Can Bonomo: Bizde arabesk 15'inde başlar bir ömür sürer

Can Bonomo: Bizde arabesk 15'inde başlar bir ömür sürer
Can Bonomo: Bizde arabesk 15'inde başlar bir ömür sürer
Can Bonomo'nun üçüncü albümü 'Bulunmam Gerek', biraz hüzünlü, biraz dertli bir albüm. Radikal'in sorularını yanıtlayan Can Bonomo, "Bu ülkede arabesk 15 yaşında başlar ve bir ömür boyu bitmez. Ülke olarak çok duyarlı ve duygusal insanlar olduğumuzu düşünüyorum. Maddi, manevi her şeye karşı daha hassas bir tutumumuz var. Bu yüzden aşk acımız da maddi problemlerimiz de hiç bitmiyor."

‘Bulunmam Gerek’ biraz hüzünlü, biraz dertli bir albüm. Bunlar kişisel dertler mi, Türkiye ’nin dertleri mi?
Yazdığım şarkılar neyi anlatırsa anlatsın bir adım arkasında o şeyle empati kurmaya çalışan ben varım. Memleket meselelerini kafaya takan benle aşk, öfke, güzel ya da çirkin kavramlarını kafasında tartmaya çalışan ben farklı kişiler değil. ‘Bulunmam Gerek’ benimle birlikte herkesin aklında dönüp duran durumların, olayların, mutluluk ya da dertlerin benim düş dünyamdaki izdüşümü.

Albümün içindeki yazınızda, dinleyicilerinizin bu şarkılara ‘sanata değil, hayata dair pencereden’ bakmalarını istiyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız? Neden?
‘Bulunmam Gerek’ duygu geçirgenliği çok yüksek ve çok samimi bir albüm. Şarkıları genelgeçer normlar ya da günümüz popüler müziğiyle aynı süzgeçten geçirecek olanların anlatmak istediğimi kaçırabileceklerini düşündüm.

Bir şarkınızda “Bana köyümden bir selam gerek” diyorsunuz. ‘İstanbul müziği’ yapan bir müzisyenin köyden söz etmesi ilginç, sizin için ne analma ifade ediyor?
İstanbul’un yalnızca büyük semtlerden ibaret olduğunu düşünsek bile milyonlarca göçebeyi barındırdığını yadsıyamayız. Bir kültür karmaşası içerisinde olması müzikteki ‘İstanbul’ çağrışımının bence en önemli parçası. Albüme ismini veren ‘Bulunmam Gerek’ şarkısı basitçe ‘kaybolmak’ fikrini anlatıyor. Herkesin kendini rahat ve çocuk hissettiği bir anı ya da bir alan vardır. Bu alan ya da düşüncelerin çok dışına çıktığımız zaman kendimizi kaybolmuş hissederiz. Bu alan İstanbul’a gelmek için terk ettiğimiz köyümüz de olabilir; çocukken üzerimizi örten bir battaniye de.

Her gün elem her gün keder… aşk ve iş merkezli yaşayan genç bir nesil var... Belki her zaman gençlik biraz böyle bir şey ama günümüzde vaziyet ne, siz nasıl görüyorsunuz onları?
Bu ülkede arabesk 15 yaşında başlar ve bir ömür boyu bitmez. Ülke olarak çok duyarlı ve duygusal insanlar olduğumuzu düşünüyorum. Maddi, manevi her şeye karşı daha hassas bir tutumumuz var. Bu yüzden aşk acımız da maddi problemlerimiz de hiç bitmiyor. Öte yandan bizim ülkemizde yaşayan insanların samimiyetini ve sıcaklığını hiçbir ülkede bulmıyoruz.

‘Bahr-i Hazer’ ilginç bir şarkı... Ritmiyle, diliyle farklı bir tadı var. Buradaki şair Nâzım Hikmet mi? (Öyleyse) Sizin için ne ifade ediyor Nâzım? Bu şarkı nasıl yazıldı?
Nâzım Hikmet benim en sevdiğim şairlerden ve ‘Bahr-i Hazer’ de Nâzım Hikmet’in çok sevdiğim şiirlerinden bir tanesi. Şiirin adını taşıyan beste ise ustaya nacizane bir saygı duruşu.
Yükle marşandize dizine kadar şiir de lazımsa; Bahr-i Hazer’ler el sallar şairi Nazım’sa...

‘Kaçak’, özgürlük ve adaletten söz eden bir şarkı. Türkiye’nin politik atmosferini nasıl değerlendiriyorsunuz. Özgürlük ve adaletin eksikliğini duyuyorsunuz belli ki… Sanatın içinde genç bir icracı olarak çevremde yaşanan olaylara karşı duyarlı olmam gerekiyor. İnsanlar ve toplumla ilgili durum ve değişimleri yakından takip etmezsem gelişen konularla ilgili yaptığım gözlemler zayıf ve niteliksiz olacaktır. Yazdığım beste ve şiirlerin bu konulara karşı olan duygu ve düşüncelerimi tasrif ettiğine inanıyorum.

Fatma Turgut vokal koçunuz. Zorlandınız mı çalışırken?
Fatma benim çok yakın dostum. Kendisi aynı zamanda bir müzik öğretmeni. Çalışırken de çok eğlenebileceğimizi gördük. Albümü en az benim kadar sahiplendi. Geri vokallerde de Fatma var.

Son klibiniz ‘Tastamam’ da kendi yaptığınız resimleri kullandınız. Ne zamandır beri resim yapıyorsunuz? Sergi hazırlığı var mı? Üniversitede görsel sanatlar eğitimi aldım. Albümü yazdığım süreçte bir yandan yaklaşık 15 tane tablo biriktirdim. Can Saban klipte güzel görüneceklerini söyleyince ilk defa görücüye çıkmış oldular. Mayıs ayında bir sergi yapma fikrim var.

İlk şiir kitabınız ‘Delirmek Belirmektir’le ilgili aldığınız tepkilerden memnun musunuz? Devamı gelecek mi?
İlk kitabımın bu kadar ilgi göreceğini tahmin etmemiştim. En çok okunan ikinci şiir kitabı oldu. Birincilik de zaten kitabımın editörlüğünü yapan küçük İskender’in. Albümü yazmayı bitirdikten sonra biraz kafamın toparlanmasını bekledim. Bu aralar yazmaya tekrar başlayıp yeni yılın sonlarına doğru ikinci kitabımı bitirmeyi düşünüyorum. Bu arada Ot dergisindeki köşemde şiirler yazmaya devam ediyorum.