'Cennetin kayıp toprakları' bulundu!

Radikal okurları her cuma tıklıyor, sorduğumuz soruya cevap veriyor, Doğan Kitap'tan ünlü yazarların en yeni kitaplarını kazanıyor. Tıklayın, kazanın...

 

Adobe Flash Player YükleAdobe Flash Player Yükle

 

 

Yavuz Ekinci’nin 'Cennetin Kayıp Toprakları' kitabı imzalı olarak 20 Radikal okuruna hediye geliyor. Doğru cevabı veren 1.ci, 10.cu, 20.ci, 30.cu, 40.cı, 50.ci, 60.cı, 70.ci, 80.ci, 90.cı, 100.cü, 200.cü, 300.cü, 400.cü, 500.cü, 600.cü, 700.cü, 800.cü, 900.cü 1000.ci kişiler kazanıyor. Hediye kitaplar Radikal tarafından talihli okurların adreslerine postalanıyor.

Bu haftaki sorumuz şöyle:

Alttakilerden hangisi yazar Yavuz Ekinci’nin eserlerinden değildir?

a) Meyaser’in Uçuşu

b) Sırtımdaki Ölüler

c) Tene Yazılan Ayetler

d) Akşam Yemeği

 

CEVABI GÖNDER 

 

CENNETİN KAYIP TOPRAKLARI

Yüzyıla yayılan, üç kuşağın öyküsü

Yavuz Ekinci ikinci romanı Cennetin Kayıp Topraklarında, üç kuşağın “coğrafya kaderdir” dedirten hikâyesini anlatıyor. Yaşadıkları coğrafyanın acılarına hapsolmuşların, aile olmanın ölümcüllüğünü taşıyanların ve cennetin gelmesini yüzyıllarca bekleyenlerin hikâyesi bu.
Yerinden yurdundan edilmiş, dilinden, dininden, kimliğinden, insanı insan eden her şeyden yoksun bırakılmış Almast’lar, aynı yazgıyı “başka bir dil”de okumak zorunda bırakılmış oğullar ve torunlar Cennetin Kayıp Toprakları’na doğru bitmeyen yolculuğa çıkıyor. Yolculuğun sonunda ise doksan yıl sürmüş, kalp ile dudak arasına sıkışmış bir aşk var.
Yavuz Ekinci’nin gitgide yetkinleşen anlatımıyla etkili bir roman Cennetin Kayıp Toprakları.

 

KİTAPTAN


"Oysa adını tıpkı kocam Hasan’ın salavat getirdiği gibi içimden tekrarlayıp dururdum her gece. Öyle ki kimi geceler nefesimi bile “Aram! Aram!” diye aldığım oluyordu. Fakat bunca yıldır ne hiç kimse kanayan yaramı ne de yüreğimde durmadan büyüyen ve içimi yakıp kavuran bekleme çölümün kuraklığını görebildi. Aram, sen tiksinerek baktığım çeyizimde, başımı yaslayıp daldığım kenarı işlemeli yastığımda, pencerenin önüne kurulup baktığım ovada, her sonbaharda elbiselerimin arasına koyduğum narda, saf bir umutla açtığım kapının kolundaydın. Sen her yerdeydin ve hep yanımdaydın. O huzursuz ve bitmeyen gecelerde Hasan sırtını ceset gibi bana dönüp ağzı açık horlayarak uyurken, ben yerimden silkinip, yaz güneşinin altında şişen ve pis kokan zehirlenmiş bir ineğin leşine bakar gibi iğrenerek ve tiksinerek bakıyordum ona. Sırf bana sarılıp uyumasın diye çoğu geceler ondan kaçarak gidip yaşama umudum olan zavallı oğlum Mirza’ya sarılıyordum. Yataktan kaçıp Mirza’ya sıkı sıkı sarıldığım o gecelerde hayallerden birinin gelip beni alıp götürmesi için saatlerce tavana bakıp beklerdim. Bütün bu gecelerde oğluma o kadar çok sarıldım ki zamanla o da benim gibi içine kapanık, korkak, ürkek, üzgün, huzursuz ve suskun birine dönüştü."



YAZAR HAKKINDA


Yavuz Ekinci, 1979’da Batman’da doğdu. Dicle Üniversitesi Siirt Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nü bitirdi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Türk Dili ve Edebiyatı alanında yüksek lisans eğitimine devam ediyor.
Üç öykü kitabı (Meyaser’in Uçuşu, 2004; Sırtımdaki Ölüler, 2007; Bana İsmail Deyin, 2008) ve iki romanı (Tene Yazılan Ayetler, 2010; Cennetin Kayıp Toprakları, 2012) yayımlanan Yavuz Ekinci, Yaşar Nabi Nayır Dikkate Değer Öykü Ödülü, İnsan Hakları Derneği Öykü Ödülü, Haldun Taner Öykü Ödülü ve Yunus Nadi Öykü Ödülü gibi önemli ödüller kazandı.
Yazarın “İncir” adlı öyküsü Tayfur Aydın tarafından İz/Rêç adıyla sinemaya uyarlandı (2011). Film, 31. İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Yarışma’da Onat Kutlar’ın anısına verilen Jüri Özel Ödülü’nü kazandı.
Yazarın “Dedemin Madalyası” öyküsü Murathan Mungan’ın hazırladığı Bir Dersim Hikâyesi (2012) adlı derlemede yer aldı