Çavdar tarlasının çocukları yalnız kaldı

Çavdar tarlasının çocukları yalnız kaldı
Çavdar tarlasının çocukları yalnız kaldı

91 yaşında ölen Salinger, anılarını deşifre ettiler diye sevgilisi ve kızını dışlamıştı

NEW HAMPHIRE - 20. yüzyıl edebiyatının en önemli yazarlarından Amerikalı Jerome David Salinger 91 yaşında öldü. Anti kahraman Holden Caulfield’ın okuldan atılmasıyla yaşadığı süreci anlattığı ‘Çavdar Tarlasında Çocuklar’ romanıyla ünlü yazar 30 yıldır eser yayımlamıyor, röportaj vermekten de kaçıyordu. Temsilcisi Phyllis Westberg Amerikalı yazarın, dün New Hampshire’daki evinde 91 yaşında hayata veda ettiğini açıkladı. J.D. Salinger, yaşamının büyük bölümünü, 1951’de basılan ‘Çavdar Tarlasındaki Çocuklar’ ile kavuştuğu ünden sakınarak yaşadığı küçük Cornish kasabasında geçirdi. Salinger ‘9 Stories’ (9 Öykü)  ‘Franny and Zooey’, ‘Raise High the Roofbeam Carpenters (Yükseltin Tavan Kirişini Ustalar)’ ve ‘Seymour - An Introduction (Bir Giriş) gibi eserlerin bulunduğu  kitap ve öykü derlemelerine imza attı.
Salinger 1. Dünya Savaşı’nın hemen ertesinde Yahudi bir baba ve İrlandalı Katolik bir annenin oğlu olarak 1919 yılında New York’ta doğdu.  Gençliği, modern 20. yüzyıl edebiyatının tarihsel-toplumsal kaynağına, iki savaş arasının ‘kayıp kuşak’ dönemine dahil Salinger önce kısa öyküler yazdı. Asıl ‘ünlü’ olma ıstırabına ise ‘The Catcher in the Rye’ ile (Türkçe’de Adnan Benk’in çevirisiyle ‘Gönülçelen’ ve Coşkun Yerli çevirisiyle ‘Çavdar Tarlasında Çocuklar’)  katlanmak zorunda kaldı. ‘The Catcher in the Rye’ ‘farklı’ zekâsı ve duyarlılığı ile ‘büyüklerin’ sıradanlığına katlanamayan Holden Couldfied’in hikâyesini anlatır.  ‘The Catcher in the Rye’  her türlü süsten arındırılmış sade üslubuyla  2. Dünya Savaşı sonrası ‘rock’n roll’ gençliği için bir çeşit ‘başkaldırı’ manifestosu oldu. (ap, afp)

Salinger’den alıntılar
Çavdar Tarlasındaki Çocuklar:
“Her sokağın sonuna gelişimde, lanet adımımı kaldırımdan aşağı attığım an,karşıya varamayacağım diye bir duyguya kapılıyordum... Sokağın dibine batacak, batacak, batacaktım ve hiç kimse görmeyecekti beni bir daha.”
“Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir... Olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz biçimde yaşamak istemesidir.”
Franny ve Zoey:
“Ve işin en kötü tarafı da, bohem takıldığında ya da bunun gibi bir çılgınlık yaptığında, sen de herkes kadar düzene ayak uydurmuş oluyorsun, sadece biçim farkı var.”