Cinsellik korkutur!

Cinsellik korkutur!
Cinsellik korkutur!
Cinsel ilişki yoluyla bulaşan bir lanet etrafında gelişen 'Peşimdeki Şeytan' (It Follows), gücünü sadeliğinden ve 'doğal' korkutma çabasından alan bir yapım.
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

PEŞİMDEKİ ŞEYTAN (Not: 3/5)
IT FOLLOWS
Yönetmen: David Robert Mitchell
Oyuncular: Maika Monroe, Keir Gilchrist, Daniel Zovatto, Jake Weary, Carollette Phillips
Yapım: 2014, ABD
Süre: 100 dakika

Tıpkı ‘Gizli Kusur’ gibi 34. İstanbul Film Festivali bakiyesinden ‘Ticari gösterim ağı’na devredilen hesaplar içinde yer alan ‘Peşimdeki Şeytan’ (‘It Follows’), gücünü sadeliğinden ve ‘doğal’ korkutma çabasından alan bir yapım. Sanırım sırf bu özelliğiyle bile, David Robert Mitchell imzalı film sanki Batı âlemlerinde gereğinden fazla önemsenmiş. ‘Peşimdeki Şeytan’a ilişkin dışarıda çıkan eleştirilere göz attığınızda, “Ucuz numaralara başvurmuyor” türü övgü cümlelerine rastlıyorsunuz. Bu bana şunu hatırlattı: Bu toprağın eleştirmenleri de özellikle son iki yıldır art arda vizyona giren ve film demeye bin şahit isteyen komedi formatındaki yapımlar yüzünden biraz eli yüzü düzgün filmleri fazlasıyla önemser oldu.

O kadar çok akrabası var ki
Bu saptamanın ardından ‘Peşimdeki Şeytan’ özeline dönersek, öykü Amerikan taşrasında (Detroit’te geçiyor film), bir grup gencin yaşadığı özel bir gerilim hattı üzerinde ilerliyor. Özetlersek hikâye şöyle: 19 yaşındaki Jay, yeni çıkmaya başladığı Hugh’le birlikte olur. Sonrasında delikanlı, cinsel ilişki yoluyla geçen bir lanetten ve sadece musallat olduğu kişiye görünen hayalet varlıklardan bahseder. Jay, çok geçmeden bu uyarının ciddi olduğunu anlar... Jay’in derdine ortak olan kız kardeşi Kelly, küçük yaşlardan beri ona âşık olan Paul, Kelly’nin arkadaşı Yara, komşuları Greg derken hayaletlerle mücadele cephesi genişliyor.
‘Peşimdeki Şeytan’, kendi türündeki birçok filmle akraba -ya da çağrıştırdığı çok sayıda yapım ve üslup var-. ‘Halloween’ ya da ‘Elm Sokağı Kâbusu’ ilk elde akla gelenler. Keza daha eskilerden ‘Invasion of the Body Snatchers’... Öte yandan cinsel ilişki yoluyla bulaşma meselesi kuşkusuz ‘AIDS’i akla getiriyor ama film bazında Cronenberg’in ‘Rabid’ini hatırlamamak mümkün mü? Taşranın tekinsizliği meselesinde de David Lynch’i anıyoruz ister istemez...

‘Arzu nesnesi’ Jay

David Robert Mitchell, seyircisini zaman zaman sakin bir şekilde ürpertip bir yandan da adını zikrettiğimiz tüm film ve yönetmenlere göndermelerde bulunuyor ama filminin orijinal bir çaba olduğunu söylemek pek mümkün değil. Aslına bakarsanız ben filmin başlardaki, gerilimin sularına açılmadan önceki ‘taşra sıkıntısı’ hallerini daha fazla beğendim.
Filmin oyuncular cephesindeki kayda değer yanı, bizi yeni yüzlerle tanıştırması. Yabancı bir eleştirmenin de vurguladığı gibi Jay -ki öyküdeki arzu nesnesi- rolündeki Maika Monroe, Greta Gerwig’i, Greg’i canlandıran Daniel Zovatto de Johnny Depp’i hatırlatıyor. Öte yandan ‘Disasterpeace’ grubundan Rich Vreeland’in imzasını taşıyan müzikler de gayet başarılı.
Toparlarsak az ama öz geren, türün klasiklerine ve klişelerine saygıda kusur etmeyen ‘Peşimdeki Şeytan’, belli ölçülerde ilgiyi hak ediyor diyebiliriz...