerine çizdiği çizgilerle, boyadığı desenlerle; kimi zaman kağıt parçalarında açtığı sigara yanıklarıyla; kimi zamansa alçıyı, seramiği, hasırı bir araya getirerek ortaya çıkardığı birbirinden ilginç ‘heykellere’ imza atan Picasso gibi sıradışı bir sanatçının ‘herkesin gittiği yoldan gitmesi’ beklenemezdi zaten; değil mi?

DAHA ÖNCE DE İSTANBUL'DA DA YAPMIŞTI
Çeşitli konferanslar ve atölyelerle derinlemesine işlenecek ‘Picasso. Heykeller’ sergisinin ilginç etkinliklerinden biri, ‘Bir Gün–Bir Gece’ performansı olacak muhakkak. 24-25 Mart tarihlerinde, 24 saat sürecek performansta Jean-Christophe Norman Picasso Müzesi’nde bir gece ve bir gündüz kesintisiz yürüyecek. Sanatçı aynı performansı daha önce İstanbul, New York ve Tokyo’da gerçekleştirmişti.