Cinecitta Stüdyoları 'Kraliçe'sine ağlıyor

Cinecitta Stüdyoları 'Kraliçe'sine ağlıyor
Cinecitta Stüdyoları 'Kraliçe'sine ağlıyor

D Amico, spagetti westernler de yazdı, Shakespeare çevirileri de yaptı.

96 yaşında ölen Suso Cecchi D'Amico, İtalyan sinemasının en parlak dönemlerinde kalemiyle yıldızlaşmıştı. 'Bisiklet Hırsızları', 'Roma Açık Şehir' gibi 40'ların önemli filmlerine senarist olarak imza atan D'Amico, 'Kraliçe' diye anılıyordu
Haber: CUMHUR CANBAZOĞLU / Arşivi

İSTANBUL - Suso Cecchi D’Amico ya da tam adıyla Giovanna Cecchi D’Amico... İtalyan sinema tarihi gibi kadın(dı)... Fellini, Visconti, Zeffirelli, Antonioni gibi İtalya’nın bütün büyük ustalarıyla çalışmış, ‘Bisiklet Hırsızları’, ‘ Roma Açık Şehir’, ‘Bellissima’, ‘Leopar’ gibi sinema tarihine mal olmuş İtalyan filmlerinin afişlerine adını yazdırmış bir büyük senarist(ti)...
İtalyan sinemasının en parlak dönemlerinde kalemiyle yıldızlaşmış, ‘Kraliçe’ unvanıyla anılan Suso Cecchi D’Amico geçen cumartesi Roma’da yaşamını yitirdi. Cinecitta, şimdi ‘Kraliçe’ye ağlıyor.
Filmografisini süsleyen bir dolu başyapıtla 96 yaşında ebediyete göçen D’Amico, uzun süredir sağlık sorunlarıyla mücadele etmesine karşın inatla hayata tutunuyordu. Örneğin, geçen hafta, en iyi senaryo yapıtına verilen Uluslararası Sergio Amidei Ödülü’ne ‘Soul Kitchen’la layık görülen Fatih Akın ile Adam Bousdoukos’u onurlandıran jüride Franco Giraldi, Giuseppe Piccioni, Ettore Scola, Marco Risi, Francesco Bruni ile birlikte görev yapmıştı...
Çocukları Masolino, Silvia ve Caterina tarafından duyurulan ölüm haberi, 40’lı yıllarda erkek egemen biçimde şekillenmiş İtalyan sinemasında kadını ayağa kaldıran, yakın plana çeken ve başrole oturtan büyük bir yazarın sonsuza uğurlanması anlamına geliyordu.
Tam yarım asırdır sinemanın içindeydi, 40’ların sonlarında başlayıp 50’lerin önemli filmlerinde elde ettiği başarısı onu her yapımcının çalışmak istediği bir isme dönüştürmüştü.
1914’te yazar baba Emilio Cecchi ile ressam anne Leonetta Pieraccini evliliğinden dünyaya gelmişti. Fransız Lisesi’ni bitirdikten sonra üniversiteye gitmemiş, İsviçre ile İngiltere ’de yaşadıktan sonra yedi yıl bakanlık kalemlerinde dirsek çürütmüştü.
Memuriyette boş durmamış, İngilizceden ve Fransızcadan önemli yapıtları İtalyancaya kazandırmıştı. Bunlar arasında özellikle Shakespeare çevirileri dikkat çekmişti.
Çeviriyi bırakıp 2. Dünya Savaşı günlerinde Roma’da komünist eğilimli İşçinin Sesi gazetesini yönetmişti. İlk senaryosu, o zamanlar daha ünlenmemiş yapımcı Carlo Ponti için yazdığı, Venedik’te geçen ‘Avatar’dı, ama çekilememişti. Renato Castellani’nin ‘Mio Figlio Professore’ (1946) filmi ise ilk senaryosu olarak İtalyan sinema tarihine not düşüldü.
Hızlı çalışıyor, usta yazarlarla ortak senaryolara girişiyor, sahici tiplemeleriyle şaşırtıyor, dramla komediyi akıllıca yoğurarak ‘yeni gerçekçilik’ adına ortaya koyduğu işlerle önemli yönetmenlerin aranan senaristi haline geliyordu.
Michelangelo Antonioni (‘I Vinti’, ‘La Signora Senza Camelie’, ‘Le Amiche’), Francesco Rosi (‘La Sfida’, ‘I Magliari’, ‘Salvatore Giuliano’), Alessandro Blasetti (‘Tempi Nostri’, ‘Peccato Che Sia Una Canaglia’) ve diğerleri... Ustalarla yeni gerçekçilik çizgisinde büyük mesafe aldıktan sonra Luchino Visconti’yle çok verimli işlere imza atmıştı; ‘Bellissima’yla 1951’de başlayan işbirliği ‘La Caduta Degli Dei’ (1969) ve ‘Venedik’te Ölüm’le (1971) zirveye ulaşmıştı.
‘Entelektüel’ kartvizitine karşın piyasaya da sırtını çevirmemiş, İtalyan sinemasının yarattığı kovboy filmleri, yani ‘spaghetti western’e ‘L’Uomo, L’Orgoglio, La Vendetta’ (Luigi Bazzoni) ile uğramış, Batı pazarına açılan bir Rus, Nikita Mikhalkov için ‘Siyah Gözler’in senaryosunu bile o yazmıştı.
1949’da en iyi yabancı film Oscar’ı alan Rene Clement’in yönettiği ‘In Le mura di Malapaga’sı ile William Wyler’in ‘Roma Tatili’nde de tuzu olan Suso Cecchi D’Amico’nun emeği 1994 Venedik Film Festivali’nde ‘Yaşam Boyu Başarı’ ödülüyle değerlendirilmişti.
Bunca parlak işlere karşın geçmişteki başarılarla vakit yitirmemiş, her zaman genç yönetmenlere destek vererek onları vitrinin önüne koymuş ve son nefesine dek Cinecitta’nın kraliçeliğini sürdürmüştü.


    ETİKETLER:

    İngiltere

    ,

    İstanbul

    ,

    Che

    ,

    Roma