Cannes Anadolu'yu sevdi

Cannes Anadolu'yu sevdi
Cannes Anadolu'yu sevdi

Ceylan sezgileriyle yürüdüğünü söylese de kalabalık oyuncu kadrosuyla çalışmanın daha zor olduğunu kabul ediyor

Nuri Bilge Ceylan Cannes'de 'Bir Zamanlar Anadolu'da' ile Büyük Jüri Ödülü'nü aldı. 2008'de de Altın Palmiye'yi alan yönetmenle kariyerinin en yüksek bütçeli filminin hikayesini konuştuk
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

64. Cannes Film Festivali’nde merakla beklenen yapımlarından biriydi. Nuri Bilge Ceylan’ın yeni filmi ‘Bir Zamanlar Anadolu ’da’ sadece Cannes izleyicisi için değil, yönetmenin Türkiyeli takipçileri için de merak konusu. Yönetmenin ‘Üç Maymun’dan sonra bir kez daha Ebru Ceylan ve Ercan Kesal’la beraber senaryosunu yazdığı film, bir Anadolu kasabasında işlenen cinayeti ve sonrasındaki soruşturmayı konu alıyor. Ancak odakta bu cinayetten çok soruşturmanın başrolündeki savcı (Taner Birsel), komiser (Yılmaz Erdoğan) ve doktorun (Muhammet Uzuner) ruh halleri, sohbetleri var. Ercan Kesal’ın doktorluk yaptığı yıllarda başından geçen bir olaydan feyz alınan yapım, bu sene büyük yönetmenlerin yarıştığı Cannes’da Nuri Bilge Ceylan cephesinde ne gibi değişiklikler olduğunu sundu seyirciye. Şimdiye kadar gerçekleştirdiği en büyük bütçeli film olması, daha kalabalık bir oyuncu kadrosuyla çalışması, ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’yı Nuri Bilge Ceylan sinemasında farklı bir yere koyuyor. Kendisi sezgileriyle yürüdüğünü, herhangi bir değişikliği bilinçlice yapmadığını söylese de daha kalabalık bir oyuncu kadrosuyla çalışmanın daha zor olduğunu kabul ediyor. Yapım sürecinin Ceylan’ın alışık olduklarından daha farklı geçtiğine dair ilk ipucumuz bu. 

Şüphe duymadığım oyuncu: Yılmaz Erdoğan
Galanın hemen öncesinde yoğun bir röportaj trafiğinin ortasında buluştuğumuz yönetmen, filmlerinin kendi adına konuştuğu düsturunun takipçisi bir sessizlikte olsa da en azından daha fazla oyuncuyla çalışmanın zorluğunu teslim ediyor. Daha ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’yla ilgili ayrıntıların yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladığı zamanlardan beri filmin en dikkat çeken özelliklerinden biri de bu oyuncu kadrosuydu. Tabii ki özellikle Yılmaz Erdoğan’ın bir Nuri Bilge Ceylan filminde oynayacak olması… Malum, oyuncu ve yönetmen halihazırda arkadaş. Ama filmi seyredince daha iyi anlaşılıyor, ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’nın komiseri için Yılmaz Erdoğan gibi bir isim en uygun seçimlerden. Ceylan’a Erdoğan’ın seçiminde daha önceki performanslarının etkili olup olmadığını sorduğumuzda “O da var” diyor ama ekliyor: “Ama zaten kıvrak zekası ve yaratıcı kişiliğiyle pek çok rolün üstesinden kolaylıkla gelebileceğinden şüphe duymadığım bir oyuncuydu Yılmaz.” 

Kasaba bürokratlarının canlı resmi
Sadece Yılmaz Erdoğan değil, filmin ismi de türlü çağrışıma vesile. ‘Bir Zamanlar…’ kalıbının özdeşleştirildiği Sergio Leone ilk akla gelen. Ceylan ise”İsim sonradan geldi” diyor. Filmin isminden bu karakterlerin sıkıntısının Anadolu’ya ve taşraya has sıkıntılar olduğu da anlaşılmamalı. Ceylan’ın sıklıkla bahsettiği Çehov’dan da çıkartılabileceği üzere buradaki durumlar Sadece Anadolu’ya has değil. Zaten Nuri Bilge Ceylan’ın Ercan Kesal’dan duyduğu bu hikayeyi filme çekme isteğinin altında “gündelik hayat içinde ortaya çıkmayabilecek, insan ruhunun kuytu köşelerindeki şaşırtıcı detayları ve zengin insanlık durumlarını içinde barındıran bir potansiyele sahip gibi görünmesi” yatıyor. Gerçi kasaba bürokratlarının gündelik rutinleri de hikayenin temellerinden biri. Kendisi de, senaryoyu ortak yazdığı Ebru Ceylan da bir memur çocuğu olunca, hikayenin kaynağı ve yine senaryonun ortağı Ercan Kesal’ın bu alandaki geçmişi de eklenince, kasaba bürokratlarının dünyasına dair canlı bir resim çiziyor film. Ancak filmin derdi bunun da ötesinde. Ceylan “Herkesin hayatında türlü nedenlerle olabilecek ufak tefek dertler bunlar” diyor. 

Filme büyük ilgi
Kırıkkale’nin bir kasabasında işlenen cinayet ve sonrasında bize özgü sandığımız bürokratik cendere, Cannes ziyaretçilerini de gayet etkilemiş olmalı ki ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’nın galası büyük ilgi gördü. Kırmızı halıdan başrol oyuncuları Taner Birsel, Muhammet Uzuner, Yılmaz Erdoğan ve Ercan Kesal’la geçen Nuri Bilge Ceylan, galanın yapıldığı Grand Theater Lumier’e girdiğinde ayakta alkışlandı. Hatta alkışlar, film başladıktan sonra da sürdü, jeneriğe kadar devam etti. Ancak ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’ki kasaba bürokratlarının haleti ruhiyelerinin evrensel bir resme temel sağladığının kanıtı kırmızı halı ilgisi değil, filmin güçlü damarlarından biri olan mizahi unsurların Cannes seyircisinde yankı bulmasıydı.

Ceylan’ın Cannes serüveni
Nuri Bilge Ceylan, 1995 yılında ilk kısa filmi ‘Koza’ ile Cannes’a katıldı. 2003’te ‘Uzak’ ile ‘Büyük Jüri Ödülü’nü aldı.
2006’da ‘İklimler’ ‘FIPRESCI’ ödülüne layık görüldü. Son olarak 2008 yılında, ‘Üç Maymun’ filmiyle festivalde en iyi yönetmen seçildi. Yönetmen 2009’da festival jürisinde yer aldı.