Cannes'da ilk ödül sıra dışı soykırım filmine

Cannes'da ilk ödül sıra dışı soykırım filmine
Cannes'da ilk ödül sıra dışı soykırım filmine
Bu akşam sahiplerini bulacak Altın Palmiye heyecanı doruktayken genelde büyük ödülün habercisi sayılan Uluslararası Sinema Yarlarları Federasyonu (FIPRESCI) ödülü Macar yapımı 'Saul'un Oğlu'na verildi. Laszlo Nemes'in yönettiği film, Yahudi Soykırımı'nı sinemada bilinmeyen bir tarafıyla yani gaz odalarındaki katliamların mekaniğiyle tanıştırtırıyor.
Haber: ESİN KÜÇÜKTEPEPINAR - esin.sinema@gmail.com   / Arşivi

İlk filmiyle 68. Cannes Film Festivali’nde ana yarışmaya seçilmeyi başaran genç Macar yönetmen Laszlo Nemes’in yönettiği ‘Saul’un Oğlu’, 2. Dünya Savaşı’ndaki Yahudi Soykırımı’nı sinemada bilinmeyen bir tarafıyla yani gaz odalarındaki katliamların mekaniğiyle tanıştırtırıyor. Dün gerçekleşen Uluslararası Sinema Yarlarları Federasyonu (FIPRESCI) ödülü töreninde “Bu filmi yapmak çok meşakkatli oldu. Macaristan’da çok sorunlarla karşılaştık, para bulamadık ama sonunda bitirmeyi başardık” sözleriyle ödülünü alan Nemes, Amerikalı bağımsız sinemacılar Coen biraderlerin başkanlığını yaptığı büyük jüriden de en iyi yönetmen veya senaryo ödülü alabilir.

FIPRESCI jürisi Belirli Bir Bakış başlıklı yan bölümde Hint filmi ‘Masaan’a ödül verdi. FIPRESCI jürisi ayrıca Elestirmennin Haftası adlı bir başka yan bölümde genç Arjantinli yönetmen Santiago Mitre’nin tecavüze uğrayan genç bir kadının mücadelesini anlattığı ‘Paulina’yı ödüllendirdi. Altın Palmiye öncesi ekümenik jüri de ödününü verdi ve Nanni Moretti’nin ana yarışmada sevdiğimiz filmler arasında yer alan ‘Annem’ filmini onurlandırdı.

Altın Palmiye belirsiz
En çok ses getiren filmin yarışma dışı gösterilen ‘Mad Max’ olduğu bu yıl, festivalin Altın Palmiye yarışması gayet sönük ve heyecansız. Festivale yıllarca başkanlık yapmış Jill Jacob’un emekliye ayrılması bell ki sanat yönetmeni Therry Fremaux’yu da etkilemiş ve ‘yeni’ anlayışın etkisiyle İngilizce dilinin bir şekilde hakim olduğu, daha geniş piyasalara hitap edeceği düşünülen filmler öne çıkarılmış. Bu listede ‘Saul’un Oğlu’ gibi keşifler dışında Todd Haynes’in yıllardır peşinde olduğu ‘Carol’u gibi iyi filmler de yüzümüzü güldürdü elbette. İki kadın arasındaki aşk ilişkisini anlatan Patricia Highsmith romanından uyarlanan filmin başrolündeki Cate Blanchette ve Moone Mara’nin perdedeki uyumu gerçekten etkileyici.
Kadın oyuncu dalında biraz sıkıntılı bir yıl olmasına karşın erkek oyuncular kategorisinde ödüle yakın duran hayli fazla. Havalı ve görece büyük bütçeli yapımlar arasında sıradan insanın gündelik kaygılarını samimi bir dille anlatan Fransız filmi ‘Piyasanın Kanunu/La loi de marche’ ve başrolündeki Vincent Landon doğrusu favorilerim arasında. İki İngiliz aktör; Tim Roth ‘Kronik’, Michael Caine ise ‘Gençlik’le öne çıkıyorlar. ‘Aşk Vadisi’ adlı filmde intihar eden oğullarının vasiyeti için biraraya gelen evli çift rolündeki Isabelle Hupert ve Gerard Depardieu ise doğrusu karşılıklı döktürüyorlar. Tayvanlı üstad Hou Hsiao-Hsien’in ‘Assasin’ gibi incelikli ve gayet ağır Uzakdoğu sporları filmi türe yeni bir boyut getirirken Altın Palmiye’nin sahibi bu yıl gerçekten de merakla bekleniyor.