Cem Yılmaz bu kez sinema sevgisiyle gönülçeldi!

Cem Yılmaz bu kez sinema sevgisiyle gönülçeldi!
Cem Yılmaz bu kez sinema sevgisiyle gönülçeldi!
Sinema yazarları Cem Yılmaz'ın yeni filmi Pek Yakında'yı izledi, Radikal okuyucuları için yorumladı.

RADİKAL- Cem Yılmaz’ın yeni filmi ‘Pek Yakında’, bu sabah ilk kez sinema eleştirmenlerine gösterildi. Dokunaklı bir aile ve aşk hikayesi üzerinden sinema eğekçilerine saygı duruşunda bulunan film, cuma günü vizyona girecek. İşte eleştirmenlerin ‘Pek Yakında’yla ilgili yorumları...

UĞUR VARDAN (Hürriyet, Radikal.com.tr): ‘Pek Yakında’ genel çizgileri itibariyle Yeşilçam’a bir sevgi, saygı ve da vefa duruşu... Cem Yılmaz’ın bu son adımı her ne kadar giriş bölümü vesilesiyle ilk aşamada ‘Eşkıya’ya selam gönderse de galiba en güçlü akrabalığını bir başka Yavuz Turgul yapıtı olan ‘Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni’yle kuruyor. Göndermeler, detaylar, ince ara pasları derken etkileyici bir güzelleme olmuş. Öykünün şimdiki zamanla bağı da gayet zekice. Keza kadro da hikâyeyi ete kemiğe büründürmede başarılı. Belki şöyle bir uyarıda bulunmak gerekiyor: Cem Yılmaz külliyatı açısından ‘Pek Yakında’, ‘Hokkabaz’a yakın duruyor; bu yüzden adım başı espri bekleyenler için doğru adres bu film değil... Evet, sıkı espriler var ama hüzün de öykünün ana tonlarından...

ATİLLA DORSAY (T24): Cem Yılmaz’la o görkemli seyircisi arasına girmek istemem ama ben ne eğlenebildim, ne gülebildim ne duygulanabildim, iki arada bir derede kaldım. Benim açımdan bir hayal kırıklığı.

MURAT ÖZER (Arkapencere.com): Cem Yılmaz, bir kez daha epeyce ‘çaba harcandığı’ açık bir filmle karşımızda, ki sinemamızın son dönemlerinde ‘kısa yol’ taktiklerinin revaçta olduğu düşünüldüğünde bunun değeri daha da öne çıkıyor. Öte yandan, 130 dakikalık ‘Pek Yakında’nın bir buçuk saatlik diliminin tatmin edici olduğunu, Cem Yılmaz’ın popüler kültüre hakimiyetinin olanca şakacılığıyla kendini gösterdiğini söyleyebiliriz. Ancak, filmin son yarım saatlik bölümünde temponun düştüğünü, hikâyenin genleştiğini ve iç ritmin kaybolduğunu kabul etmek gerek. Buna karşın, Yavuz Turgul’un ‘Eşkıya’sına saygıda kusur etmeden enfes parodi hamlelerinde bulunan Cem Yılmaz’ın Türkiye sinemasının komedi janrına nefes aldırdığı da bir gerçek. Önceki çalışması ‘Yahşi Batı’yı fersah fersah aştığınıysa söylemeye bile gerek yok!

ŞENAY AYDEMİR (Arkapencere.com): Cem Yılmaz’ın sinema sevgisini doruğa çıkardığı bir film olmuş. Önceki filmlerinde de özellikle Yeşilçam’a saygı duruşunda bulunduğu anlar vardı. Ama ‘Pek Yakında’ bütünüyle o döneme adanmış gibi. Öte yandan, filmin dramatik yapı ile komedi arasındaki geçişlerde sıkıntılar yaşadığını, bu nedenle de zaman zaman temposunun düştüğünü söylemeliyiz. ’Pek Yakında’, sanki biraz daha kısa olsaymış bu sorunu da aşabilirmiş. Başta Tülin Özen olmak üzere Cem Yılmaz’a eşlik eden filmin bütün oyuncularının yerli yerinde olduğunu ekleyelim. Bir de ürün yerleştirmenin espriyle birlikte araya sıkıştırılması, işi daha şirin yapmıyor! Yine de her yerinden sinema aşkı fışkıran bu filmi görmeden geçmemek lazım.

NİL KURAL (Milliyet): Cem Yılmaz düzgün ticari filmle kişisel bir projeyi gerçekleştiriyor ve iyi bir sonuç alıyor. Sinema ve Yeşilçam sevgisinin ön planda olduğu bir yapım.

BURAK GÖRAL (Arkapencere.com): Cem Yılmaz, nihayet ‘A.R.O.G’ ve ‘Yahşi Batı’ gibi ‘daha çok seyirci’ odaklı komedilerden ‘Her Şey Çok Güzel Olacak’ ve ‘Hokkabaz’ sularına geri dönüş yaptı... Aslında yapmak istediği sinemanın hep oralarda bir yerde olduğunu biliyor gibiyiz. Çünkü yazınsal anlamda bu filmlere daha fazla uğraştığı çok belli. Nitekim ‘Pek Yakında’nın senaryosunda da çok ince esprilere, Türk sinemasının pek çok filmine ve dönemine zekice göndermelere yer vermiş. Biraz yüzeyde ve klişe kalan karakterlerine rağmen eğlenceli bir olay örgüsüyle ilerleyen film olanca ünlü misafir oyuncularına, birbirinden lezzetli sinemasal esprilerine rağmen uzadıkça tökezliyor aslında. Zira nereye ve nerelerden giderek varacağı açıkça belli olan bir hikayenin 130 dakika sürmesi bizim gişe filmlerimizin aslında neredeyse ortak kusurlarından biri oldu... Bir de sanırım ‘ürün yerleştirme’yi keşfettiklerinden beri bir dozaj kaçırma hali var bu filmlerde. Cem Yılmaz, filminde elinden geldiğince bunu oksimoron esprilerle kamufle etmeye çalışsa da sonuçta o ürünler sahnelerde parlatıldıkça izleyiciyi hikayeden koparıyor. Daha önce senaryosunu benim yazdığım bir filmde de benzer bir uygulama yapılmış, ben dahil bir çok eleştirmen ve seyirci rahatsız olmuştu. Dozajın kaçırılması filmin ruhunu zedeliyor bazen.

MURAT ERŞAHİN (sinemamuzik.com): Cem Yılmaz, yeni filminde Yeşilçam’ın nahifliğine saygılarını sunmuş. Karakter yaratma ve öykü akışında, atmosferde bir problem yok. Dramatik yapıda ise bir denge sorunu göze çarpıyor. Dram ve komedi birbiriyle iyi geçinmemiş. Hissiyatta notr kalıyorsunuz koltukta. Cem Yılmaz’ın sinema sevgisi de hissediliyor. Birçok yetkin Hollywood örneğine göndermeler var. Polis otosundaki ‘Atları da Vururlar’ sahnesi örneğin... Sinema emekçilerinin bir filmde de olsa süper kahramanlar olarak karşımıza çıkması güzel. Neticede, beklentileri yukarıda tutmadan, keyifle izlenecek, eli ayağı düzgün popüler bir sinema örneği.

OLKAN ÖZYURT (Sabah): Cem Yılmaz’ın filmografisinde sinema sevgisini vurguladığı en özel film. Bugünden başlayarak Yeşilçam’a doğru adeta arkeolojik bir kazı yaparak 100. yılını kutlayan Türk sinemasına saygı duruşunda bulunuyor. 70’lerin avantür/fantastik filmleri de karşınıza çıkıyor, Ertem Eğilmez sineması da, Yavuz Turgul ve Şener Şen de, günümüzün ‘arthouse’ sineması da… Sinemamızdaki bir geleneğin varlığını gösteriyor film bize. Sinema sevgisi ve kültürü ve geleneği üzerine iyi bir harmoni oluşturan Yılmaz bunu, dokunaklı bir aile dramı ve aşk hikayesi içinde seyircinin önüne koyuyor. Hem kamera önü hem de kamera arkasındaki sinemacıların ruh halini çok güzel özetliyor film. Ama bu filmin en güzel tarafı sinemanın hayatı değiştirecek kadar güçlü olduğuna inanan Zafer karakterinin naifliği. Sinemanın sinemaya baktığı filmler listesinde her daim adı geçecek olan Pek Yakında’da Cem Yılmaz’dan Tülin Özen’e, Özkan Uğur’den Ozan Güven’e, Zafer Algöz’den Çağlar Çorumlu’ya, Cengiz Bozkurt’tan Zerrin Tekindor ve Ayşen Gruda’ya bütün oyuncu kadrosu özel bir uyumla üstün bir performans sergiliyor.

KAAN KARSAN (eksisinema.com): ’Pek Yakında’ tıpkı saygı duruşunda bulunduğu Yeşilçam gibi hem taze hem de bayat fikirleri bir arada tutan bir film. Muhtevasında hem yaratıcılık hem de tekrarcılık var. Cem Yılmaz ise çoktandır aşina olduğumuz, halktan adam tiplemesini türlü varyasyonlarla canlandırmaya devam ediyor. Bu karaktere yeni bir şeyler katmıyor olsa da onu bir şekilde sıkıcılaştırmamayı başarıyor. ‘Pek Yakında’, büyük ihtimalle kimseyi şaşırtmayacak türden bir Cem Yılmaz filmi. Ne iyi ne de kötü anlamda... Ancak Yılmaz’ın özellikle bir yönetmen olarak kendisini geliştirmesi gerektiği az çok ortada. Zira mizahı genel olarak işler halde olan filmin dramatik tarafı özellikle yönetmen tercihleri yüzünden tökezliyor.

KEREM AKÇA (Habertürk): Pek Yakında, Yeşilçam’a ve korsan sektörüne dair hoş iğnelemelerle dolu, boş atış yapmayan ve kaliteli bir Cem Yılmaz komedisi olmuş. Yılmaz, her komedyenin denk getirdigi zaman devreye soktuğu ‘sektöre içeriden bakış atma’ hakkını bu samimi yapıtla kullanmış. Iyi ki de yapmış. Şahikalar’ı da bekliyoruz!