Çizgide durduğu gibi durmamış!

Çizgide durduğu gibi durmamış!
Çizgide durduğu gibi durmamış!
Çizgi dizi 'Robinson Crusoe & Cuma'nın sinema uyarlaması zayıf hikâyesinin yanında bakış açısı ve kullandığı dil itibariyle bir ergen komedisi olmanın ötesine gidemiyor.
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

ROBINSON CRUSOE & CUMA (Not: 1.5/5)
Yönetmen: Gürcan Yurt
Oyuncular: Serhat Kılıç, John Nyambi, Beyti Engin, Damla Debre
Yapım: 2015, Türkiye

İngiliz yazar Daniel Defoe’nun ilk kez 1719’da basılan romanı ‘Robinson Crusoe’, malum temelde sömürge ruhunun bir ada ölçeğinde yaşatılmasıdır. Metin, genel çerçevesi itibariyle beyaz adamla (Robinson) kölesi ‘Cuma’ arasındaki ilişkisi üzerine şekillenir. Mizahçı Gürcan Yurt ilk olarak ‘L-Manyak’ta yayımlanan çizgi dizisinde, Dafoe’nun karakterlerini ‘buralı’laştırmıştı. ‘Robinson Crusoe & Cuma’, yayımlandığı dönemde büyük ilgi görmüş, daha sonra albüm olarak da okur karşısına çıkmıştı.

'Minyonlar'cası efendi ararken...

Bu çizgi dizi şimdi, Gürcan Yurt’un senaryosunu kaleme aldığı ve yönetmenliğini de üstlendiği bir sinema filmi olarak huzurlarımızda. Sonradan devamı gelir mi bilmem ama beyazperdedeki bu ilk adım serinin altıncı ve yedinci albümlerinde yer alan ‘Domelya ve Yalarin Aşkı’yla ‘Kayınpederin Esareti’ maceralarından sinemaya uyarlanmış. Çizgi dizi cinsellik ağırlıklı, küfrün sıkça yer aldığı, efendi-köle ilişkisine odaklıydı. Kahramanları boyutunda da Robinson’un içten pazarlıklı, her daim Cuma’yı ezen, hor gören ve genelde tokadı basan karakterine karşın Cuma iyilikle dolu, saf, yeri geldiğinde efendisine lafla haddini bildiren bir tiplemeye sahipti.


Filme gelince, önce kısa bir özet: Robinson ve Cuma’nın sıkıntılı hayatları, adaya gelen bir gemiyle hareketlilik kazanır. Bir tür ‘Nuh’ görüntüsündeki geminin sahibi Victor, beraberindeki hayvanları adaya salarken kızları (ki çizgi romandaki isimler ‘Domelya’ ve ‘Yalarin’, ‘Donelya’ ve ‘Yanarin’ olmuş) da ikilinin dikkatini celbeder. Robinson’la Cuma kızlarla yakınlaşmaya çalışırken babaları da bu duruma engel olmaya çalışır...

Defalarca tekrarlanınca...
‘Robinson Crusoe & Cuma’ öncelikle bizi şu gerçekle buluşturuyor; evet, senaryo köklerine sadık ama bazı şeyler perdeye yansıyınca çizgide durduğu gibi durmuyor. Sürekli küfür, şaka niyetine kullanılan ırkçı ifadeler ve sözcükler (‘yamyam’, ‘maymun’ gibi) defalarca tekrarlanınca bir noktadan sonra hem baygınlık veriyor hem de rahatsız edici bir hale dönüşüyor. Bu durumu belki şöyle toparlamak gerek; bir noktadan sonra (ki film bence o noktaya çabuk ulaşıyor) eleştirmeye çalıştığın durumun bir parçası haline geliyorsun.

‘Recep İvedik’ çizgisinde

Ayrıca fiziksel şiddete dayalı el şakaları da demode duruyor. Örnek vermek gerekirse, Cuma film boyunca Robinson’dan, kızların babası Victor’dan ve Yanarin’den ayrı ayrı tokat yiyor; bunun, bu çağda neresi espri, doğrusu ben anlayamadım? Bir başka problem de çizgi romanda iki albümü taşıyan öykünün (yani Robinson ve Cuma’nın Donelya ve Yanarin’i elde etme çabası) filmi taşımakta zorlanması olmuş. Üstüne üstlük ‘seksist’ bakış açısı da filmin bir başka handikabı...
Toparlarsak, ‘Robinson Cruose & Cuma’, bu haliyle oyunculuk performanslarının senaryodan dolayı sonuca pek katkıda bulunamadığı, ‘Recep İvedik’ çizgilerinde gezinen bir film olmuş.


    ETİKETLER:

    Sinema

    ,

    Türkiye

    ,

    Beyaz

    ,

    Cinsellik

    ,

    yazar

    ,

    dizi

    ,

    film

    ,

    senaryo

    ,

    dolu

    ,

    2015