Cennetin kapıları için zaman daralıyor

Cennetin kapıları için zaman daralıyor
Cennetin kapıları için zaman daralıyor
Haber: MÜGE AKGÜN / Arşivi

İSTANBUL -Divriğ Ulucamisi ve Şifahanesi eşi olmayan taş yontularıyla Anadolu Selçuklu döneminin ve Ortaçağ İslam Sanatı’nın günümüze miras kalan en önemli eseri kabul ediliyor. Sivas Divriğ Külliyesi 1985 yılında Göreme Milli Parkı -Kapadokya ve İstanbul Tarihi Yarımada ile birlikte UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ne Türkiye ’den ilk giren üç yerden biri.
Bu benzersiz yapı, Anadolu Türk Mimarisi, İslam Sanatı ve Mimarisi konularında dünyanın en yetkin isimlerinden kabul edilen Doğan Kuban’ın hazırladığı ‘Cennetin Kapıları- Divriğ Ulucamisi ve Şifahanesi’nde Hürrem Şah’ın Yontu Sanatı’ adlı kitabıyla tekrar gündeme geldi. Doğan Kuban 1965 yılında Divriği Külliyesi’yle rölevelerini tamir ettiği dönemde yakınlaşmış, 45 yıldır da korunması için uğraş veriyor.
Kuban’a göre Divriği Camisi ve Şifahanesi adından başka hiçbir şey bilmediğimiz bir sanatçının, İran Ahlatlı Hürremşah’ın olağan üstü bir yaratısı. Hatta Mimar Sinan’ın eseri  Selimiye’den bile daha önemli. İran kökenli Hürremşah 11- 12. yüzyılda yetişmiş dahi bir sanatçı. Özellikle caminin Kuzey Taçkapısı ve Şifahane Taçkapısı’ndaki yontuların dünyada bir eşi daha yok. Ve Hürremşah, Anadolu-Türk İslam Ortaçağı’nın Yunus Emre, Hacı Bektaş, Mevlana gibi büyük adlarıyla anılması gerekli bir sanatçı.
Doğan Kuban’ın ‘Cennetin Kapıları’nı yazmadaki en büyük amacı Divriği’yi Dünya heykel kavramı içine sokmak. “Bu yapının heykel nitelikleri unutulur da basit dekorasyon gibi görülürse korunmaları için ciddi adımlar atılamaz. Dünyadaki bütün sanat kavramlarına Batılılar egemen oldukları için kuralları da onlar belirliyor. Figüratif olmadığı için Dünya sanat tarihi bunu heykel olarak kabul etmiyor.  Oysa bunlar figüratif olmayan heykel. Abstre sanat ortaya çıktıktan sonra Batılıların aklına figüratif olmayan bir yapıtın da heykel olabileceği geldi. Buradaki cennet kapısı imajı çeşitli sembolik elemanlarla anlatılmış” diyor.

Bir başka örneği yok
Kuban’nın tüm çabası bu eseri Dünya Sanat tarihine mal etmek. Bu konuyla ilgili raporlar hazırlamış, iki kitap yazmış. Ona göre nasıl Bergama Altar’ını Almanlar özel yapının içinde koruyorlarsa, Panteonun frizleri British Museum’da duruyorsa bu yapı da öyle saklanmalı. Çünkü bir defaya mahsus yapılmış. Bir başka örneği yok. Ve en önemlisi de 800 yıllık bu taş yapı yavaş yavaş eriyor. Tüm hava etkilerine açık taç kapılar son on sene zarfında yüzde 10’u yok olmuş.
Doğan Kuban önce bu sergiyle şimdi de kitapla söylenecek her şeyi söyledi, yapılacak her şeyi yaptı, yapamayacaklarının yolunu gösterdi. Şimdi sıra kamuoyu desteğinde. Umarız günün birinde gerçekten bir Dünya Mirası olan Divriği Külliyesini çelik ayaklarla desteklenmiş camdan bir yapı içinde korunuyor görürüz. 

Sergi olarak hazırlandı 
Doğan Kuban’nın bu kitap projesi aslında Mimar fotoğrafçı Cemal Emden’in fotoğrafları ve Doğan Kuban’nın metinleriyle ‘Cennetin Kapıları-Divriğ Ulucamisi ve Şifahanesi’nde Hürremşah’ın Yontu Sanatı’ başlığıyla bir sergi olarak hazırlanmıştı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın katkılarıyla da İstanbul’un ardından Paris, Metz, Famek, Strazburg ve Brezilya’da sergilenmişti. Serginin şimdilik son durağı Paris UNESCO merkezi. 
Cennetin Kapıları/ Doğan Kuban YEM Yayınları Ağustos 2010