Çiğdem Erken: Her aşkın karakutusu vardır, bu şarkılar da...

Çiğdem Erken: Her aşkın karakutusu vardır, bu şarkılar da...
Çiğdem Erken: Her aşkın karakutusu vardır, bu şarkılar da...
Çiğdem Erken üçüncü albümü 'Manita'yı Sony Music etiketiyle çıkardı. İskender Paydaş prodüktörlüğünde hazırladığı albümde Türkiye'nin önemli müzisyenleriyle çalışan Erken ile buluşup albümünü ve müzikal yolculuğunu konuştuk.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ - mahfuznecip@gmail.com / Arşivi

‘Manita’ üçüncü stüdyo albümünüz. Nasıl ortaya çıkardınız bu albümü?
Müzikal serüvenim aslında Myspace üzerinde başladı. Eşe dosta dinletirim diye yüklediğim şarkılar bir anda internette çok ilgi görmeye başladı. İnsanlar sürekli albümümün ne zaman çıkacağını soruyordu. İnsan etkileniyor tabii. ‘Benim albümüm çıkacak herhalde’ diyorsunuz en sonunda. Bir kere niyetine girince şarkıları en iyi halleriyle kaydetmek istiyorsunuz. Sonra ikinci albümde daha iyi kaydetmek istiyorsunuz. Derken üçüncü albüme kadar geldik.

Albümde Ediz Hafızoğlu, Derya Türkan, Alp Ersönmez, İskender Paydaş gibi önemli müzisyenleri bir araya toplamayı başarmışsınız. Birlikte çalışacağınız isimlere nasıl karar veriyorsunuz?
Uzun zamandır müzik camiasının içinde olunca çok iyi müzisyenlerle tanışma fırsatına sahip oldum. Albümleri kaydederken hayranlık duyduğum insanları davet etmeye çalışıyorum. Hepsinin beni bir başka yerlere çekeceğini düşünüyorum. Örneğin İskender Paydaş’la ilk kez çalıştık. Son zamanlarda popüler müzikle çok ilgili olsa da Kayahan gibi bir ismin yanında yetiştiği için birlikte çalışmak istedim. Ondan bu kadar etkileneceğimi düşünmemiştim. Her tür müzik için prodüktürlük yapabilecek bir isim olduğunu albüm sürecinde gördüm.

Bu denli iyi müzisyenlerle stüdyoda olmak enteresan olsa gerek. Neler oldu stüdyo sürecinde?
Bana kalsa ben hep stüdyoda kalmak isterim. (Gülüyor) Başından sonuna kadar işin içinde olmayı seviyorum albüm sürecinde. Her gelen müzisyen albüme yeni bir şeyler kattı. Şarkılarımın piyano ve vokalden oluşan demolarının bir gökkuşağına dönüşmesini gözümle gördüm. Albümdeki müzisyenler işimizi oldukça kolaylaştırdı. Normal bir trompetçiyle beş saatte yapabileceğin bir kaydı Şenova Ülker ile onbeş dakikada yapabiliyorsun. (Gülüyor) Bir diğer artım da İskender Paydaş’ın beni değiştirmeye çalışmayıp bana uyması oldu. Onun hiç çalışmadığı müzisyenler olmasına rağmen benim önerimle birçok insan dahil oldu albüme. Güçlerimizi birleştirdik diyebilirim.

Albümde bir Vedat Sakman şarkısı olan ‘Yani Yani’ var...
Ankara’da öğrenci iken Vedat Sakman konserine gitmek için yatakhaneden kaçıyorduk. Kişisel tarihim için çok önemlidir bu sebeple. İlk şarkı yazdığım dönemlerden beri şarkılarımdna haberdardı. Ben albümü kaydetmeden önce bir demo kaydetmiştik beraber. Şarkı yazma biçimine hayranlık duyduğum bir isim olduğu için pek de sürpriz değil albümde onun bir şarkısının olması. ‘Yani Yani’ derin sözleri olup bununla matrak geçen bir şarkı. Benim ağır şarkılarımın yanında çok güzel bir renk olarak duruyor bence.

‘Dünyayı Durduran Şarkı’da Halil Sezai size eşlik ediyor. Nasıl gelişti bu ortaklık?
‘Dünyayı Durduran Şarkı’ benim ‘Zengin Mutfağı’ oyunu için yaptığım bir şarkıydı. Sezonun neredeyse bütün müzik ödüllerini almıştı. Bir dinleyiciden gelen bir öneri üzerine albüme dahil oldu. Bir tiyatro şarkısı olduğu için tiyatro kökenli birisiyle bu şarkıyı söylemek istedim. Sezai çok eski bir dostum. İlk ona teklif ettim ve ‘Hemen geliyorum’ dedi. Hem bu albüm içinde hem de benim şarkılarım içinde ‘Dünyayı Durduran Şarkı’nın özel bir yerde durduğunu hissediyorum.

Albümünüz yalnız bir insanın birisine seslenişi gibi duruyor. Fakat ismi ‘Manita’ olunca insan daha eğlenceli bir albüm bekliyor. Bilinçli bir ters köşe mi bu?
Albümlerimin ismini koyarken yüreğimin sesini dinliyorum hep. Geçtiğimiz yıl ‘Üçüncü albümü yaparsam ismini ‘Manita’ koyacağım’ demiştim. Manita, Türkiye’de erkek jargonuna ait zıpır bir kelime olsa da benim için sevgili ile eşdeğer bir noktada. Çok severim o kelimeyi. Albümüm de cevabını almayı önemsemediğim mektuplar gibi benim için. Bir ters köşe olacağını düşünerek hareket etmedim ama doğal bir ters köşe oldu sanırım.

‘Manita’ lirikal olarak da oldukça kuvvetli bir albüm. Şarkılarınız tamamen yaşanmışlıklara mı dayanıyor yoksa kurgu hikayeler de koyuyor musunuz işin içine?
Neredeyse tamamı yaşanmış hikayeler aslında. Günlüğüm sokağa düşmüş gibi oluyor albüm hazırladığımda. Yalnız olduğum zamanlarda şarkı yazabiliyorum. Her aşkın bir karakutusu vardır. Bu şarkılar da benim için o karakutuda kalan şeyler. Bazı insanlar beni şarkı yazmaya sevk ediyor. Benim şarkılarımda kurgu pek yoktur ama metaforlar oldukça sık geçer.

‘Manita’yı diğer iki albümünüz ‘İstanbul Kızı’ ve ‘Kız Kafası’nın yanında nereye koyuyorsunuz?
Tüm albümlerimde hedefim %100 başarı. Bunu ticari bir anlamda söylemiyorum. Kastettiğim şey albümü tekrar dinlediğimde ‘Ah burasını keşke böyle kaydetmeseydik’ dememek. Albümler ilerledikçe tecrübe kendini belli etmeye başlıyor. ‘Manita’ bu üç albümün içinde en iyi kaydedilmiş albüm. Şarkıları seçerken de biraz daha zorlandık bu sefer. Kendimi tekrar etmek istemiyordum ama çizgimden çıkmak da istemiyordum.


İlk videonuzu ‘Öyledir Geçer Zaman’a çektiniz...

Klibi Can Saban ile birlikte çektik. Can ile yeni tanıştık ama bayıldım ona. Kuşaklar boyu sinema yapan bir aileden geliyor. Çok güzel bir çekim günü geçirdik birlikte. Can, bir sahne için bir hangarın içine bir kuyruklu piyano koyup etrafına beş yüz tane mum yerleştirdi. Kendimi inanılmaz hissettim. O şekilde bir evlilik teklifi bile kolay kolay alamazsın. (Gülüyor) Şarkı da benim hislerimin yüksek olduğu bir şarkıydı.

Bundan sonra gündeminizde neler var? Ne yapacaksınız?
Gündemimde tiyatro var. Tiyatro şarkılarından oluşan bir albüm yapmak istiyorum mutlaka. ‘Dünyayı Durduran Şarkı’ ile tiyatro şarkılarının da güzel bir karşılığı olduğunu fark ettim. Bir de başkalarının sözlerinden oluşan bir albüm için hazırlıklara başladım. Birkaç söz toparladım bile.