Çirkinin ve kötünün resmini yapıyorum

Çirkinin ve kötünün resmini yapıyorum
Çirkinin ve kötünün resmini yapıyorum
Yeni resimleri X-İst'de sergilenen Ali Elmacı: Net olarak şunu söyleyebilirim: çirkinin ve kötünün resmini yapıyorum. Benim için çirkin ve kötü de otoriteyi temsil ediyor. Bu resimlerde biraz da Yeni Türkiye var...
Haber: SİNEM KESKİNEL - sinem.keskinel@gmail.com / Arşivi

Gözümüzün içine bakan portrelerin ressamı Ali Elmacı’nın 3. kişisel sergisi “Onu Öldür, Beni Güldür” 20 Kasım’da x-ist’te açıldı. Elmacı sergide kişisel ve toplumsal olanı harmanlaya-rak, otorite sahiplerinin yeni nesli şekillendirme taktiklerini iktidar eğitim politikaları üzerinden tartışıyor. Gerçeküstü karakterleri ve detaylarla zenginleştirdiği anlatımıyla vaadedilen geleceğin yanıltıcılığını, gerçek ile görünen arasındaki uçurumu vurgulu-yor. “Onu Öldür, Beni Güldür” sergisindeki fantastik sahnelerde, bal yapan eşek arılarına, abaküse takılmış kurukafalara, bağırsak şeklindeki sarıklara ve gözünü izleyiciye dikmiş huzursuz çocuklara rastlanıyor. Çekici olanla itici, samimi olanla tehditkar, doğalla yapay bir arada seyredildiği “Onu Öldür, Beni Güldür” günümüz şartlarında büyümenin zorluğu ve hiç birseyin göründüğü gibi olmayışı üzerine kurgulanmış sergi.. 20 Aralık’a kadar ziyaret edilebilecek olan sergiyi Ali Elmacı ile birlikte gezdik. 
FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Serginin içeriğinden bahsedebilir misin?
Sergide üç farklı seriden işler var: “Onu Öldür, Beni Güldür”, “Senin En Güzel Halini Ben Bili-rim” ve “Büyü de Büyü”. İktidar ve eğitim programlarından bahsediyorum. Bir bireyin doğuşun-dan iktidarın en tepesine gelene kadar geçirdiği dönemleri resmettim. Sergideki resimlerin ortak noktası ise fantastik bir arka plan, önünde iktidarın başındaki birey ve o bireyin yetiştireceği ne-sillerin resmedilmiş olması.

Fantastik arka plan neyi sembolize ediyor?
O, benim Yeni Türkiye yorumum: inandırıcılıktan uzak, bize renklerle gösterilen, bahsedilen renkliliğin altında çok ciddi bir şiddet barındıran, gerçeklikten uzak, suni bir poz verme hali.. Resimlerin hepsinde de özellikle bu şiddet ve poz verme hali vurgulanıyor zaten. Farkettiysen resimlerde genelde gece hakim.. Gece her zaman merak uyandırıcı olmuştur benim için: hiç birşey net değil, neyin neye benzediği belli değil.. Benzer bir dönemden geçtiğimizi hissediyorum. Neyin ne olduğu belli değil.



Önceki sergilerde figürler daha ön plandaydı. Bu sefer işlerde oldukça güçlü, detaylarla örülmüş kompozisyonlar, hikayeler var..
Doğru aslında. İşler çok daha detaylı hale geldi. Tek bir ana karakter yok bu seride. Herkes hem ana karakter hem de bir diğerinin yan karakteri. Bütün resimlerde de anlatılan hikaye bütün bu karakterlerin hayat hikayesi aslında. Bebeklikten çocukluğa, yetişkinliğe..

Peki kim bu karakterler?
İktidarın kendi istediği gibi yetiştirdiği ve sonuçta yine iktidarın başına geçmiş bireyler bunlar.

Bir aile portresini resmettiğin “Senin En Güzel Halini Ben Bilirim” serisinden bahseder misin biraz?
Dediğin gibi bir aile portresi “Senin En Güzel Halini Ben Bilirim”. Her bireyin de kendi rolüne uygun bir bıçağı var: iktidar sahibi ve kitlesel manipülasyonlar yapan bir aile. Bir tür toplum mühendisliği yapıyorlar, çok netler, çok kesinler.. Ailenin her ferdinin de toplum içindeki rolüne göre bir bıçağı var. Bu serideki aile aslında sadece iktidarın değil, iktidar sahibi olan herkesin gerçekleri kendi isteğine göre bir filtreden geçirip güzel gösterebilme yetisini temsil ediyorlar aslında. 



“Büyü de Büyü” serisi peki?
“Büyü de Büyü” tamamen poz verme ve iktidarını sergileme hali... Devletin yetiştirdiği birey ve iktidarıyla övünme hali. Yine şiddet ve gerginliğin hakim olduğu bir ortam.

Kullandığın figürlerde çocuk yoğunluğu dikkat çekici..
Her iktidarın ilk müdahale ettiği alan eğitim. Bu eğitim de insanları özgürleştiren bir eğitim ol-muyor, aksine biat etmeyi öğreten, yönlendiren bir eğitimden bahsediyorum. Biat eden bireyler yetiştirilmek isteniyor ki, daha kolay manipüle edilebilsinler. Düşünsene zeytin ağacına düşman bir kitle var, yaratılmış bir kitle bu.. Daha çocukken, bebekken başlıyor yönlendirme.

Şiddet, özellikle ölüm çok var bu sergide..
Ölüm çok var çünkü çok ölüm oldu çünkü Türkiye’de.. Çok içiçeyiz son dönemde ölümle. Her an her yerde, hiç aklımıza gelmeyecek bir sebeple karşımıza çıkabilir. Son dönemde hepimiz bunu hisseder olduk. Ben de o nedenle çok kullandım.

İşlerinde her zaman iktidarı, toplumu, insanların yaşayış tarzını eleştiren nitelikte bir ironi olmuştur. Ama bu sergide ve son dönem işlerinde bu ironiyi daha yoğun ve zengin bir şe-kilde kullanmış olduğunu söyleyebilir miyiz?
En başından beri amacım otorite ile uğraşmak, didişmek. Bu sergide de hem sayı olarak fazla iş sergileniyor hem de anlatım dilimi zaman içinde ilerlettiğimi düşünüyorum. Net olarak şunu söy-leyebilirim: çirkinin ve kötünün resmini yapıyorum. Benim için çirkin ve kötü de otoriteyi temsil ediyor.

Ali Elmacı’nın Onu Öldür Beni Güldür adlı sergisi 20 Aralık’a kadar Galeri X-İst’de görülebilir.