Ceyl'an Ertem: Yüreğim yanıyor...

Ceyl'an Ertem: Yüreğim yanıyor...
Ceyl'an Ertem: Yüreğim yanıyor...
Bu akşam saat 18.00'de Volkswagen Arena'daki Hindi Zahra konseri öncesinde sahneye çıkacak Ceyl'an Ertem, "Harika ruhlar" dediği Aşık Mahsuni'den Kul Nesimi'ye, Ahmet Kaya'dan Yavuz Çetin'e sevdiği sanatçıların dev eserlerini seslendirdiği 'YUH!' adlı yeni albümünün kasım başında yayımlanağının müjdesini verdi. Radikal'e konuşan Ertem, "Yüreğim yanıyor. İnsanın zulmüne dayanmaz yürek" diyor.
Haber: GÜLDEHAN AYSAN - guldehanaysan@gmail.com / Arşivi

‘Soluk’, ‘Ütopyalar Güzeldir’, ‘Amansız Gücenik’ adlı solo albümleri, konserleri, Animasal, Sezen Aksu parçalarına yorumları, kadın ve birey olarak duruşu, sosyal medya paylaşımları ve birçok değerli müzisyenle işbirlikleri... Ceyl’an Ertem’i oluşturan bütünün parçaları... Bu akşam saat 18.00’de Babylon Presents serisi kapsamındaki Hindi Zahra konseri öncesinde Volkswagen Arena’da sahneye çıkacak Ertem, Aşık Mahsuni’den Kul Nesimi’ye, Ahmet Kaya’dan Yavuz Çetin’e harika ruhların dev eserlerini seslendirdiği ‘YUH!’ adlı yeni albümünün kasım başında Sony Music etiketiyle yayımlanacağı müjdesini verdi...

Hindi Zahra öncesinde performansa çıkmak, muazzam bir duygu olsa gerek... Sesi, müziği, kadın olarak duruşu etkileyici... Size benzer... Nasıl hissediyorsunuz bu konuda?
Hindi Zahra’nın ilk albümü ‘Handmade’i o yıl çok dinlemiştim. Sesi, sadeliği ve imajı beni etkilemişti. Biraz Frida esini de görüyorum onda. Eğer Hindi öncesi sahne almasaydım da bu konsere dinleyici olarak gelecektim. Ama Onun sahnesi öncesi dinleyiciyi ısıtmak, aynı günü paylaşmak çok hoş olacak. Benziyor muyuz bilmiyorum ama eğer Hindi Zahra da Türkiye ’de yaşasaydı Müzeyyen Senar’a, Yıldız Tilbe’ye ve Aysel Gürel’e bayılırdı, benim gibi...

Konserde neler olacak? Hangi albümlerden, hangi parçaları beklesin dinleyiciler?
3 solo albümden bir seçki çalacağız, elbette artık o an içimizden ne geçerse. Ben hiç playlist yapmıyorum, grup arkadaşlarım bu durumdan şikayetçi olsalar da bazen, atmosfere göre konserin şekillenmesini seviyorum sanırım.

Yakın gelecekte müzikle ilgili ne çalışmalarınız var? Müzik dışında çalışmalarınız/projeleriniz var mı planladığınız? Yeni albüm var mı?
Kasım ayının ilk haftası bir albümüm yayınlanıyor, Sony Müzik etiketiyle. Adı ‘YUH!’. Şimdiye dek bende iz bırakmış bazı müzisyenlerin, başkaldıran, protest şarkılarını yeniden yorumladım. İçinde Tülay German’dan Aşık Mahsuni’ye, Bergen’den Kul Nesimi’ye, Ahmet Kaya’dan Yavuz Çetin’e dek harika ruhların dev eserleri var. Ve elbette önümüzde çok yüksek tempolu bir konser maratonu var. Radyo programım da devam ediyor, her ay iki kez ‘’Duyuyor Musun’’u dinleyebilir dinleyiciler, Radyo Slow Time’da.

Dünyadaki herhangi bir sanatçıyı/müzisyeni seçseydiniz, kim olurdu, nasıl bir çalışma yapmak isterdiniz?
Meredith Monk ile bir şeyler yapmayı çok isterdim. Ama o kadar çok isim var ki aklımda başka… Zor soru.

“Yaşanmışlık müziği kuvvetlendiriyor” demişsiniz bir röportajınızda… Çok doğru bir tespit… Sizin müziğinizi nasıl etkiliyor yaşanmışlıklar?
Yaşamadan hayal ederek de yazdığım çok şarkı var ama yine insanı anlamak ve yorumlamaktan geçiyor. Ne olursa olsun o kelimenin hakkını vermek istiyorsun, acıysa acı, kahkahaysa da o. Söylediğini kastetmek, bunu başarabilmek çok önemli benim için. Öyle şarkı yazarları ve şarkıcılara aşığım.


Müziğinizi belli bir kategoriye sokmayı sevmiyorsunuz, biliyorum. Ama nasıl anlatırsınız nereden gelip nereye gittiğini? Nasıl şekillendiğini?

Ya gerçekten bilmiyorum. Hayalci, tutkulu, her tür içinde dolaşan, ateşli bir müzik peşinde olduğum. Şimdiye dek bin ayrı şey denedim, değişmekten çekinmiyorum. Birileri sever mi sevmez mi kaygım yok, o kaygıyı birileri benim yerime duyuyor, onların da sözünü pek dinlemiyorum. Hayat gibi işte, başınıza bir şey geliyor yolunuz, tavrınız, sesiniz değişiyor. Müziğiniz de öyle.

Bu soru çok soruluyordur belki, ama size sormadan da olmaz… ‘Türkiye’de kadın olmak’ desem? Hatta bu çok kötü günlerin içinden geçerken ‘Türkiye’de insan olmak’ desem bir de? Ne demek istersiniz bu iki durumla ilgili?
Tanrısal yasaklar, toplumsal dışlamalar, “erkek egemen” düzenin baskıları, evlilik ve aileye ilişkin illegal yasalar, gelenekler, namus, fazilet, gazetelerin üçüncü sayfaları, gazetelerin başlıkları, kocalar, kıskanç sevgililer, çıkmayan Özgecan yasası, cinayetler, tehditler, tacizler, tecavüzler, televizyonlar, diziler, dizilerdeki iyi kızlar, kötü kızlar, dövmeli ve makyajlı kötü kızlar, örgülü saçlı iyi kızlar, küfürler, gizli düşmanlar… Daha ne diyeyim Türkiye’de kadın olmakla ilgili…
Yüreğim yanıyor. İnsanın zulmüne dayanmaz yürek. Sadece insan insana etse, yetmiyor, bir de hayvanlara/doğaya ettiğimiz işkenceler… Bakın içim karardı.

Barış yolunu nasıl bulur Türkiye’? Bir sanatçı, müzisyen, yolda ilerleyen bir birey olarak ne diyorsunuz?
Nasıl ayırabilirsin bir gözü başka bir gözden ben hiç bilmiyorum. Kardeşi kardeşe düşman etmeyi hele hiç anlamıyorum. “Ne var ise sende bende/ Aynı varlık her bedende/ Yarın mezara girende/ Sen toksun da ben aç mıyım” demiş Aşık Veysel. “Topraktan olduk kardaşık aynı yolcuyuz yoldaşık” diye de devam etmiş. Üstüne bir şey söylenmez. Arif anlar!