Cannes'a kabul edilen liseli sinemacı: Param olmadığı için vize vermediler...

Cannes'a kabul edilen liseli sinemacı: Param olmadığı için vize vermediler...
Cannes'a kabul edilen liseli sinemacı: Param olmadığı için vize vermediler...
Parası olmadığı için Fransa'dan vize alamadı ama çektiği kısa film 'Bıyık' Cannes Film Festivali'nde gösterildi. Milliyet Pazar'a konuşan genç yönetmen Umut Delimehmet: "Haberi alınca çok sevindim, çok istedim ama gidemedim"

Resim öğretmeni filmi çekmesine yardımcı oldu, felsefe öğretmeni başrolü oynadı. O dönemde lise öğrencisi olan Umut Delimehmet ailesinden destek göremese de 'Bıyık' adlı 7 dakikalık sessiz filmini Trabzon Sürmene’de çekti, filmi adım adım Batı’ya kaydı. Önce İstanbul ’da,Bahçeşehir Üniversitesi’nin Kısakes Film Festivali’nde ödül aldı. Sonra geçtiğimiz ay, dünyasinema sektörünün nabzını tutan Cannes Film Festivali’nde özel gösterimle seyirci karşısına çıktı. Vize alamadığı için Fransa’daki gösterime gidemeyen 18 yaşındaki üniversite öğrencisi Umut Delimehmet’le Milliyet Pazar'dan Gizem Coşkunarda filmi hakkında konuştu.

Sinemayla ilişkiniz nasıl başladı?
Lisedeki resim öğretmenimiz Hakan Sümer’in sayesinde oldu sinemaya ilgi duymam. Okulda film ekibi kurmuştu. Ben de katıldım. O zaman lise üçüncü sınıftaydım. O yıl Sürmene Anadolu Lisesi Film Ekibi adı altında Hakan Sümer’in yazıp yönettiği ilk filmimiz 'Kaşık'ı çektik. Bu sayede sinemaya ilgim daha da arttı.

'Bıyık' ondan sonraki ilk filminiz mi? Filmin hazırlık süreci nasıldı?
Evet, 'Kaşık'tan sonra gelen 'Bıyık', yönetmen koltuğundaki ilk filmim. 'Kaşık'tan sonra bir kısa film yazmaya karar verdim. İlk birkaç denemem gerçekten komikti. Sonra 'Bıyık'ın fikri aklıma geldi. Senaryoyu yazdım ama emin değildim. Nasıl bir şey olacak bilmiyordum hiç. Hakan hoca senaryoyu beğendi ve çektik.

KUZENİM DONDURMA KARŞILIĞI OYNADI
Başrol oyuncusu Cevat Zengin, aynı zamanda Sürmene Lisesi’nde felsefe öğretmeni. Oyuncularla nasıl buluştunuz?
Cevat Zengin’in karakteristik bir yüzü vardı. Film için uygun olabileceğini düşündüm. Çocuk oyuncu da kuzenim. Film çekeceğimizi söyledim. “Oynamak istersen oynatalım seni” dedim. Bir dondurma karşılığında kabul etti oynamayı.

Okuldaki öğretmenlerle ve ailenizle iletişiminiz nasıldı?
Hakan Sümer bu konuda bana destek olan tek kişiydi. Arkadaşlarım senaryo yazmaya başladığımda “Bu boş işlerle uğraşmayı bırak, ders çalış” gibi sözler söylüyordu. Ailemse bu işleri bırakıp derslere sıkı sıkı sarılmamı, güzel bir meslek seçmemi istiyordu. Ama ben zaten en güzelini seçmiştim. Üniversite sınavında Ankara Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nü kazandım. Şu an hazırlık sınıfındayım. Ailemse yönetmen olmaya karar verdiğimi duyunca tepki koydu. Yine de kendi kararımın arkasında durdum.

BABAMIN HESABINA PARA OLMADIĞI İÇİN VİZE BAŞVURUMU REDDETTİLER 
Filmin Cannes Film Festivali’nde gösterilmesi için yetkililerle siz mi iletişime geçtiniz?
Daha önce Bahçeşehir Üniversitesi’ndeki Kısakes Film Festivali’nden ödül almıştık. Yine Kısakes aracılığıyla Cannes Film Festivali’ne kabul edildik. Kısakes Film Festivali’nde ödül alan dört filmi gönderdiler. Biri “Bıyık”tı.

Cannes’da gösterileceğini duyduğunuzda ne hissettiniz? Bu haberi ilk kiminle paylaştınız?
Duyuduğumda tabii çok sevindim. İlk önce Hakan Sümer’i aradım. Sonrasında ben de gitmeye karar verdim ama son gün vize başvurumun reddedildiği haberi geldi. Çok istedim ama gidemedim. Param olmadığı için vize vermediler. Fransa’ya gidip o süre zarfında kalacak kadar param olmadığını ve babamın hesabında da bu para olmadığı için reddedildiğimi söylediler.

HİTLER VARSA CHARLIE DE VAR 
Bıyık adlı kısa filminizin tamamı sessiz çekim. Kısaca konusunudan bahseder misiniz?
Filmin konusu, berbere giden bir adamın, sanatçılar, bilim adamları ve devlet adamlarının fotoğraflarının yer aldığı katalogdan Hitler’in bıyık modelini seçmesiyle gelişiyor. Olay örgüsünde, aynı bıyık modelini kullanan Charlie Chaplin de var. Filmle neyi anlatmak istediğime gelince; “Hitler varsa Charlie de var” demek istedim! Görünüşe aldanmamak gerektiğini anlatmak istedim. Filmde birçok şeyi de izleyiciye bıraktım.” (Milliyet Pazar)