scorecardresearch.com

Cate Le Bon: Kaosu kucaklayın!

Cate Le Bon: Kaosu kucaklayın!
Cate Le Bon: Kaosu kucaklayın!
Galler havası, buğulu sesi ve naif tınılı sıradışı müziğiyle 10 Mart Perşembe akşamı Salon IKSV'ye konuk olacak Cate Le Bon, Radikal'e konuştu. Yeni çıkan 'Crab Day' albümüyle insanlara "Kaosu kucaklayın" dediğini belirten Cate Le Bon, "Galler'de harika bir müzisyen toplumu var ve herkes, belli bir tarz takip etmeden, ne istiyorsa onu çalıyor. Fazlasıyla özgürleştirici bir durum" diyor.
Haber: GÜLDEHAN AYSAN - guldehanaysan@gmail.com / Arşivi

RADİKAL - Cate Le Bon, Galler havası, buğulu sesi ve naif tınılı sıradışı müziğiyle 10 Mart’ta Salon IKSV’de… Kendisi müziğini tam olarak tanımlayamıyor, ama internet kaynaklarına bakarsanız, psychedelic-garage-folk gibi tanımlar var. Kariyeri 2007’de başlıyor. Super Furry Animals’ın solisti Gruff Rhys’in desteği büyük. Hatta kendisi, Le Bon’un sesini, 60’ların ikonu Nico’ya benzeten ilk isimlerden. Sonra da hep onunla anılmış adı, ama bundan pek şikayetçi olduğu da söylenemez, “Beni kime isterlerse benzetebilirler” diyor.

2009’daki ilk albümü ‘Me Oh My’, Cate Le Bon’un müzik dünyasında yer edinmesini sağlayan bir çalışma. Ve onu takip eden albümleri bu yeri sağlamlaştırdı. Yeni çıkan ‘Crab Day’, dördüncü albümü. İnsalara “Kaosu kucaklayın” diyor. Bunların yanı sıra bir de White Fence’in üyesi Timothy Presley’le gerçekleştirdiği ‘Drinks’ projesi var. Albümleri ‘Hermits On Holiday’ biraz ‘ne çıkarsa bahtına’ gelişen bir çalışma. Belli parametreleri ya da tarzı yok.
Cate Le Bon’un çocukken babasının, kendisine eşlik etsin diye hediye ettiği gitarla Galler’de başlayan macerası, Los Angeles’ta imza attığı heyecan verici projelerle devam ediyor. İstanbul konseri öncesi, hepsinden biraz konuştuk...

Yeni albümünüz ‘Crab Day’ için nelerden ilham aldınız?
Hem her yerden hem hiçbir yerden aslında. Her şey çok hızlı oldu. Ki bence de biraz kasıtlı oldu bu, biraz da öyle olması gerektiği için.

“Tasarlanmış olarak kazara bir araya gelen doğru insanların sesi” çok güzel bir cümle. ‘Crab Day’ insanlara ne diyor?
Kaosu kucaklayın!

Bu albüm üzerinde nasıl çalıştınız? Hangi müzisyenlerle?
Birlikte çalışılabilecek en harika insan topluluğuyla çalıştım. Steve Black ve H. Hawkline Galler’den iki müzisyen, ikisiyle de senelerdir çalışıyoruz ve hiçbir projeye onlar olmadan adım atmam. Ve Stella Mozgawa, vurmalılar konusunda doğanın gücü içinde ve aynı zamanda çok güzel bir varlık.

Müziğe nasıl başladınız?
Babam bana bir gitar aldı ve akorları öğretti, böylece o çalarken ben de ona eşlik edebilecektim.

Sözlerinizi nasıl yazıyorsunuz? İlham kaynağınız ne?
Hep son dakikada yazıyorum, panik içinde ve aşırı yorgun bir halde!

Galler kültürü müziğinizi nasıl etkiliyor, neler katıyor?
Galler’de harika bir müzisyen toplumu var ve herkes, belli bir tarz takip etmeden, ne istiyorsa onu çalıyor. Fazlasıyla özgürleştirici bir durum.

Kendi tarzınızı nasıl tanımlarsınız?
Hiçbir fikrim yok.

Drinks projenizden bahseder misiniz biraz? Nasıl ilerliyor?
Drinks, Tim ve benim vakit buldukça yapabildiğimiz kadar ilgilendiğimiz bir proje. Onunla müzik yapmak kelimenin tam anlamıyla saf eğlence. Ve sadece müzik için müzik yapmak beni çok heyecanlandırıyor.

Neden Los Angeles’ta yaşamaya karar verdiniz?
Gökyüzünde kocaman yuvarlak sarı bir şey var, günler sıcacık geçiyor!

İstanbul’da konser vermek nasıl bir duygu?
Sabırsızlanıyorum. Daha önce hiç İstanbul’a gelmedim ve müzik yapma amacıyla bir yeri ziyaret etmek çok heyecan verici. Ödül gibi. Keşfetmek için bekleyemiyorum.
Cate Le Bon, 10 Mart Perşembe saat 20.30’da Salon İKSV’de.

 

 


    http://www.radikal.com.tr/152597915259790

    YORUMLAR

    Bu habere henüz yorum yazılmamış.