Cate'in kristal küresinden

Çok değil, sadece üç yıl önce Cate Blanchett'ın Hollywood'daki yükşeliş hikâyesini tahmin etmek için bir kristal...

LOS ANGELES - Çok değil, sadece üç yıl önce Cate Blanchett'ın Hollywood'daki yükşeliş hikâyesini tahmin etmek için bir kristal küreye ihtiyacınız olabilirdi. Şimdi ise Oscar adaylıklarının, 'Oscar ve Lucinda',
'Elizabeth', 'Yetenekli Bay Ripley' ve 'Pushing Tin' gibi beğeni toplayan filmlerinin ardından Blanchett'ın başarısı hakkında tahmin yürütmeye hiç gerek yok. Avustralyalı aktris şu sıralar Sam Raimi'nin 'Üçüncü Göz'ünde doğaüstü güçlere sahip genç kadın tiplemesiyle göz dolduruyor. Yıl sonunda Cate Blanchett fantezi edebiyatının en ünlü klasiklerinden
'Yüzüklerin Efendisi'nin ilk bölümü 'Yüzük Kardeşliği'nde Kraliçe Gladriel'e hayat verecek. Rolü küçük olmasına rağmen, son yılların bu en büyük film projelerinden birinde rol almak Blanchett'ın zaten var olan şöhretini daha da artıracak. Bununla da kalmayarak önümüzdeki aylarda Blanchett'ın
'Heaven' ve 'The Man Who Cried'ı da gösterime girecek. Düşük bütçeli, neogotik bir film Sam Raimi'nin 'Üçüncü Göz'ü. Filmle ilgili sizi en çok ne çekti?
Doğaüstü güçleri olan bir kadından bahsediyordu, ancak o saçma doğaüstü olayları konu alan filmlerden değildi. Canlandırdığım Annie'nin kendi hayatında eşini kaybedişi gibi, görmemezlikten geldiği, içinde sakladığı büyük acıları vardı.
Bu içine kapanıklığı onun başkalarının hayatlarına karşı aşırı derecede duyarlı olmasını sağlıyordu. Basit, açık ve özgün bir film.
Filmi Michelle Pfeiffer ve Harison Ford'lu
'Gizli Gerçek'e benzetiyorlar... Sizce benzerlik var mı?
Kesinlikle hayır. Bence birbirlerinden inanılmaz derecede farklılar. İki filmin amaçları da çok farklı. Niye benzetiyorlar hiç anlamıyorum.
'Üçüncü Göz'deki karakteriniz Annie, görünüşte son derece normal güneyli bir dul. Ancak inanılmaz yetenekleri var. Bu size normal geliyor mu?
Tanıştığım psişik güçleri olan kişiler, sıradan gündelik hayatta karşılaştığımız insanlardı. Örneğin, kuaförler, emlakçılar ya da öğretmenler... Yani doğaüstü olaylar, psişik güçler onların gerçek hayatlarında ilgilendiği konular değildi. Psişik gücünüz olması, diyabet olmak gibi. Onunla doğuyorsunuz ve onunla büyüyüp, onunla yaşamayı öğreniyorsunuz. Sorunuz bir kişiye 'diyabetiklere inanıyor musunuz?' demek gibi.
Çekimlerinin yapıldığı evde, 'perili' olduğunu düşündüğünüz için kalmak istemediğiniz doğru mu?
Tabii ki hayır. Çekimlerin sonuna doğru insanlar bir şeyler uydurmaya başladı. Belki kaldığımız evin havasından, belki de ekibi korkutmak için ortaya birçok söylenti atıldı. Bunlardan biri de evde ruhların dolaştığıydı. Doğru olduğunu düşünmedim bile...
Bu yıl sonunda 'Yüzüklerin Efendisi'nin ilk bölümü 'Yüzük Kardeşliği'nde Kraliçe Gladriel olarak karşımıza çıkacaksınız. Daha önce canlandırdığınız Kraliçe Elizabeth'le benzer noktaları var mı?
Çok farklılar. Elizabeth, çok kuvvetli değildi. O duygularını kontrol etmek ve tahtını korumak için mücadele ediyordu. Gladriel'in ise mistik ve herkesi etkisi altına alabilen bir gücü var.
Son yıllarda Avusturalya'dan birçok iyi oyuncu çıkıyor!
Gillian Armstrong, Peter Weir ve Nadia Tass gibi başarılı yönetmenler var. Russel Crowe, Geoffrey Rush ve Toni Colette gibi birçok oyuncu da Avustralyalı. Ülkemiz sanata duyulan ilgiyle hep övünmüştür. (Mrshowbiz)