Coşkusuz bir hasret giderme

Coşkusuz bir hasret giderme
Coşkusuz bir hasret giderme
'Algiers'in tüm güzel anlarına rağmen eksiği, eski Calexico albümleri kadar sinematik olmayıp gözümüzde çok fazla hikâye ve görüntü canlandırmaması
Haber: SEDA NİĞBOLU - twitter.com/sedanigbolu / Arşivi

Bir müziğe karakterini veren şey tamamen içinden çıktığı coğrafyanın toprağı, havası, suyu olunca beraberinde taşıdığı ruh halinden uzaklaşması pek mümkün olmuyor. Arizona’lı Calexico gibi çorak toprakların tozunu müziğinize yedirmeye muktedirseniz yapılan her zaman belli bir hissiyata sahip olup ‘iyi-kötü’den ziyade kendi standartları üzerinden değerlendiriliyor. ‘Algiers’ da bu konuda bir istisna değil. Tüm diğer Calexico albümleri gibi kötü olmaktan çok uzak, ama bu kez müzikalitesini her an korusa da heyecanını, tutkusunu yitirdiği anlar mevcut. Avrupa ’da kaydedilmek istenen albüm bu fikir gerçekleşemeyince New Orleans’ta sonlanmış. Joey Burns, New Orleans’ı “güçlü ve cüretkâr, sapına kadar duygusal, ama karanlığın deniziyle çevrili” olarak tanımlamış ama albüm şehrin bu hissiyatını o denli etkili şekilde aktaramıyor. Açılıştaki ‘Epic’ albümün en iyilerinden ve eski Calexico’ya en yakın parçalarından biri ama adının vaat ettiği kadar görkemli değil; daha çok o an radyoyda rastladığınızda ruh halinize denk düşerse etkileyici. Albümün büyük çoğunluğu gibi sahneyi doldurmuyor, fazla öne çıkmıyor. ‘Sinner in the Sea’ ya da ‘ Para ’da olduğu gibi onlara has western/country’nin tutkusu duyulduğunda her şey daha iyi ama ‘Fortune Teller’ ya da ‘Hush’ gibi parçaların mırıl mırıl dinginliği çoğu indie-folk grubundan pek uzakta değil. Kötü değil, ama derinlere kazınmıyor. Calexico yedinci stüdyo albümlerinde görkemli orkestrasyonları, coşkuyu biraz dinginleyip o sükûnetle yeni bir yere gitmek istemiş olabilir. Ne de olsa Amerikana kazdıkça daha derine gidiyor ve anlatılacak hikâyeler asla tükenmiyor. Ama ‘Algiers’in tüm güzel anlarına rağmen eksiği eski Calexico albümleri kadar sinematik olmayıp gözümüzde çok fazla hikâye ve görüntü canlandırmaması. Albümün en iyilerinden kapanıştaki ‘The Vanishing Mind’i duyunca daha ağır ve melankolik Calexico’yu özlememek zor. ‘Algiers’i fena olmayan bir hasret giderme olarak görmeli. Amerikana’yı sert ve tutkulu sevenler içinse geçen hafta çıkan yeni Wovenhand albümünü müjdeleyelim.


    ETİKETLER:

    indie

    ,

    Avrupa

    ,

    Para

    ,

    ruh

    ,

    ,

    zaman

    ,

    Uzak