Darbeye karşı konser vermişti

Darbeye karşı konser vermişti
Darbeye karşı konser vermişti
Hayatı boyunca emekten, adaletten, eşitlikten yana olan Amerikan folk efsanesi Pete Seeger, 12 Eylül darbesine karşı New York'ta düzenlenen dayanışma konserine de katılmıştı. Konseri organize eden ekipten E. Ahmet Tonak yazıyor.
Haber: E. AHMET TONAK* / Arşivi

Pete Seeger kimi yalnız bıraktı ki? Dava adamıydı. Hayatı boyunca emekten, adaletten, eşitlikten yana oldu. Hep sosyalist kaldı, yalpalamadı.
Öldüğünü duyar duymaz Facebook sayfama şu notu düşmüşüm: “Çok sevdiğim birisi daha öldü. Son konserini geçen eylülde 94 yaşında iken vermiş, bizim de izleme imkanımız olmuştu. Ayrıca yıllar önce tanışmış, kendisinden 12 Eylül’ün 1. yılı vesilesiyle New York’ta düzenlediğimiz konsere katılmasını rica etmiştik. O da her zamanki dayanışmacı tavrı ile hemen kabul etmiş ve NYU’daki konserin harika geçmesini sağlamıştı. O günleri yazmaya başlamak gerekiyor.”
‘Son konseri’ derken yanılmışım. Bizim izlediğimiz Peekskill, 8 Eylül WAMC (Amerikan Halk Radyosu) ile dayanışma konserinden sonra da Seeger gelen davetlere icabet etmeye devam etmiş: 21 Eylül’de Farm Aid’in Saratoga Springs’teki, 5-6 Ekim’de Brook Farm Project’in New Paltz’daki ve 14 Kasım’da WBAI adlı radyonun New York’taki dayanışma konserine katılmış. 94 yaşında, artık o tükenmeye yüz tutmuş kadife sesiyle, kimseyi yalnız bırakmamış.
Ömrü vefa etseydi 22 Şubat’ta New York’a gidip, bu yıl ilk defa verilecek Woody Guthrie Ödülü’nü alacaktı. Gıyabında vereceklermiş.
12 Eylül 1980 darbesinden hemen sonra ABD’deki bir grup Türkiyeli öğrenci olarak Committe for Human Rights and Democracy in Turkey’i ( Türkiye ’de İnsan Hakları ve Demokrasi Komitesi) kurduk. News from Turkey (Türkiye’den Haberler ) adlı aylık bir bülten çıkarmaya başladık. Bültende insan hakları ihlallerine, süren davalara ilişkin haberleri derliyor, İngilizceye çeviriyor, ABD başta olmak üzere uluslararası kamuoyunu etkilemeye çalışıyorduk. Alçakgönüllü olmaya gerek yok, yaptığımız işi iyi yapıyorduk. News from Turkey kısa zamanda herkesin başvurduğu bir kaynak haline geldi. Brüksel’de bizim bültenin daha profesyonel bir versiyonunu yayımlayan, Ant dergisinden hatırladığım Doğan Özgüden’in takdirini kazanmış ve bir süre sonra teşrik-i mesai yapmaya bile başlamıştık.
ABD’nin, hatta Kanada’nın değişik üniversitelerindeki Türkiyeli gruplarla da yakın ilişki ve dayanışma içindeydik. Komitenin faaliyetlerini destekleyenler arasında yok yoktu: Edward Said, Noam Chomsky, Paul Sweezy, Eqbal Ahmad, Arthur Miller... PEN’in, cezaevindeki aydınlarla dayanışma için 1985’te Türkiye’ye yolladığı Arthur Miller-Harold Pinter ikilisinin seyahatinde bizim komitenin de bayağı bir payı vardır.
Biz kimdik, Pete Seeger konseri nasıl gerçekleşmişti? New York dışındaki birçok arkadaştan maddi ve siyasi ciddi destek almamıza rağmen, gündelik örgütsel temaslar, News from Turkey’nin basımı ve dağıtımı esas olarak New York’taki kadro tarafından yürütülüyordu. New York Üniversitesi (NYU) bize bir ofis tahsis etmişti, yayın faaliyetlerini, toplantıları orada yapıyorduk.
12 Eylül darbesinin birinci yılı yaklaşırken, ABD kamuoyunda oluşturmaya çalıştığımız duyarlılığı arttırmak için popüler bir konser düzenlemeyi düşündük. Almanya’da olan Melike Demirağ ve Şanar Yurdatapan vatandaşlıktan çıkartılmıştı. Onları New York’a davet ettik, atladılar geldiler.
‘Onun için doğal, bizim için müthiş bir şeydi’
Pete Seeger’ın ölüm haberini duyunca, bizim 1981 konserine bulaşmış ve hâlâ temasta olduğum bazı arkadaşlara yazarak, konserle, hazırlıklarla ilgili hatırladıklarını paylaşmalarını istedim. Malum, hafıza-i beşer nisyan ile maluldür; iyi ki sormuşum, hatırlamadığım bir sürü detay çıktı ortaya.
Osman Kavala anlatıyor: “Pete Seeger’in 12 Eylül’e karşı bizim düzenlediğimiz konsere çıkması herhalde onun için çok doğaldı ama bizim için müthiş bir şeydi. Sakin duruşuyla tamamen ters orantılı bir heyecan fırtınası yaratmıştı. Ben o sırada New York’a yeni gelmiştim, yanlış hatırlamıyorsam sizler Türkiye Konsolosluğu tarafından mimli olduğunuzdan organizatör olarak ortalarda görünmek istememiştiniz. Ben, ses, vb. ile de uğraşıyor, teknisyen görünümünde İngilizce konuşarak programın organizasyonuna yardım ediyordum. Gören nasıl olsa Türk olduğumu anlamaz diye...”
Şimdilerde Utah Üniversitesi İktisat Bölümü’nde öğretim üyesi olan Korkut Ertürk, o sıralar NYU’da lisans öğrencisiydi: “İlk aklıma gelen, konsolosluktan gelip fişleyecekler diye iki grup oluşturup, kimimiz sahne arkasında kimimiz de balkonda kalıp ortalıkta gözükmemeye çalışmıştık. O yüzden kapıda ve ortalıkta olanlar ‘yabancı’ NYU öğrencileriydi. İnsan Tunalı sahne arkasındaki gruptaydı. New York ekibi de balkondaydı. Bir ara irtibat kopukluğu oldu, adı aklımda değil, Pete Seeger’dan önce gitarıyla sahneye çıkan bir ‘brother’ vardı; sahneye Kuzey İrlandalı birini çağırıp uzun uzun konuşturttu. Halbuki, konuşma yapmak isteyen diğer tüm ilerici gruplara Türkiye dışında hiç konuşma olmayacak demiştik. Ömer’le “ne oluyor” diye balkondan inip, sahneye doğru giderken, salonda Lissarides’e (Kıbrıs’lı sosyalist lider) yakalandık. Diğerleri gibi Yunanlı ve Kıbrıslı arkadaşları küstürmeden onu da konuşturmamak için akla karayı seçmiştik. İrlandalı sahneye çıkınca tabii zor durumda kaldık.”
İlkokuldan sınıf arkadaşım, yıllar sonra New School’da tekrar buluştuğumuz Vedit İnal (Yeditepe Üniversitesi, İktisat Bölümü’nde öğretim üyesi): “Balkonda epeyi kalabalık bir grup vardık gibi kalmış aklımda. 50-60 kişi galiba. Aşağıda konsolosluktan durumu görmeye gelen görevlilerin, ortalıkta sadece Yunanlı ve Latin Amerikalıları görünce, “bu işi kim yapıyor, yahu” dediklerini duymuştu biri. Bu pek keyiflendirmişti o zaman bizi. Aşağıda sadece Yunanlıların ve Latinlerin gözükmesi oldukça zekiceydi. Kıbrıs Sosyalist Partisi’nden biri konseri hijack etmişti. Olayı Kıbrıs sorununa bağlama babında bitmek tükenmek bilmeyen bir konuşma. Bu, tabii, istediğimiz bir şey değildi.”
Konserin sahne arkası amirlerinden, Koç Üniversitesi İktisat Bölümü öğretim üyesi İnsan Tunalı: “O geceyi çok iyi hatırlıyorum. Pete Seeger ile sahne arkasında kısa bir sohbetimiz olmuştu. Ona Nâzım Hikmet’in İngilizceye çevrilmiş bir şiir kitabını hediye etmiştik. Seeger çok mutlu olmuştu.”
Enternasyonalist ruh
Tabii hepimizin unutamadığı, geceye damgasını vuran bir iki şey var ki, altını çizmek isterim. İlki, T.C. New York Başkonsolosluğu’nun işi gücü bırakıp peşimize düşmesi ve bizi, garip ama etkili (Vedit’in tabiri ile ‘zekice’) tedbirler almaya zorlaması. Konserden sonra kimsenin başına bir şey gelmediğine göre tedbirler işe yaramış!
Diğeri, konserin enternasyonalist ruhu; muazzam bir dayanışma göstererek salonun düzenini sağlayan Yunanlı, Latin Amerikalı, Pakistanlı ve İranlı yoldaşlarımızın katkısı. Ve konsere bir kuruş para almadan ‘Özgürlük ve Demokrasi İçin Mücadele’ pankartımız altında katılan dostlar: konserden 6 yıl sonra kaybettiğimiz Frederick Douglass Kirkpatrick (‘brother Kirk’), Yunanlı soprano Anna Paidoussi, 27 Ocak’ta ölen o güzel insan Pete Seeger. Sahne arkası mürettebatından 40 yıllık dostum İrvin Schick’ın Seeger’a ilişkin söyledikleri, eminim hepimizin hislerine tercüman oluyor: “Bu kadar militan bir insanın bu kadar yumuşak ve alçakgönüllü olabilmesine ne kadar şaşırmıştım.”
Militanlık, yumuşaklık ve alçak gönüllülük! O harika kombinasyon ölmese (idi)…
Konser fotoğraflarını muhtemelen ben çektiğim halde elimde yoktu. Arşivinden bulup, alelacele tarayıp ileten Şanar Yurdatapan’a teşekkür ederim.
*Bilgi Üniversitesi, Ekonomi Bl.
(“brother Kirk”)