Çatışmıyorlar, direniyorlar!

Çatışmıyorlar, direniyorlar!
Çatışmıyorlar, direniyorlar!
Behzat Ç.'nin yeni serüveni, devlet-mafya ilişkileri arasında bireysel bir 'direniş' hikâyesi anlatıyor.
Haber: MURAT ÖZER - cinemozer@gmail.com / Arşivi

BEHZAT Ç. ANKARA YANIYOR... ***
Yönetmen: Serdar Akar
Oyuncular: Erdal Beşikçioğlu, Nejat İşler, Sanem Çelik
Süre: 103 dk.

Emrah Serbes’in polisiye edebiyata hediye ettiği, televizyon aracılığıyla bir fenomene dönüşen, sonrasında da beyazperdeye nüfuz eden ‘amirim’ Behzat Ç.’nin sinemadaki ikinci görevi ‘Behzat Ç. Ankara Yanıyor...’, karakteri gene bir seri katil vakasıyla baş başa bırakıyor. Ekibi de her zamanki gibi onunla omuz omuza mücadele ediyor.
Türkiye tarihinin hiçbir döneminde ‘empati’ kurulamayan, özellikle yakın dönemde Gezi’yle birlikte öfkeyle bakılan ‘polis’ kavramına farklı bir anlam yükleyen, onu ‘vicdan’a yaklaştıran Behzat Ç.’nin bu hikâyesinde de çok derin bir yapı yok aslında. Mesele, kurulan yapının derinliğinden ziyade karakterin ağırlığı çünkü. ‘Büyük’ bir memleket meselesini deşifre eder gibi görünürken, aslında alabildiğinde içsel bir yolculuğun resmi söz konusu burada. ‘Dünyaya küsmüş’ Behzat Ç.’nin yeniden göreve gelmesini sağlayacak motivasyon biraz eksik hikâyede, ama bir şekilde geri döndüyse keyfini de çıkarmak gerek tabii.
‘Oyuncu’ kavramının içini tıka basa dolduran isimlerden biri olduğu konusunda hiçbir kuşkumuz bulunmayan Erdal Beşikçioğlu’nun ‘inanarak’ canlandırdığını hissettiğimiz Behzat Ç.’nin, devlet-mafya ilişkileri arasında slalom yaparken ‘halkçı bir polis’ profili çizmesi ve vicdanını hiçbir zaman taca çıkarmaması, alabildiğine maço donelere sahip olmasına karşın bu karakteri benimsememizin önünü açıyor. Yeni hikâyedeki Gezi göndermeleri de Behzat Ç.’nin ‘direnen’ doğasını netliyor, son sözüyse bazıları gibi eğilip bükülemeyeceğini gösteriyor bizlere: “Çatışmıyorlar, direniyorlar!”