Contemporary İstanbul: Büyük, gösterişli ve dikkat çekici...

Contemporary İstanbul: Büyük, gösterişli ve dikkat çekici...
Contemporary İstanbul: Büyük, gösterişli ve dikkat çekici...
10'uncu yılını kutlayan Türkiye'nin çağdaş sanat fuarı Contemporary İstanbul, her zamanki gibi büyük, gösterişli ve dikkat çekici... Fuar da tam böyle bir şey. Sanattan çok sanat piyasasının öne çıktığı, sanatçıdan çok galerici ve koleksiyoncunun görünür olduğu bir yer. Bu fuarda da pek çok sanatçının geçen sezon sergilerinden bildiğimiz işleri yer alıyordu galeri standlarında. Yeni, taze, ilgi çekici işlerin sayısının az olduğu eleştirisi de dile getiriliyordu. Bu eleştiri ne kadar haklı emin değilim.
Haber: CEM ERCİYES / Arşivi

Türkiye’nin çağdaş sanat fuarı Contemporary İstanbul dün açıldı. Her zamanki gibi kalabalık, her zamanki gibi şık ve iddialıydı. Aslında her zamankinden farklı bir yanı var bu yılki fuarın; 10. Yılını kutluyor. 2006’da Türkiye için uluslararası yanı da olan bir ‘çağdaş sanat fuarı’ olarak yola çıkan etkinlik, kurumsallaşarak büyüdü ve yerini sağlamlaştırdı. Çağdaş sanatın yükselişine eşlik etti, bu yükselişi destekleyen ögelerden biri olmayı başardı. Bu başarı sayesinde olmalı ki Türkiye’de bir ikinci ‘çağdaş sanat fuarı’ da kendini gösterdi ve bu alanda bir rekabet bile oluştu.

Contemporary İstanbul bu yıl yabancı galeri oranının yüzde 65’i bulduğunu açıkladı. Demek ki önemli hedeflerinden birini tutturmuş. 2006 yılında sadece 9 yabancı galerinin bulunduğu fuarda bu yıl 24 ülkeden 65 galeri var. Türkiyeli galerilerden daha çoklar. Ben her ne kadar ‘Türkiye’nin çağdaş sanat fuarı’ desem de Contemporary İstanbul, dünyanın bütün önemli fuarları gibi bölgesel bir etkinlik olmayı hedefliyor. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli, basın toplantısında bu hedefi tutturduklarını şu sözlerle açıklamış oldu: “Contemporary İstanbul bütün dünyadan sanatseverlerin saygısını kazanmış bir sanat fuarı haline geldi, zira bu bölgenin üretken kaosunu kucaklamanın değerini kavramış bulunmakta.”

‘YABANCI SANATÇI’ İLGİSİ
Fuarın ‘uluslararası’ kimliğinin öne çıkması için özel bir çaba gösteriliyor. Yabancı galeri katılımı fuar yönetiminin de önemsediği ve özendirdiği bir durum. Tıpkı uluslararası koleksiyonerlerin varlığı gibi. Bunun son yıllarda Türkiye piyasasında oluşan ‘yabancı sanatçı’ eğilimiyle de bir ilgisi olduğu, fuarın ve galerilerin birbirini tetiklediğini söylemek mümkün.

BÜYÜK, GÖSTERİŞLİ, DİKKAT ÇEKİCİ
Contemporary İstanbul’a Türkiye’den katılan 37 galeri var. Her isteyen Contemporary İstanbul’a katılamıyor. Bir seçici kurulun filtresinden geçiyor galeriler. Sayılarının az olması onları daha özel kılıyor haliyle. Böylece fuara katılmak da başlı başına bir prestij gösterisine dönüşüyor. Büyük, gösterişli ve dikkat çekici olmakta fayda var. İşte fuar da tam böyle bir şey. Sanattan çok sanat piyasasının öne çıktığı, sanatçıdan çok galerici ve koleksiyoncunun görünür olduğu bir yer. Galerilerin çoğunlukla birlikte çalıştıkları sanatçıları temsil edecek, dikkat çekecek, kolay satılabilecek eserleri seçip standlarına koydukları bir alan. Bu fuarda da pek çok sanatçının geçen sezon sergilerinden bildiğimiz işleri yer alıyordu galeri standlarında. Yeni, taze, ilgi çekici işlerin sayısının az olduğu eleştirisi de dile getiriliyordu. Bu eleştiri ne kadar haklı emin değilim. Çünkü fuarı, tematik bir sergi, bir bienal hatta devasa bir karma sergi olarak bile düşünmek hata olur.

GENÇ VE YENİLİKÇİ SANAT
Ama bir fuar sadece galeri standlardından da ibaret değil. Contemporary İstanbul, Türkiye sanatının bir kurumu olmak için on yıldır çalışıyor. Bir dergileri, yıl boyu sanatçıları ve çağdaş sanatı tanıttıkları çeşitli toplantıları, fuar sırasında CI Dialogues adı altında gerçekleşen konferanslar dizisi, her yıl bir ülke sanatına odaklanan konuk ülke uygulaması, fuarda genç ve yenilikçi sanatçıları, sanatları tanıtmaya yönelik farklı bölümleri var. “Plug in” içlerinde en çok ilgi çekeni. Bu yıl Ebru Yetişkin’in X-Change temasıyla hazırladığı sergi yine video, animasyon ve her nevi dijital sanatın izleyiciyi kendine çeken ve beğenilen bir toplamını oluşturuyordu.

YAŞAM ŞAŞMAZER’İN FARELERİ CAROLE FEUERMAN’IN YÜZÜCÜLERİ

Yaşam Şaşmazer
İranlı galerilerin de merak uyandırdığını, bulundukları yeri arayıp bulmak için uğraşan ziyaretçiler olduğunu gördüm. Ama açılış günü yine esas kalabalık giriş katındaki salondaydı. Burada en çok fotoğrafı çekilen eser, geçen yıl alt salonda bir tür özel proje alanı gibi var olup bu yıl üst katta tam bir galeri gibi kendini gösteren Berlinartprojects’in göz bebeği Yaşam Şaşmazer’in fareleri oldu. Sanırım popülerlik bakımından onu izleyen diğer işler ise ABD’li sanatçı Carole Feuerman’ın yüzücü heykelleriydi. Üzerinde su damlaları duran bu hiper gerçekçi heykellerin Şaşmazer ile akrabalığı, fuarın temel biçimsel tercihi hakkında fikir vermek için yeterli.

DİKKAT ÇEKEN İSİMLER
Türk resminin büyük ustalarından Adnan Çoker, ilerleyen yaşına rağmen şaşırtıcı bir işle dikkat çekiyor. Olcay Art standı, Çoker’in 29 harf için yaptığı resimlerden oluşuyor. Zaman Gazetesi’ne verdiği röportajda sanat dünyasına seslenerek “Ya doğru dürüst bir şey yapsınlar, ya ben doğrulturum onları” diyen 89 yaşındaki Çoker bu işleri on yılda tamamlamış. Genç sanatçılarıyla tanınan X-ist’in standının hemen yanındaki proje alanı da her yıl enteresan olmayı başarır. Bu sene de Bahadır Baruter’in ‘Mukadderat’ başlıklı heykelleriyle dikkat çekiyor. Karikatürden resme geçen Baruter, şimdi de işlerine yeni bir boyut ekleyip etkileyici heykellere dönüştürmüş. Cam fanuslar içinde birer laboratuvar fetüsü gibi duran iş dünyasının insanları bunlar. Beyaz yakalıların kendi hırslarından beyaz hayaletlere dönüştüğü, ürkütücü ve çekici bir seri. Ben Alan İstanbul’daki Kezban Arca Batıbeki’nin işlerini de beğenerek izledim.

Pek çok galeri sürekli çalıştığı sanatçıların son dönem işlerinden bir, ikisini astığı kalabalık stantlarla fuarda yer alıyor. Bazen Galeri Nev gibi, sanatçılarının en yeni işlerini (mesela Nermin Er’in iki boyutlu kağıt işi ya da Ani Çelik Arevyan’ın fotoğrafları gibi…) koyanlar daha bir ilgiyi hak ediyor.

Contemporary İstanbul, bu sene de Akbank’ın katkılarıyla 15 Kasım’a kadar İstanbul Kongre Merkezi ve Lütfi Kırdar Sergi Sarayı’nda görülebilecek.