Çatalhöyük

Çatalhöyük
Çatalhöyük
Dünyanın en eski yerleşimlerinden Çatalhöyük UNESCO'nun 'Kültür Mirası' listesine bu yıl girebildi. Ancak bu eşsiz tarih hazinesine ilgimiz çok yetersiz.
Haber: VEDAT ATASOY / Arşivi

Anadolu, tarihin en eski uygarlıklarını bünyesinde barındırıyor. Dünya üzerinde hiçbir ülke yok ki, bu kadar tarihi zenginliğe sahip olsun! Hem de ne zenginlik! Dünyanın en eski ve en büyük uygarlıkları ya bu topraklarda kuruldu ya da bu topraklardan geçti. Bu hafta size, insanlığın en eski yaşam alanlarından birini, Konya’nın, Çumra ilçesi sınırları içinde bulunan Çatalhöyük’ü anlatacağım.
Konya’ya 30 dakika uzaklıkta olan Çatalhöyük’e ulaşmak için, Konya Ovası’nda yer alan, adeta cetvelle çizilmiş, düz yollarından geçmeniz gerekiyor. Bu yolları severim, varacağınız yeri ufukta görürsünüz ama bir türlü ulaşamazsınız. İnsanın mesafe algısını bozan bu yollarda araba kullanmak benim için keyiftir. Ancak Çatalhöyük’e ulaşmak bu kadar da keyifli olmadı. Konya’dan sonra sadece 2 yerde ‘Çatalhöyük’ tabelası var. Eğer bu 2 küçük tabelayı kaçırmaz ve doğru yolda olduğunuza inanırsanız, Çatalhöyük’e varabilirsiniz. ‘UNESCO Kültür Mirası’ tabelasını ise höyük dahil hiçbir yerde bulamazsınız. Boşuna aramayın! UNESCO tarafından kabul edilmesi için bu kadar uğraştıktan sonra, tabela dikilmemesini nasıl açıklamak gerekiyor, bilmiyorum. Ayrıca Konya’nın sadece Mevlana’ya odaklı turizm anlayışı sebebiyle, Çatalhöyük ile ilgili ne bir afiş ne de bilgilendirme levhası gördük! 

Tarihi bir ‘metropol’ 

Şehirler hakkındaki tüm bilgilerinizi unutun ve hayal edin! Kapısı çatıda olan, kerpiçten evler düşünün. Bu evlerin tamamı bitişik nizamda inşa edilmiş olsun. Ancak duvarları kendine ait (komşunun mülkiyetine saygı)! Yani sokakları olmayan, tüm yaşamın çatılarda geçtiği bir şehir... Yani ‘Çatalhöyük’...
Dünyada hatta Türkiye ’de daha eski yerleşkeler mevcut, ancak hiçbiri Çatalhöyük kadar büyük değil. Arkeologlar Çatalhöyük’te 8 bin kişilik bir nüfustan bahsediyorlar. Dönemin şartlarında tam bir metropol...
9 bin yıl önce, neolitik ve kalkolitik çağda başlayan yaşam aralıksız tam 1400 yıl sürmüş. Şimdi bu yaşamın izlerini doğu ve batı höyüklerinde görmek mümkün. Zaten adını da çatal şeklindeki bu iki höyükten alıyor. 14 hektarlık bir alana yayılmış Çatalhöyük’ün doğu höyüğünde M.Ö. 7400-6200 arasına tarihlenen 18 neolitik yerleşim katmanı bulunuyor. Bu 18 kat bile Çatalhöyük’ün neden bu kadar önemli olduğunu açıklıyor.
Evler birbiri üstüne, aynı planla inşa edilmiş. Önceki konutun duvarları, sonrakinin temeli olmuş. Yaklaşık 80 yıl ömürleri olan bu kerpiç yapıların kullanım süreleri dolduğunda, evler toprak ve molozlarla doldurulmuş ve üstüne aynı planla yeniden yapılmış.
Saray ve tapınakların bulunmadığı Çatalhöyük’te sanat anlayışı oldukça gelişmiş. Evlerin duvarlarında, o günkü yaşamı anlatan birçok duvar resimi bulunmuş. 1963’teki kazıda ise Çatalhöyük kent planı olduğu anlaşılan bir harita ortaya çıkarılmış. 8200 yıllık bu harita, dünyanın bilinen ilk haritası. 3 metre uzunluğunda, 90 cm. genişliğindeki harita halen Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Ayrıca konut duvarlarında yer alan tasvirlerde av ve dans sahneleri, insan ve hayvan resimleri bol bol işlenmiş. Hayvanların bu kadar resmedildiği Çatalhöyük, onların evcilleştirildiği ilk yer olarak biliniyor. Özellikle sığırlar ve köpekler evcilleştirilmiş. Bu, yerleşik hayata daha kolay adapte olmalarını sağlamış. Yerleşik hayata geçişle ortaya çıkan beslenme sorununu aşmak için tarıma başlamışlar.
Savaşın izi yok 
Evlerin bu denli iç içe olması ayrı bir araştırma konusu. 1993’ten beri kazıları yöneten Cambridge Üniversitesi’nden Ian Hodder, “Savaş ve yıkım izlerine hiç rastlanmadığı için bu sıkışık yapının savunma endişesine dayanmadığı” görüşünde. Muhtemelen birçok kuşağı kapsayan aile bağlarının kuvvetli olması, iç içe yaşamın en önemli sebebi.
Çatalhöyük, 2012’de UNESCO tarafından ‘Kültür Mirası Listesi’ne alındı. 9 bin yıllık en yeni kültürel mirasımız daha fazla ilgiyi hak ediyor. Tavsiyem; oradaki yaşamı bize örnekleyecek küçük bir mahallenin inşa edilmesi... Çünkü bilinen yaşamdan farklı bir yaşamı deneyimlemek, turistlerin ilgisini çekecektir, bilim adamlarına ise deneysel arkeoloji yapma fırsatı sağlayacaktır. Aktivite sıkıntısı yaşayan turizmimize de çok iyi örnek teşkil edecektir.
“UNESCO Kültür Mirası Listesi” uluslararası bir sertifika. Dünyada, sadece bu listedeki yerlere giden binlerce turist var. Ayrıca bu listedeki alanların sayısının fazlalığı ülkelerin gururu ve prestijidir. Türkiye’de sadece ‘11 Kültürel Miras’ olması, Türkiye’nin kültürel ve tarihi alanlarının azlığından değil, yöneticilerin bunu önemsememesinden kaynaklanıyor. Mesela, Efes halen kültür miras listesinde değil! Ancak son yıllarda bu listenin önemi biraz olsun kavrandı ve 2 yılda 2 eser listeye dahil edildi: Edirne Selimiye Camii ve Çatalhöyük. Bu alanları yöneten yerel yöneticilerin de bu bilince ulaşmasını bekliyoruz. Dünyanın en eski ve en önemli tarihi alanlarından biri olan Çatalhöyük’e hak ettiği değeri en kısa zamanda vermemiz gerekiyor. En azından 2-3 tabelayı hak etmiyor mu?