Can'a 'Altın Diapason'

Doktora eğitimini Amerika'da Arizona Üniversitesi'nde sürdüren genç piyanistimiz Toros Can (1971)...
Haber: ÜNER BİRKAN / Arşivi

İZMİR- Doktora eğitimini Amerika'da Arizona Üniversitesi'nde sürdüren genç piyanistimiz Toros Can (1971), geçen yılın başlarında Ligeti'nin etütleriyle başladığı CD kayıtlarına birkaç ay önce, Paul Hindemith'in eserleriyle bir yenisini ekledi.
Paul Hindemith (1895-1963), 20. yüzyılın en büyük bestecilerinden biri. Özellikle 'Ressam Mathias' adlı operasıyla kazandığı geniş ün, birçok müzik yazarının, eleştirmeninin, Hindemith için 'Neoklasik/
dışavurumcu akımın müzikteki en büyük temsilcisi' değerlendirmesini yapmalarına neden oldu.
Bu seçkin besteci aynı zamanda, Türk müzik devrimi içinde de çok önemli bir yer tutuyor: Hindemith, 1936-37 yıllarında ülkemize birçok kez gelen, 'Hindemith raporları' diye bilinen birçok raporu kaleme alan, Ankara Devlet Konservatuvarı'nın kurulmasında en büyük işlevi gören bir müzik adamı olarak, Türk müzik tarihinde unutulmaz iz bırakan bir kişi.
Bizim için de önemli
Fransa'da yayımlanan 'Diapason' dergisi, Toros Can'ın Hindemith CD'sini Ocak 2002 sayısında, 'Altın Diapason'la ödüllendirdi. Bu, bizler için de, Toros için olduğu kadar önemli bir gelişme. Bu CD'nin yardımıyla, ülkemizde ne yazık ki yeterince tanınmayan, değerlendirilemeyen bestecinin daha yakından tanınması sağlanmış olacak.
'L'Empreinte Digitale' firmasınca yayımlanan CD için, derginin Ocak 2002 sayısında, Sylviane Falcinelli şunları yazıyor:
"Hindemith'in, neoklasisizme, polifoniye sıkı sıkıya bağlı yanlarına ağırlık verilmesi, bu bestecinin, dışavurumcu
coşku dönemini gözlerden uzak tutmuştur. Toros Can, Hindemith'in 1920'lerde yazdığı eserlerin karşısına, Nazilerin o şiddet ve yasaklama yıllarından, 1936'dan gelen İkinci Sonat'ı çıkarmayı, böylece bu iki özelliği karşı karşıya getirmeyi yeğlemiş.
Gerçekten de, çok yerinde, çok aydınlatıcı bir karşılaştırma bu; özellikle, bestecinin piyano için yazdığı ilk derleme olan, olağandışı 'İn einer Nachi... Traume und Ertebnisse/Bir Gecede... Düşler ve Yaşanmış Deneyimler'le başladığı düşünülürse!
O zamanlar 24 yaşında bile olmayan bestecinin, ileride başına gelecekleri bize şaşırtıcı biçimde, önceden bildirdiği bu düşsel öngörüde sergilediği ruhsal durum tablosu, imgesel yaratıcılığı aynı ölçüde zengin bir yorumcu eliyle aktarılıyor: Toros Can, piyano üzerindeki bütün notaları, resim bezi üzerine renkleri yerleştirircesine, ince ince işliyor.
Süit 1922, önemli bir çağdaş Amerikalı besteciyi, George Antheil'ı çağrıştırıyor. Böylece de, kendiliğinden, hiç kimseye sezdirmeksizin doğan Hindemith, kısalığı içinde dokunaklı, 1921 yapımı Lied'de bütün çıplaklığıyla açıyor kendisini; bu eserdeki dingin içe dönüklük, op. 19'un eğilip bükülen, gıcırdayan danslarıyla karşıtlık yaratıyor (1922).
İkinci Sonat'a gelince: burada Toros Can'la, Hindemith'in bir başka savunucusunu, Glenn Gould'u karşılaştırmak gerekiyor. Gould, çalışındaki taklit olunamaz berraklıkla, bu eserdeki, derin şiirsel anlamı da hiçbir zaman göz ardı etmeyen çizgisel yazı
özelliklerini iyice aydınlığa çıkarıyor. Toros Can ise eserdeki o düş gören, şakacı, içedönük, isyancı mizacı derinleştirmeye, bestecinin gençlik ürünlerindeki havanın
izini sürmeye özen gösteriyor.
Bu iki değişik bakış açısı, eserin anlaşılması bakımından birbirini tamamlıyor, bu yüzden, ikisinin bir arada değerlendirilmesi kaçınılmaz oluyor. Çünkü Gould sonatın çizgisel yapısı üzerinde yoğunlaşırken, Toros Can, çizgileri aydınlatmaya, renk vuruşlarını ortaya çıkarmaya, tabloya canlılık kazandıran gölge lekelerini belirgin duruma getirmeye çalışıyor." Özetle, Hindemith sanatındaki gizleri yakalamayı sağlayacak, temel, vazgeçilmez bir kayıt bu.