@ErkanAktug

'Çoğu arızamız ölüm korkusundan'

'Çoğu arızamız ölüm korkusundan'
'Çoğu arızamız ölüm korkusundan'

Beste Bereket, insanların çoğu arızalarının ölüm korkusundan kaynaklandığını düşünüyor. FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Onur Ünlü'nün İstanbul Film Festivali'nde Altın Lale için yarışan filmi 'Beş Şehir'de rol alan Beste Bereket, 'Onur zekâsını çok enteresan şekilde kullanıyor ve bunu çok seviyorum. Beğenilsin, beğenilmesin yaptığı işin Türk sinemasında muadili olduğunu düşünmüyorum' diyor
Haber: ERKAN AKTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - Beste Bereket, nasıl da mutlu Onur Ünlü’yle çalıştığı için... Başrolünde oynadığı ‘Beş Şehir’i de pek sevmiş, değmeyin Beste’nin keyfine. Filmleri (Polis, Güneşin Oğlu) ve senaryoları (Acı Aşk) bir yana Ah Muhsin Ünlü mahlasıyla yazdığı şiirlerine kadar biliyor, uzaktan uzağa takip ediyor ve hayranlık duyuyormuş Onur Ünlü’ye. O yüzden çok güzel bir kesişme olmuş ‘Beş Şehir’.
“Onla çalışırken, sohbet ederken yetenek ve dehaya saygı duyuyorsun” diyor Beste, “O zekâsını çok enteresan şekilde kullanıyor ve bunu çok seviyorum. İşlerini görüp tanışınca daha net anladım. Ama onda başka insanlarda olmayan özel bir durum olduğunu tanışmadan, işlerinden seziyordum. Çünkü beğenilsin, beğenilmesin yaptığı işin Türk sinemasında muadili olduğunu düşünmüyorum, onunla aynı kulvarda birileri olduğunu da düşünmüyorum. Onur’u kategorize etmek çok zor. Bu yüzden filmleri ancak kendi filmleriyle kıyaslanabilir diye düşünüyorum.”
Genç kuşağın parlak oyuncularından biri Beste Bereket. 28 yaşında. İlk sahne tozunu ortaokul yıllarında hafta sonu kurslarına katıldığı Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde yutmuş. Üniversite sınavında İstanbul Üniversitesi Fizik Bölümü’nü kazanmış ama kayıt yaptırmamış. Sonra ilk denemede Mimar Sinan Devlet Konservatuarı’na girmeyi başarmış. Profesyonelliğe 2005’te ‘Aşka Sürgün’ dizisiyle adım atan Beste Bereket, aynı yıl başrolünde oynadığı ilk filmi ‘Türev’le Altın Portakal’da en iyi kadın oyuncu seçildiğinde ise henüz 23 yaşındaydı.
Enteresandır, en azından sinema adına arkası çorap söküğü gibi gelmedi. 2006’da ‘İki Süper Film Birden’de oynadı. Gösterimdeki ‘Beş Şehir’ oynadığı üçüncü sinema filmi. Tabi arada ‘Anadolu Kaplanı’, ‘Sessiz Fırtına’, ‘Parmaklıklar Ardında’, ‘Kalp Ağrısı’ gibi diziler ve Dolunay Soysert’le öpüştüğü sahneyle manşetlere çıkan ‘Sürmanşet’ oyunu var.
‘Sahi Beste Bereket’i neden bu kadar az görüyoruz sinemada?’ diye soruyorum, o da bana soruyor, ‘Bilmiyorum, ben de merak ediyorum, sence neden?’ Galiba, haklı olarak adımlarını biraz dikkatli atıyor. “Biraz sakin olayım, gerçekten içim ısınsın istedim. Yoksa film sayısı 2-3 artabilirdi. Kabul etmeyip sonradan pişman olduğum proje olmadı.”
Beste Bereket, ‘Beş Şehir’de şekerci dükkanında part-time çalışan güzel sanatlar öğrencisi Dilek rolünde. Dilek filmde hikayesi anlatılan beş karakterden biri olmanın ötesinde diğer hikayeleri de birbirine bağlamakta katalizör görevi üstleniyor.
Onur Ünlü’yü bildiği için karakteriyle ilgili herhangi bir beklentiye girmemiş Beste. “Çünkü beni şaşırtacağını biliyordum.” Rolün uzunluğuna kısalığına da hiç takılmamış. “Bir şeyi parlatmaktansa hikâyenin parlak olması en güzeli” diyor ve ekliyor, “Ölüm, aşk, aldatma gibi herkesin her an karşılaşabileceği meseleleri içinde barındıran ama bunları beklenmeyen şekilde anlatan bir oyun gibi. Ama konu çok müsait olmasına karşın ajite etmiyor, film buna izin vermiyor. Bu durum beni çok etkileyen bir şey açıkçası. Filmi gerçekten çok sevdim.”
Onur Ünlü filmlerine alışkın olmayanlar ‘Beş Şehir’de bu kadar ‘ölüm’ün üst üste gelmesini, kimi tesadüfleri garipseyebilir. Ama hayat bu, her şey mümkün. Michael Haneke’nin şu sıralar SİYAD en iyi ilk filmler seçkisi kapsamında festivalde de gösterilen ‘Yedinci Kıta’sında burjuva aile eve kapanır, bir süre sonra bütün eşyalarını yavaş yavaş kırıp parçalamaya, yok etmeye başlarlar. Dün Bakırköy’den bir haber geldi; cinnet getiren birisi bütün eşyalarını camdan atmış, atamadıklarını da evde parçalamış... Beste Bereket’e göreyse filmleri gerçek hayatla kıyaslamak, öyle örneklemeler bulmaya çalışmak çok doğru değil: “Gerçek olmaktan çok samimi olması önemli. Gizli kamerayla çekilmiş reality bir durum yok ortada. Diğer taraftan gerçek hayatta aşk, kanser, ölüm, aldatma üst üste gelebilir. Ama bir filmde bunlar doğru şekilde birbirine bağlanmalı. Ve Onur da bunları çok ayrı ayrı başlatıp bir araya çok güzel toplamış. Ama bunların ölüm üzerinde toplanması bunu en gerçek kılan şey. Filmde Şebnem Sönmez’in canlandırdığı konuşan kedinin varlığı bile bu gerçekliği hiçbir şekilde yıpratmıyor, öyle düşünüyorum.”
29. İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale için yarışan ‘Beş Şehir’in meselesi ölüm. En iyi senaryo ödülüyle döndüğü Antalya’daki basın toplantısında Onur Ünlü, “Ölümü unutuyoruz. Dünyada bu katar kötü şey olmasının nedeni bu. Ölümü daha fazla hatırlamamız lazım” demişti. Beste Bereket ise insanların çoğu arızalarının ölüm korkusundan kaynaklandığını düşünüyor. “Çünkü bu bizim yaşayacağımızı bildiğimiz tek şey. Hayatımızda bugün dağın en yüksek noktasında olup yarın yerin yedi kat dibinde olabiliriz. Basımıza ne gelebilir, hiçbir zaman bilmiyoruz. Bildiğimiz en net şey ölecek olduğumuz.” Beste’ye uzun ömürler dileriz. Ha, bir de daha çok filmde oynamasını...