Cappadox'ta sıkılacağımı düşünürken...

Cappadox'ta sıkılacağımı düşünürken...
Cappadox'ta sıkılacağımı düşünürken...

FOTOĞRAFLAR: MUHSİN AKGÜN

Pozitif Live'ın 16-18 Mayıs tarihlerinde Kapadokya'da düzenlediği müzik, gastronomi, sanat ve açık hava festivali Cappadox'a sıkılacağımı düşünerek gittim ama hiç öyle olmadı... Kalipro'nun Radikal için özel olarak hazırladığı video eşliğinde Kapadokya izlenimlerime buyrun!
Haber: MUHSİN AKGÜN - muhsin.akgun@radikal.com.tr / Arşivi

Pek benlik bir festival değil ama Pozitif Live yapınca bakmakta fayda var deyip cuma gecesinden yola çıktım üç günlük festivalin iki gününe şahit olabilmek için. 67 etkinliğin gerçekleşeceği Cappadox festivalinde neler yoktu ki; konser, doğa yürüyüşü, gurme tadımları, yoga vs… 

Rötarlardan geceyarısı varabildim ancak etkinliğin merkezi sayılabilecek Uçhisar’a…

Mecburen sabah ola hayrola deyip günün aydınlanmasını bekledim. Tam yeni uykuya dalmaya başlamıştım ki, “Yürüyüşe geliyor musun?” mesajlarıyla uyandım. Neyse sonra uyurum diyerek turist tadında Meskendir Vadisi yürüyüş ekibine katıldım. Neyse ki beni yormayacak üç molalı bir etkinlikmiş. Arada küçük bir konser bile dinledim. Pek benlik değil diyordum ama bir anda kendimi gurme tadımında yörenin hangi şarabıyla hangi peynir tercih edilmeli gibi bir ortamda buldum. Uyku bastırdı ama tadımı başarıyla tamamladım. Hiç anlamadığım şarap konusunda artık kesintisiz bir 15 dakika konuşabilirm.

FOTOĞRAFLAR: MUHSİN AKGÜN
E artık bir konser izlesek fena olmaz dediğimde Bezirhane gibi etkileyci bir atmosferde Jozef van Wissem’ı dinlemek iyi geldi. Artık yavaş yavaş festival havasına giriyordum. Peşi sıra Uçhisar kalesinde Mercan Dede, Cevizlik dedikleri etrafı peri bacalarıyla çevreli alanda İlhan Erşahin dinlemek nasıl bir şeyin içerisinde olduğumu bana iyice hissettirdi. Ama bir süre sonra "Bu kadar doğal ortam yeter" dedirtiyor tabii biz kentli insanlara. Neyse ki Pozitif Live bunu da düşünmüş ve üç günlüğüne bir mekânı kiralamış. Taşraya giden kentli insanın vazgeçemediği şeylerle süslediği… Anlayacağınız parti zamanı… Parti için yanlış zamandı sanki, çünkü sabah 6’da Aşk Vadisi’ne yapılacak sessiz yürüyüş vardı. Kendi adıma çok sessiz olamadım ama yürüyüşü başarıyla tamamladım balonların eşliğinde. Bu arada etrafımda matını koltuğunun altına almış "Ben yogaya ben meditasyona gidiyorum" diyen bir sürü insan vardı. "Yok artık" deyip Fulya Erdemci küratörlüğündeki ‘Kapadokya Çarpması’ sergisine doğru yola koyuldum...

Fulya Erdemci


Gece uçağım olduğu için ufaktan yol hazırlıklarına başlarken Artı Pr’dan Selin Çıkınoğlu bana son bir tadım yaptırmadan bırakmadı. Hatta uçak saati yaklaştığı için Ürgüp’teki Muti Restaurant’a bavulumla gittim. Bütün menüyü tamamlayamasam da Maksut Aşkar liderliğindeki şef ekibinin yeniden yorumladığı yöre yemeklerinden tattım. Çok başarılıydı.

67 etkinlikten 8’ine katılabildim ama meraklıları neredeyse çoğuna katılmış anladığım. Hatta biletleri biten etkinliği bilet arama seanslarına bile şahit oldum.
Festivalin bir günü daha vardı ama ben artık şehrime döneyim. Sıkılacağımı düşündüğüm bu festivalden gayet ümitli dönüyor olmak bana yeti de arttı.