Dedim ki 'Neden şarkıcı olmayayım?'

Albümler satmıyor ama ilk albümlerin de arkası kesilmiyor. İlk albümü 'Güneş Işığı'nı çıkartan Mustafa Keçeli'ye cesaretinin kaynağını sorduk, 'Her şey Brian Adams konserinde başladı' dedi


ÖMÜR ŞAHİN


İSTANBUL - Müzik şirketlerinden neredeyse her gün yollanan albümleri elime aldığımda, biraz naçizane- profesyonel bakışla, biraz da küçükken eline ne bulduysa mikrofon yapıp aynanın karşısına geçen birinin kıskançlığıyla ‘Piyasada binlerce şarkıcı varken, albüm yapmak ne cesaret?’ Diyorum kendi kendime. Mustafa Keçeli’nin müzik marketlerin raflarında rastlandığında ‘diğerlerine benzer’ duran ‘Güneş Işığı’ albümünü dinleyip beğenince, bir de 2007’deki Miller Music Factory yarışmasının alternatif rock kategorisinde ‘Son 1 Şans’ şarkısıyla 1’inci olduğunu öğrenince, ‘bu soruyu sormanın tam zamanı’ dedim ve gittim konuştum Keçeli’yle. (Küçük bir not: Miller Music Factory’nin 2010 final gecesi yakında, 30 Ocak’ta yapılacak.)

‘1993’te sahnede birini izledim, sonra müzisyen olmaya karar verdim’ diyorsun. Ne cesaret?
Çocukken Brian Adams’ın konserine gitmiştim Ali Sami Yen’de. O konseri izledikten sonra bir kıvılcım oldu ve peşi sıra Beatles, Guns’n Roses gibi çeşitli grupları keşfettim. Bunlar benim müziğe başlamamda etkili oldular. Bunun çok zevkli bir iş olduğunu hissettim. Bir iş yapacaksam bunu neden denemeyeyim demiştim.
Bu kadar basit mi gerçekten?
Milliyet gazetesinin yarışmasında özel ödül aldım, 98’de lise 2’deyken Boğaziçi Üniversitesi’nin rock müzik yarışmasında birinci oldum. Gripin’in solisti Birol’la birlikte Yankı diye bir grubumuz vardı o zaman. Neden bu işi profesyonel olarak yapmayayım ki dedim.
Yarışmalarla giden bir kariyerin var sanki. Bu albüm de Miller Music Factory’de aldığın ödülle geldi. Bu işler daha mı kolay oluyor yarışmalarda derece yapınca?
Ben bu yarışmalara albüm yaparım, tanıtımım daha kolay olur diye düşünerek girmemiştim. Ben bir albüm yapayım insanlar da beğensin diyordum. Amacım bu kadar basitti. Oysa o kadar da kolay değilmiş. Bunun bir tanıtım kısmı varmış. Klip çekip televizyonda yayınlatmak için bir güç gerekiyormuş. Ben bunları düşünmemiştim. Ama büyük sanatçılara baktığınız zaman kariyerlerinin başında önemli yarışmalarda dereceler aldıklarını görüyorsunuz. Ben de albümün hazırlık aşamasının ortalarındayken kendimde böyle bir yarışma eksiği hissetmeye başladım ve Miller Music Factory’i seçtim. Çünkü Miller daha evvel Bedük’ü çıkartmıştı. Onu çok başarılı buluyorum.
Günümüzde müzisyenler Myspace’de de ünlenebiliyor. Üstelik albümler de satmıyor. Eline bir albüm alma isteğine neden olan motivasyonun kaynağı nedir?
Sen müzisyenliği meslek olarak yapmak istiyorsun, uğraşıyorsun, ödüller alıyorsun; ama bakıyorsun ki bir yerlerde bir tıkanma var. Albümün satılmayışını kabullendik artık; ama müzik sektörünün genel bir dar boğazda. Fakat albüm yapma isteği bir çığ haline geliyor, o anda ‘bu işten para kazanır mıyım’ diye düşünmüyorsun. Zaten şu anda bu işten para kazanmak mümkün değil. Ayrıca 10 yıl evvel de sanatçılar albümden para kazanmazlardı. Sadece bu satışlar plak şirketlerini ayakta tuttuğu için onlar da yatırım yapma konusunda daha cesur davranabiliyorlardı.
İyi müzik yapsan da piyasada bir sürü benzerleri olan bir müzik yapıyorsun. Yaptığın şeyin aradan sıyrılamamasından korkmuyor musun?
Biraz da çocukluğun verdiği bir cesaret oluyor insanda. 2006 yılında demolar yapmıştım onları myspace’de onbinlerce insan dinlemişti mesela. Albüm yapmak ekonomik anlamda çok zor, yaptıktan sonra da fark edilmek zor. Bunu Miller gibi büyük bir markayla omuz omuza vererek aşabilirsin. Eğer bu olmasaydı, belki yolun ortasında ben de yılacaktım.
Bilgi Üniversitesi reklamcılık mezunusun. Özel şirketlerin sanata yatırım yapmalarını nasıl değerlendiriyorsun?
Bu soru daha önce hiç sorulmamıştı. Biraz düşünmem lazım... Bir pazarlama stratejisi olarak çok doğru buluyorum. Bu tarz markaların müşteriyle iletişim kuracak çok fazla yolları yok çünkü...
2010’a henüz girmişken, 2010’da müzik piyasasında neler olur dersin?
Yeni rock gruplarının eskisi kadar çıkacağını zannetmiyorum. Çok iyi müzik dinleyebileceğimizi de düşünmüyorum. Alternatif isimleri internet yoluyla duyacağız herhalde...
Senin albümün için pop rock diyebiliriz herhalde. Ama bazı şarkılarında günümüzün modası olan elektronik tınılara da rastlamak mümkün. Modaya uyma kaygın var mıydı albümün tarzını oturturken?
Pop rock diyebiliriz albüme ama alternatif bir şeyler de var içinde. Ben yapılmış şeyleri yeniden yapmak istemiyorum, farklı olmak istiyorum, bu yüzden elektronik de var albümde. Moda meselesine gelirsek, sonuçta albümün birileri tarafından sevilmesi lazım. Yaptığın albümü kimse almayacaksa yapma. Zaten daha alternatif bir müzik yapıyor olsaydım, niye albüm yapayım, interneti kullanırdım. Şu anda popüler ama iyi bir şey yaptığımı düşünüyorum...
Güneş Işığı, Mustafa Keçeli/Equinox