Çehov izlese "Ben yazmadım" demez!

Çehov izlese "Ben yazmadım" demez!
Çehov izlese "Ben yazmadım" demez!
Doğaçlama tiyatro yapan istanbulimpro, 'Olay Rusya'da Geçiyor'da her seferinde benzersiz bir Çehov oyunu yaratıyor. Çehov'un yazmadığı ama tastamam Çehov'a ait oyunlar bunlar...
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

Nikolay, Ivan ve Sonya ‘Rusya Ana’ topraklarındaki çiftliklerinde, halaları Katerina ile yaşayan üç kardeş. Bay Nikolay ile evlenerek çiftlikteki tekdüze hayata dahil olan Nina ise ‘lanetini sırtında taşıyan’ orta yaşlı bir kadın . Yahudi uşağın patavatsızlıkları, ard arda devrilen votka kadehleri, hayvanları tehdit eden gelincik saldırıları arasında kişisel çatışmaları ve iç sıkıntılarıyla yaşıyorlar.

istanbulimpro yapımı ‘St. Petersburg Akşamları’, Çehov’un yazmadığı 30’uncu oyun olarak geçen cumartesi Kadıköy Terminal Sahnesi’ndeydi. Oyuncuların da seyircinin de sahnede neler olup biteceğini bilmedikleri bir yapım bu. Baştan belli olan tek somut bilgi; Çehov’un insanlarını, Çehov’un atmosferinde izleyeceğimiz. Ve tabii olayların Rusya’da geçtiği! Sonrası yedi oyuncunun doğaçlama enerjisine bağlı olarak gelişiyor…

Bir çalışma yöntemi olan doğaçlamayı, oyunun kendisine çevirerek doğaçlama tiyatro yapan istanbulimpro’nun geçen sezondan beri sahnelediği ‘Olay Rusya’da Geçiyor’ benzersiz bir Çehov deneyimi sunuyor. Benzersiz çünkü bu oyunlar hem Çehov’a ait, hem de değil. Ekibin seyirciyle kısa sohbeti esnasında Çehov oyunlarının atmosferi konuşuluyor. Ardından her oyuncu seyirciden bir karakter özelliği, bir rakam gibi küçük taleplerde bulunuyor. Ve iki taraf için de sürprizlerle dolu olan oyun kurgulanmaya başlıyor.

Oyuncular önceden aralarında konuşmadan, herhangi bir metni baz almadan, tamamen doğaçlamayla bir oyun yaratıyor. Başı, sonu, karakterlerin özellikleri, kişiler arası ilişkiler ve oyunun meselesi oynandıkça oluşuyor. Kesin olan tek şey; ekibin Çehov dünyasına hâkimiyeti. Zira her ne kadar izleyeceğiniz Çehov’un kaleme aldığı bir oyun olmasa da doğaçlanarak ortaya çıkan –ve bir tekrarı daha olmayacak olan- oyun Çehov’dan izlerle dolu.

Sadece karakter isimleri ya da var olan oyunlarına somut göndermeler değil bahsettiğim. İzlediğimiz; Çehov’un Rusya’sında, taşranın sıkıcılığında, bildiğimiz Çehov gülünçlüğü içinde, Çehov oyunlarındaki toplumsal, sınıfsal, psikolojik ilişkileri/eleştirileri yansıtan, dönemin özelliklerini es geçmeyen bir oyun. Haliyle Rus yazara dair azıcık da olsa bir fikriniz varsa aldığınız tat artıyor. Aksi durumdaysanız da oyunun önünüzde saniye saniye örülmesi, oyuncuların uyumlu ilişkisi, toplumsal&politik göndermelerin gündeme cuk oturması karşısında etkilenmemek mümkün değil.

Kesinlikle tali olmayan bir şey daha: ‘Olay Rusya’da Geçiyor’ eğlenceli bir oyun. Tam da oyunlarını aslen güldürü olarak tasarlamış olan Çehov’un niyetiyle örtüşen bir durum söz konusu. Habitus Kitap’tan çıkan, Zehra İpşiroğlu kitabı ‘Dramaturjiden Sahne Çözümlemesine Tiyatroda Alımlama’dan alıntılayalım: “İşin ilginç yanı Çehov yalnız Vişne Bahçesi’ni değil, yazdığı diğer oyunları da hep güldürü olarak tasarlamış olmasına ve sahnelemede oyunlarının bu özelliğinin çıkartılması gerektiği görüşünde olmasına karşın, oyunlarının yorumlanmasında uzun yıllar psikolojik gerçekçiliği ön planda tutan Stanislavski çizgisi benimsenmiş, böylelikle kişilerin iç dünyaları ve bunalımları yansıtılarak oyunların dramatik yanı vurgulanmıştır.” ‘Olay Rusya’da Geçiyor’ bu noktada da Çehov’un hakkını veriyor.

Oyun, tıpkı yazarın metinlerindeki gibi; bir öykü üzerinden değil de farklı sınıf ve kuşaklardan karakterler arasındaki uzlaşmazlıklar üzerinden akıyor. Ekibin uzun bir Çehov mesaisi yaptığının bir göstergesi de bu. Dikkate değer bir diğer nokta da oyunun döneminden kopmadan günümüze uzanabilmesi. İzlediğim oyunda ağaç talanına ve halk direnişine dair göndermeler vardı örneğin. Öte yandan karakterler arasındaki ilişkilerin ilk sahnelerde henüz kuruluyor olması, oyunun başıyla sonu arasında ufak tutarsızlıklara sebep oluyor ama bu da doğaçlama bir işte şaşırtıcı olmasa gerek.

Zeynep Özyurt, Koray Tarhan, Evren Duyal, Burak Tamdoğan, Jülide Güven, Evren Gülseven ve Mahmut Fikirsindi’den oluşan ekip görülmesi gereken bir iş çıkarmış. Türkiye’de geçen olaylarla gün be gün sabır testinden geçerken, ‘Olay Rusya’da Geçiyor’la sezona iyi bir başlangıç yapın derim…

1 ve 22 Kasım’da 20.30’da Halitağa Caddesi, Kadıköy’deki ‘Kadıköy Terminal Sahnesi’nde…


    ETİKETLER:

    Rusya

    ,

    Türkiye

    ,

    kitap

    ,

    Oyun

    ,

    Kadın

    ,

    Taraf

    ,

    politik

    ,

    karakter

    ,

    ,

    dolu

    ,

    Yahudi